"Hayatta aşka üstün gelecek hiçbir şey bulamıyordu. Hisler ve insani temayüllerin en ulvisi, en seçkini o idi ve bütün öbürleri onun huzurunda sadece susmak ve aşağılanmaya katlanmak icab ederdi; dünyada büyük, hükmeden, tabii ancak o vardı, onun yanında her şey suni, sıradan, göreceli kalıyordu, bunlar sadece imkansız değil vahşi, yapay, doğalı bir zorlama olarak kalıyordu; ne kadar tahammül yakan bir ateş olursa olsun ıstırapları lezzet ve saadetini o kadar arttırıyor, bizzat işkencesi bir saadet oluyordu. Öldürerek, korkutarak yakan, zevki ne kadar ani ise o kadar insan tahammülünün haricinde can yakıcı olan bir ateş. "İşte aşk!" diyordu. Ekleyerek "Ah sadece aşk, sadece birbirini sevenlerin, her şeyi unutup aydınlık, süslenmiş gördükleri heyecan ve şiir rüyası var, sadece o, sadece o..." Hatta bütün ceza bile olsa, bütün bir cinayet bile olsa, onu bilmeyenler, bu saniyeyi yaşamayanlar için "Yaşamadık!" diye feryat etmek lazımdı. Ondan başka her şey boş, her şey hiç, her şey boşuna idi; o olmasa hiç, hiçbir şey olmazdı ve yine ondan başka hiçbir şey yok. Yalan olsun, sahte olsun, yine daima o hükümran oluyor, her şey de, her halde o üstün geliyordu. " Ah ne iyi oluyor da yine üstün geliyor, her yerde daima o üstün geliyor, bütün beceriksizlikler daima eziliyor, aşağılanıyor!" ..."
Kitapla ilgili elbette benim de söyleyeceklerim vardı. Okurken biriktirmiştim, ama sonuna gelip de bu bölümü görünce hiç gerek görmedim acemice cümleler kurmaya. Kitap baştan sona bu bölümdür bana kalırsa. Evet, Türk Edebiyatı için yeri çok önemli.
Bu gerçeği yok sayarsak da şunu söyleyebilirim ki, bir kitabın sonunu bildiğiniz halde onu okurken keyif alıyorsanız, o kitabın değeri asla tartışılmaz; bana göre. Müthiş bir ifade şekli. Tek üzüldüğüm nokta orijinal metin değil, günümüz