Zeynep

Zeynep
@zynpgkyldz
Puan vermedi·272 syf.··
2024 21. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2024 04:05
Kitap Türk tarihinin en başından Orta Asya'dan başlayarak Osmanlı'nın doğuşuna kadar binlerce yıllık tarihi 250 sayfaya sığdırmış ki bu da ayrı bir başarı olarak nitelendirilebilir diye düşünüyorum. Haliyle detaylı veya derinlemesine olmaktan ziyade biraz daha yüzeysel bilgi veriyor ancak bunu bir eleştiri olarak söylemiyorum çünkü kitap böyle bir şey de vadetmiyor zaten. Okurken bildiğim şeyler olmasının yanında tarihe oldukça ilgili olmama rağmen ne kadar çok şey bilmediğimi de yüzüme vuran bir eser oldu. Lakin elbette önemli olan da zaten bilmediğin şeyin farkında ve öğrenme çabasında olmak. Bunun yanı sıra tarihe ilgisi olsun olmasın herkesin tarihimizi öğrenmesi gerektiği fikrindeyim ve bu kitap da bunun için gayet güzel bir başlangıç kitabı. İlber Hoca'ya başlangıç kitabı olarak da yine gayet ideal keza benim de aynı şekildeydi ve kesinlikle hayal kırıklığına uğratmadığını söylemeliyim. Kitabı okurken röportaj dinler gibi oluyorsunuz çünkü zaten röportaj minimalinde soru cevap şeklinde ilerleyen bir eser. Zaman zaman sözlük kullanmanızı gerektirecek sözcükler bulunuyor ancak ağır bir üslup söz konusu değil aksine gayet açık ve net bir anlatım var. Ayrıca bence not alarak ve gerekli yerlerde araştırma yapılarak okunursa daha da verimli olabilir ve daha çok şey katabilir. Yalnızca bu kitap için değil tüm tarih ve kurgu dışı kitaplar için geçerli bir önerme bu bence. Zaten benim de o nedenle biraz uzun bir müddette okuduğum bir kitap oldu. Kendi adıma benim kafamda bazı şeylerin şekillenmesine yardımcı oldu. İkinci kitapta tahmin edebileceğiniz üzere Osmanlı'nın başından itibaren günümüze kadarki süreci anlatıyor yakında edinip okumak istiyorum. Kesinlikle tavsiye ederim. Keyifli okumalar...
Türklerin Tarihi 1İlber Ortaylı · Kronik Kitap Yayınları · 20229,2bin okunma
Reklam
8/10
·160 syf.··
2024 20. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2024 21:35
Kitabın 1895 yılında yazılmış olduğunu düşünmek güç öyle ki bugün yazılmış ve neşrolunmuş olsa eminim en ufak olsun sırıtmaz. Zaman makinesi günümüz için oldukça klasik bir konu gibi gözükse de zaman yolculuğu konseptini ilk kez ortaya çıkaran ve kullanan kitap aynı zamanda. Bilimkurgunun babalarından Wells yine başarılı bir alternatif evren yaratmış. Geleceğe dair bir distopya. Kitapta zaman yolcumuz psikolog, yayın yönetmeni, doktor, gazeteci gibi çeşitli mesleklerden bir grup kişiye yaptığı zaman yolculuğunu anlatıyor. Aslında bu kişilerin zaman yolculuğuna dair biraz da olsa fikir belirttiklerini ve tartıştıklarını okumak kitabı zenginleştirebilirdi. Oysa bu grubun kitaptaki tek işlevi zaman yolcusunun anlattıklarını dinlemek. Zaman yolculuğuna gelecek olursak zaman yolcumuz 802.701 yılına gidiyor. Burada müthiş bir gelişmişlik ve üst düzey teknolojiler gibi şeyler beklerken aslında bazı yönleriyle ilk insanlara yakın bir gelecek ile karşı karşıya kalıyor. Aslında biz ve düşünce sistemimiz zamanı (olumlu ya da olumsuz) sürekli üstüne koyarak değişen ve gelişen bir şey olarak algılasa da belirli yerlerde hep aynı duruma ve noktaya dönüyor diyebiliriz. Dediğim gibi kitapta da benzer bir durum var. Toplum Eloiler ve Morlocklar olmak üzere iki sınıfa ayrılmış ve bu iki sınıf birbirine taban tabana zıt. Eloiler hiçbir iş yapmayan yapmalarına da gerek olmayan yine hiçbir dertleri bulunmayan tüm günlerini oyun oynayarak ve eğlenerek geçiren bir türken Morlocklar yer altında yaşayan ve zaruri olarak olmasa da alışkanlık sonucu Eloiler yerine de tüm işleri gören, korkunç ve oldukça vahşi yaratıklar. Burada bir diğer soru da gelişmiş özellikle de Morlocklara göre oldukça gelişmiş bir sınıf imajı çizen Eloilerin oyun oynamaktan başka bir şey yapmamaları, hiçbir şey ortaya
Edebiyat
Zaman MakinesiH. G. Wells · Koridor Yayıncılık · 202037,1bin okunma
10/10
·172 syf.··
2024 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2024 17:20
Hüseyin Rahmi'nin okuduğum ilk kitabıydı ama zannederim son da olmayacak. Zira müthiş akıcıydı ve ben okurken çok keyif aldım. Özellikle toplumsal meseleleri ve ciddi sorunları izahı olmayan şeyin mizahı olur hesabı mizahi ve iğneleyici yolla ele alma biçimini çok beğendim. Bu kitapta da o klasik tabirle Yanlış Batılılaşma konusu ve Modernleşmeyi yanlış anlayan tip üzerine vurgu yapıyor. Bahsi geçen mürebbiyemiz normalde mürebbiye olmanın çok uzağında Fransız bir fahişe. Adının manasıyla tam bir tezat oluşturan bir karaktere sahip olan Anjel. Ve günün birinde yolu Türkiye'ye düşüyor. Burada birlikte Türkiye'ye geldiği sevgilisi tarafından kapı dışarı ediliyor. Böylelikle elbette geçmişini ve kim olduğunu saklayarak üstelik bir de kendisine mağdur ve masum imajı yaratarak Dehri Efendiler'in yalısında mürebbiye olarak işe alınıyor. Maddi açıdan daha fazla kazanç sağlayabilmek ümidiyle evin erkeklerini kendine aşık etme üzerine kurulu bir plan yapıyor. Öyle ki bunun için bir liste dahi oluşturmuş. Ki düşündüklerini yapıyor da. Amca Bey, Dehri Efendi'nin oğlu Şemi ve damadı Sadri Bey bu aşk üçgeninde yer almasa da yalının aşçıbaşısını bile kendine aşık etmeyi başarmış. Finalde anlıyoruz ki sadece onlarla da kalmamış. Belli bir noktaya kadar üçünü bir idare ediyor. Ta ki üç aşığın birbirlerinden haberdar olduğu malum geceye kadar. Fakat durumu öğrendikten sonra bile Anjel aşıkları nasıl kendine bağladıysa üçü de mürebbiyeyi terk etme fikrinde dahi bulunmaz.Daha ziyade mürebbiye için birbirleriyle bir yarış içine girerler. Tabi bunda Anjel'in olduğu kadar insanın gerçekten sevdiği kişiyi suçsuz ve masum görmeye yönelik eğiliminin de payı vardır.Yalnız Şemi aşçıbaşından duyduğu şeylerden sonra durumu müthiş bir biçimde idrak eder ve intikam ateşiyle yanmaya başlayarak hem
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202511,2bin okunma
7/10
·304 syf.··
2024 15. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2024 13:04
Eser son derece etkileyiciydi. Tabi betimlemeler ara sıra içerisinde kaybolacakmışsınız hissini uyandırıyor ve zaman zaman yorduğu da oluyor. Ancak zaten kitap en çok da bu betimlemeler ve iç monologlar üzerine kurulu. Yazar yasak aşkı fazlasıyla masumane biçimde ele almış.Öyle ki Suad ve Necib'in birbirine aşk itirafı bile bir eldiven vasıtasıyla oluyor. Kitabın tüm konusu da Süreyya-Suad-Necib arasında bir aşk üçgeni etrafında şekilleniyor. Süreyya ile evli olan Suad'ın gayet güzel giden evliliğinin aslında aralarındaki aşktan ziyade kendi itaatkarlığı ve onu hoş tutmaya yönelik yoğun çabası sonucu devam edebiliyor olduğunu ve Necib'in ona olan duygularını fark etmesiyle o güne dek rutin ve normal giden hayatının tüm dinamiği bozuluyor. Ve kendisini de Necib'e ve onun aşkına kayıtsız kalamaz halde buluyor. Bir yanda yalnız gözlerle, bakışlarla gerçekleşen saf bir aşk bir yanda ahlaki değerler, ihanetin suçluluğu, sadakat. Ve bu iki ateş arasında müthiş bir bunalım içerisinde sürüklenen Necib ve Suad'ın ruh halleri. Yazar bu ruhsal tasvirleri öylesine müthiş bir dil ve anlatımla meydana koymuş ki hayran kalmamak elde değil. Kitapta tek beğenmediğim nokta bazı şeylerin sürekli tekrarlanıyor, aynı şeylerin birden fazla kez dile getiriliyor olması. Genel manada kitaplarda bazı sevilen bazı da sevilmeyen karakterler olurken burada hiçbir karakteri tam anlamıyla bu şekilde tanımlayamadim. Fakat bütün karakterlere hatta Hacer'e bile ancak en çok da Süreyya'ya olmak üzere son derece üzüldüm. Ayrıca Necib ve Suad'ınkine bu kadar değinilmişken keşke az da olsa Süreyya'nin duygu durum ve psikolojisine de değinilse onun da çerçevesinden biraz bakabilseymişiz dedim. Kitabın betimleme ve tasvir odaklı ilerleyişi dolayısıyla sonunu da o tip beklemiştim fakat o konuda
EylülMehmet Rauf · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201250bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2024 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2024 03:32
Gayet güzel ve bilgilendirici bir eser. Benim okumadan önce düşündüğümün aksine temel birtakım iktisadi konu ve terimleri değil daha çok tarım ve ev yönetimi üzerine yorum ve bilgileri içeriyor. Elbette milattan önce yazılmış bir kitap olduğunu öğrendiğinizde bu durum hiç de şaşırtıcı değil. Tabi bir yandan da milattan önce ve binlerce yıl sonra bugün hala bu iki konunun ekonomi ve ülkeler açısından ne derece önem teşkil ettiğini, binlerce yıldır da bu değeri koruyabildiğini bir kez daha fark etmiş oluyoruz. Bu arada eser tarihin bilinen ilk iktisat ve işletmecilik kitabı olarak da geçiyor. Muhakkak o dönemler ekonomi özelinde bu kadar çok şey yazılmış nadir eser var ve İktisat Üzerine de bunlardan ilki. Kitap başlarda Sokrates ve Kritoboulos sonrasında ise Sokrates ile bir toprak sahibi olan İshomakhos'un diyaloglarından oluşuyor ve soru cevap şeklinde ilerliyor. Aslında kitaptaki düşünceler Ksenephon'a ait yalnızca bu üç temel karakter çerçevesinde aktarılıyor. Tarım ve ev yönetiminin yanı sıra ilk bölümlerde mülk yönetimi ve iyi bir mülk yöneticisin özelliklerinden de söz ediliyor. Buna göre mülk yönetimi başlı başına bir sanattır. Eserde bu sanatın incelikleri ele alınırken iyi bir mülk yöneticisinin sahip olması gereken erdemlerin de sıklıkla altı çiziliyor. Ayrıca değer kavramına son derece güzel bir bakış açısı da sunuluyor eserde. Bir şeyin değeri kişiye sağladığı yararla dolayısıyla kişinin onu kullanmayı bilip bilmemesiyle doğrudan ilişkilidir ve bu yolla ölçülebilir. Son olarak hem felsefi hem de iktisadi bir kitap olması yönüyle dilinin ağır ve anlaşılmaz olduğu yargısını oluştursa da kesinlikle öyle olmadığını söyleyebilirim. Keyifli okumalar.
İktisat ÜzerineKsenophon · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020218 okunma