Bu yazdıklarımı kaç kişi okur bilemem ama benim için mükemmel bir deneyim oldu. 2018'in sonuna yakşırken en iyiler grubunda yer alan bir kitap oldu. Seneyi #kurtlarlakoşankadınlar ile açıp böylesi bir kitapla sonlandırmak harika oldu.
Taa ki bu kitabı elime alıncaya ladar sevgili #ursula nın yaratıcı dehasına hayran kalmıştım - gerçi hala da öyle- ama işte #evelynreed in #kadınınevrimi kitabını okuyunca işler değişti. Ursula feminist bir yazar ve bu feministlik boş yere olmadı. Öze yani ilk benliğe kadınlık için dönmenin neden gerekli olduğunu Anaerkil Klandan Ataerkil Aileye II okuyunca çok daha iyi anladım. Ursula olayları fantastik bilimkurgu şeklinde kurgularken Evelyn ise tamamen kaynak taramasıyla yani bilimsel veriler ışığında kesin, net olan bir bilgiyi okuyucuya sunmuş. Eğer bir Ursula okuyucusu iseniz mutlaka Kadının Evrimi kitabını okumalısınız. Acaba Ursula da mı bu kitabı okudu? Ağır basan zihinsel tarafım okuduğu yönünde. Çünkü #dü yanındoğumgünü nde geçen öyküler burada anlatılanlardan pekte farklı değil. İki kitabın peş peşe gelmesi de benim için mükemmel bir zamanlama oldu. Bir zamanlar bir yerde okumuştum, "Doğada yani hayvanlar aleminde, babalık yoktur. Babalık makamı sonraki yüzyıllarda toplum tarafından oluşturulmuş bir kavramdır." Şimdi bu kitapla özdeşen bu bilgi taşların yerine oturmasını sağladı. Toplum klanlar halinde yaşarken analıkyanı diye bir yaşam tarzı varmış ve bu yaşamda kadının kocası gece gizlice eve girer ve sabah güneş doğmadan yine sessizce evden çıkarmış. Kadın hamile kalır ama bu yabancı adamın - yalnız burada damat yerine yabancı adlandırılması yapılmakta- verdiği bir meyve ya da kadının o güne kadar erdemli bir şekilde yaşaması sonucu ödüllendirildiği fikri yaygınlık göstermekte. Bu durumda çocuk babayı bilmez. Anne, anneanne,