Bu kitaba ne diye inceleme yapıyorum ki? Bu kitaba inceleme yapmak bana mı düştü? Ben ne anladımki ne anlatayım? Kitabın adı zaten "Cahil Hoca" olduğundan 'bilmediğimi öğretebilirim' felsefesiyle yazmaya başlıyorum.
Okurken, kitap hakkında söylemek istediğim çok fazla şey vardı. Ancak kitap bittikten sonra bir dinginlik geldi. Ve ne diyeceğimi bilemez hâle geldim. O yüzden, doğaçlama gideceğim. Bindim bir alamete, gidiyorum kıyamete!
"İnternet'in Öz Çocuğu" adlı bir biyografik film var. İzlediniz mi bilmiyorum. Aaron Swartz adlı birinin hikâyesini ele alıyor. Film ve kişi hakkında çok bilgi vermeyeceğim. Filmin başında Aaron'un çocukluğu anlatılıyordu. Aaron buzdolaplarının üzerindeki yapıştırıcılar ve evin içindeki konuşmalar ile diğer yazılı kağıtlar sayesinde 4 yaşında okumayı öğrenmiş. Ardından da yazmayı öğrenmiş. Şimdi bunu niye mi anlattım? Kitabın başında bir hikâye vardı. Onu da söylemeyeceğim, ama bir söz paylaşacağım. Buradan kısaca demek istediklerimi anlarsınız.
"Ama Telemak'taki Fransızcayı öğrenmelerini sağlayan zekâ aynı zamanda ana dillerini öğrenmelerini sağlayan olan zekâdır: Öğrenecekleri şeyi gözlemleyip kaparlar, tekrarlayıp doğurularlar, bilmeye çalıştıkları şey ile bildikleri arasında bağ kurar, yapar ve yaptıkları üstüne düşünürler. Geçmemeleri gereken bir yoldan geçmişler, çocuklar gibi el yordamıyla, tahminle yol almışlardı."
O.O Sizde de şaşırma oldu mu? Benim nezdimde önemli olan tek bir şey için çabalamak var. Çocuk gibi görmek. Bunu hem duygusal, hem de mantıksal açıdan yakalamaya çalışıyorum. Yani her şeye, bir çocuk gibi yaklaşmaya çalışıyorum. İlk başta, gözlem ve onunla gelen anlamı algılamak. Sonra da sora sora hepsini bir LEGO gibi dizmek ve kendi şatomu yapmak. Bu sayede de olabildiğince 'kendim' olmuş olurum. Başkaları