Dr. Zeratonin

Dr. Zeratonin
@zzehralay
full time doktor part time okur
Cerrahpasa Faculty of Medicine
İstanbul
14 Kasım
95 okur puanı
Temmuz 2024 tarihinde katıldı
Puan vermedi·319 syf.··
2025 46. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2025 15:53
Gerçekten güzel bir kitaptı. Balzac’ın dili o kadar detaylı ki, okurken sanki Indre vadisinde yürüyormuş gibi hissettiriyor insana. Kitap genel olarak sakin, huzurlu ama aynı zamanda biraz hüzünlü bir atmosfer veriyor. Hikaye çok duygusal, bazen sanırım biraz fazla da… Ama yine de okurken insanın içine işliyor, o dingin ama yoğun duyguyu hissettiriyor. Betimlemeler çok güzel, özellikle doğa ve çevre tasvirleri insanı gerçekten içine çekiyor. Kitabı okurken sanki “sevmek mi yoksa sevilmek mi?” sorusuna bir cevap bulmuş gibi hissettim; o sessiz, fedakar aşk, insanın içinde hem tatlı bir sıcaklık hem de hüzün bırakıyor. Kısacası, kitap ağır ama etkileyici, biraz fazla duygusallığı olsa da tadı uzun süre akılda kalıyor.
Vadideki ZambakHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202553bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·158 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Okul zamanı sınav aralarında bile kitap okumaya vakit yaratırken, okul bitince 24 saat boşum ama kitap kapağı açasım yok. Resmen part time okura terfi ettim. İşte beni reading slumptan çıkaran o müthiş kitap!!! Kitap aslında çok kalın değil ama bıraktığı etki epey yoğun. Bulgakov’un gerçekten doktorluk yapmış biri olması zaten satırlardan belli oluyor. Öyle süslü cümlelerle değil, yaşanmışlıkla, tereddütle, bazen korkuyla yazılmış bir kitap bence. Daha ilk sayfalardan itibaren insan kendimi o uzak Rus kasabasında, karlar altında, genç bir doktorun gözlerinin içinde buldum. Karakterin yaşadığı yalnızlık, korku, çaresizlik bunlar çok gerçek işlenmiş. Özellikle ilk ameliyat sahnesi (ki okuyunca gerçekten içim daraldı) bir doktorun mesleki özgüvenini ne kadar zor kazandığını anlatıyor. Herkes doktorları çok şey biliyor sanıyor ama aslında o “ilk” yaşantılar bambaşka. Kitap bu yanılgıyı çok güzel kırıyor. Beni en çok etkileyen şeylerden biri, genç doktorumuzun giderek mesleğe değil, kendine yabancılaşmasıydı. Sürekli doğru şeyi yapmaya çalışıyor ama ya bilgisizliği, ya şartların zorluğu, ya da kendine duyduğu güvensizlik engel oluyor. Bir yandan yardım etmeye çalışıyor ama diğer yandan sistemin acımasızlığıyla da boğuşuyor. Bu ikilem çok iyi verilmiş. Kitabın dili sade ama etkileyici. Yer yer kara mizah kullanılmış, bazen gülümsetiyor, bazen de boğazına bir şey düğümleniyor insanın. Özellikle morfin bağımlılığıyla ilgili bölümler insanı bi' tık sarsıyor bence. Ne kadar iyi niyetli biri olursa olsun, sistemin, yalnızlığın ve yükün altında nasıl kırılabildiğini görmek benim için üzücüydü. Bence tıpla ilgisi olmayan biri bile bu kitabı okumalı. Çünkü sadece bir doktorun mesleki anıları değil, insan olmanın, sorumluluk almanın, acı çekmenin anlatıldığı bir kitap.
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332bin okunma
8/10
·152 syf.··
2025 40. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2025 13:47
İtiraf etmeliyim ki bağırsaklarımızın ruh halimiz üzerindeki bu kadar etkili olduğunu bu kadar net, bu kadar bütüncül şekilde ilk kez bu kitap ile hissettim. Mustafa Bey kitabında hem tıbbi bilgiyi sadeleştirerek sunuyor hem de okurken mesleki bilgilerini güncelleme isteği uyandırıyor. Klinik bilgilerle, günlük hayat arasında çok iyi bir köprü kurmuş. Kitap temel olarak bağırsak-beyin eksenini anlatıyor ama bunu öyle kuru bilimsel terimlerle değil, gerçekten empati kurabileceğiniz örneklerle yapıyor. Hepimizin öğrencilik ya da yoğun nöbet dönemlerinde yaşadığı o “sınav öncesi tuvalet krizi”, ya da “stresli günlerde mideye taş oturması” hissi… Aslında tüm bunların fizyolojik, nörokimyasal ve mikrobiyolojik bir zemini olduğunu anlatıyor kitap. Bağırsak mikrobiyotası kısmı özellikle dikkat çekici. Hepimiz mikroorganizmaların bağışıklıkla ilişkisini biliyoruz ama burada anlatılanlar daha da öte: Mikrobiyota ile anksiyete, depresyon, hatta yeme davranışı ve motivasyon gibi konular arasındaki ilişki son derece çarpıcı. “Mutluluk hormonu” dediğimiz serotoninin %90’ının bağırsaklarda üretildiğini zaten biliyordum ama bu bilgiyi hastaya anlatılabilir şekilde okumak çok ilham vericiydi. Kitapta ayrıca probiyotikler, prebiyotikler, antiinflamatuar beslenme ve “psikobiyotik” kavramına dair güncel ve etkili bir anlatım var. İşlenmiş gıdaların bağırsak floramıza nasıl zarar verdiğini, disbiyozisin yalnızca sindirim sorunları değil, ruhsal durumlarımızla da nasıl iç içe geçtiğini açıkça ortaya koyuyor. Mesela, kronik stresin bağırsak epitelinde inflamasyonu tetikleyerek “leaky gut (geçirgen bağırsak)” sendromuna yol açabileceği anlatılıyor. Bu da otoimmünite, alerjiler ve hatta bazı nöropsikiyatrik hastalıklarla ilişkilendiriliyor. Yani kitap, klasik “gaz-şişkinlik” ekseninden
Beyinden BağırsağaMustafa Kalkan · Nemesis Kitap · 202547 okunma
7/10
·418 syf.··
2025 39. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2025 12:55
Sonunda bitirebildim şu kitabı... Benim haylazlığım hayatın yoğunluğu derken hiç bitmeyecek sanmıştım. Okurken sanki İstanbul sokaklarında sen yürüyorsun, arka planda hafif bir yağmur yağıyor, etraf karmaşık ama tanıdık. İşte tam öyle hissettirdi bu kitap bana. Ahmet Ümit zaten anlatmayı bilen bir yazar; ama bu romanda hem polisiye gerilim var, hem de arka planda İstanbul’un o dokusu, karmaşası, iç acıtan halleri… Kitap sadece cinayete odaklanmıyor , hatta cinayet üzerinden daha derin konulara odaklanıyor diyebilirim. Yani sadece bir polisiye soruşturma değil olay, resmen bir yaşam hikayesi, bir vicdan muhasebesi, hatta bir iç yolculuk var. Zaten Ahmet Ümit polisiye yazarken illa cinayet çözdürmüyor sana, aynı zamanda karakterlerin içini de kazıtıyor. Kitapta Gezi Direnişi’ne dair çok sembolik bir yer ayrılmış. Direkt bağırmadan, slogan atmadan, yaşananları insanların gözünden anlatıyor. Bunu yaparken taraf tutmadan değil, ama kimseyi karikatürleştirmeden, herkesin derdini duyarak yapıyor. Kitabın başlığı ilk başta romantik gibi geliyor: “Beyoğlu’nun En Güzel Abisi.” Sanki semtin sevilen bir delikanlısı anlatılacak sanıyorsun. Ama okuyunca anlıyorsun ki o ‘güzellik’ aslında çok sorgulanır bir şey. Fiziksel olarak güzel olmak başka, ahlaki ya da insani olarak güzel kalmak başka. Ahmet Ümit o çizgiyi çok ustaca kurcalamış. Ve katil... Ahmet Ümit yine çok güzel ters köşe yapmış. 400 sayfalık bir kitabın son 10 sayfasında katili öğrenmeyi beklemiyordum. Bence en şaşırtıcı yeri buydu ama en beklentimi karşılamayan bölüm de buydu maaaaleseff..
Beyoğlu'nun En Güzel AbisiAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201943,5bin okunma
10/10
·280 syf.··
2025 35. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2025 20:41
Gawande aslında cerrah ama bu kitapta bir doktor kimliğinden çok bir evlat, bir insan gibi konuşuyor. Yaşlılık, ölüm, yaşamın son dönemi… Kitap boyunca en çok hissettiğim şey şu oldu: “Keşke bu yaklaşımı hepimiz içselleştirebilsek.” Çünkü hep bir şeyleri “düzeltmeye” çalışıyoruz, halbuki bazen sadece yanında durmak, ne istediğini sormak, yeterli olabiliyor. En çok da babasının hastalık sürecini anlattığı bölümler üzdü beni. Çok sade ama çok etkileyiciydi. Yani tıbbın geldiği noktayı, seçenek bolluğunu ama bir yandan da bu bolluk içinde kaybolmuşluğu öyle güzel özetliyor ki… Tıbbın uzatabildiği hayatın, her zaman "yaşanabilir" bir hayat olmadığını o kadar ama net anlatıyor ki, insan ister istemez kendine de soruyor: “Ben olsam ne isterdim?” Sessizce kendi köşesine çekilmiş, kararları başkaları tarafından alınmış insanları hatırlatıyor kitap her defasında. Bu insanlara yeniden kulak vermeyi, onların neye ihtiyaç duyduğunu gerçekten sormayı hatırlattı bana da. Öyle “mutlaka okumalısınız” diyeceğim türden bir kitap değil çünkü bu kitabı okuduktan sonra insan biraz sarsılıyor, kaçamayacağı şeylerle yüzleşiyor. Ama bir yandan da tam bu yüzden kıymetli. Öyle çok akıcı bir kitap değil çünkü düşündürüyor zaman zaman ama yine de okumaya değer kesinlikle.
Ölümlü OlmakAtul Gawande · Koton Kitap · 201637 okunma