"Tarihten sahneye getirilecek pek çok şey vardır: Birtakım kişiler, birtakım olaylar, birtakım sorunlar, birtakım düşünceler v.b
Ama bana öyle geliyorki bütün bunları sahneye getirirken bir seçim yapmak zorundayız.
Neyi getirebiliriz?
Nasıl getirebiliriz?
Tarihten çıkardığım iki oyunum var: Hürrem Sultan ile Tohum ve Toprak.
Tanrılar ve insanları (Gılgameş) saymıyorum. Çünkü onu tarih öncesi bir efsaneden çekip almıştım ve galiba o kadar eski çağlara insan daha da kolaylıkla, daha bir cesaretle uzanabiliyor. Yine de bana öyle geliyor ki tutumum aynı olmuştu.
Bir takım kişiler var tarihte, dedim: Bunlarun hangilerini seçmeli? Elbette günümüzde yaşayanı. Şu adla ya da bu adla, şu yanıyla ya da bu yanıyla yaşayanı? Yalnızca yaşaması yetmez, bu yaşantı çağımızı, insanını etkilmeli. Hele toplumumuzu etkileyebiliyorsa daha da iyi.
Bir takım olaylar var tarihte, dedim: Bunların hangilerini seçmeli? Elbette günümüzde sürüp gideni. Yalnızca günümüzde sürüp gitmesi yetmez, çalkantısı içinde yitirmeliyiz kendimizi, dalgalarında bocalamalıyız, trajik ya da komik dünyanın bir ucundan duyabilmeliyiz yankısını. Eğer toplumumuzun bir çeşit yaşantısı halinde sürüp gidiyorsa bu geçmiş olaylar daha da iyi.
Tarihten bir takım sorunlar çıkarılabilir, dedim: Bunların hangilerini seçmeli? Elbette çağımızı düşündürmekte olanı. Ancak burada bir an duralım:
Her sorun bir cevap ister, tarihte kalmış sorunların çözümlerini dilerseniz bulabilirsiniz tarihte. Bir san'atçı olarak bu çözüme bağlanırsınız ve çağınız insanını bağlamağa çalışırsanız gülünç olursunuz. Çünkü sorunlar ne kadar aynı kalırsa kalsın, çözümler değişir. Hiçbir çağ, bir önceki çağın izinden gitmemiştir. Her çağ kendi yaşantısını yaşamış, kendi sorununu kendi çözmüştür.
Galiba en iyisi sorunu ortaya atmak, tarihteki