Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm 2001 Yunus Nadi Roman Ödülü

8,0/10  (144 Oy) · 
565 okunma  · 
111 beğeni  · 
3.033 gösterim
"Arkadaşlarım bunun farkında değil ama ben bu bağlantıların üstünde ya da dışındayım. Onlar gibi davranmaya, onlara benzemeye çalışıyorum, lakin içim farklı, işte romanı yazan zavallı arkadaşımın inemediği derinliklerden biri de bu. O beni, politik geçmişi olan ve Kuzey sürgününe savrulmuş, sıradan insanlardan biri sanıyor. Başımdan geçenleri, benden daha ilginç buluyor. İçimdeki derin ve köklü karanlığın farkında değil. Çünkü insanları konuşarak tanıyamazsınız. Konuşmak, canlı yaratıklar arasındaki en etkisiz iletişim aracı. Dil yalan söylüyor, olanları çarpıtıyor, insanlığın hiç bıkıp usanmadığı klişeleri tekrarlıyor. Bu yüzden, insanları dinlemek onları anlamak için yeterli değil."

12 Mart rüzgârlarının İstanbul'dan Stockholm'e savurduğu bir mülteci olan Sami Baran, yattığı hastanede Türkiye'den bir hastayla karşılaşır. Bu adam, başına gelenlerin sorumlusu olarak gördüğü eski bir bakandır. Ondan intikamını almak amacıyla Şili, Uruguay, İran gibi farklı ülkelerden gelmiş mülteci arkadaşlarıyla birlikte bir plan yapar. Ancak, bu planı gerçekleştirmek o kadar kolay olmayacaktır: Sami Baran, anadilin yeri geldiğinde düşmanla da anlaşma aracı olabileceğini hesaba katmamıştır. Ve bu, planın önündeki engellerden sadece biridir... Zülfü Livaneli'nin usta kaleminden, sürgün yaşamı ve öldürmek-bağışlamak ikilemi üzerine, okurları ve eleştirmenleri değişik kurgusu ve beklenmedik final(ler)iyle de etkileyen, kusursuz bir roman.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2012
  • Sayfa Sayısı:
    212
  • ISBN:
    9786050905441
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
Birsen Ergün 
09 Ağu 11:07, Kitabı okudu, 6 günde, Puan vermedi

Konusu darbe döneminde yaşananlar... Tüm dünyadan iltica etmiş insanların kesişme noktası Stockholm. Kurgusu ve tarzı bakımından değişik bir roman. Her zamanki Zülfü Livaneli geleneği su gibi okunup bitiyor. Yine de bitirince - niçin bilmiyorum- ama adı konamamış bir şey eksik kalmış duygusu var içimde...

Büşra Dinçer 
07 Eki 14:25, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Livaneli 'den bir sıra dışı hikaye daha... Yazarın anlattığı hikaye bölümlerinin ardından hikayenin sahibinin anlatımı, çok ilginç güzel bir kurgulamaydı. Bir de ilginç bir final ! Biraz güven, biraz can sıkıntısı ... Okumalısınız.

Mehtap Poyraz 
01 May 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Kitapta ihtilal yıllarında öğrenciyken hapse atılan ve daha sonra İsveç'e siyasi mülteci olarak sığınmak zorunda kalan Sami'nin yıllar sonra İsveç'te bir hastanede yatmakta olan ve Sami için kişisel önemi olan dönemin bakanlarından biriyle karşılaşması sonucu Sami'nin intikamla vicdanı arasında ki gel gitleri anlatılıyor. Yıllarca köpek gibi yaşadım artık bir kedi gibi yaşayacağım diye kendini anlatmaya başlayan Sami'nin neden böyle bir düşünce içine girdiğine de çözüm kısmında hak vereceksiniz. Bunun yanı sıra İsveç'e Türkiye ve dünyanın başka yerlerinden gelip sığınan mültecilerin ortak hayatlarına ve kaderlerine de değinilmiş. Kitapta iki tane final var, birincisi Sami gibi mülteci olan yazar arkadaşının anlattığı ve öyle sonlanmasını istediği final, diğeri de Sami'nin yazdığı final. Son satırdan da anlaşılacağı gibi kitap hem yazarın ağzından hem de ara ara Sami'nin ağzından anlatılıyor. Olayların döngüsünün çok ve gereksiz yere uzatılmadığı, ruh çözülmelerinin abartılmadığı, okurken sıkmayan, güzel lezzetli bir roman okunması tavsiyemdir.

Dr. Elmyra 
25 Ağu 2015, Kitabı okudu, 6/10 puan

Ne sağ ne sol görüşe sahip olmayan, olayların içine bulaşmamaya çalışan bir gencin kendisini olayların içinde buluşu, politik sığınmacı günleri ve kendisini bu duruma sokan bakanla süpriz karşılaşmasını anlatıyor.
Kitapta bazı sayfalar yazarın dilinden bazı sayfalar ise baş karakter Sami'nin dilinden yazılmış Bu da kitaba ayrı bir tat katıyor.
Livaneli kitapları okuyacaksanız önce Serenad ve Kardeşimin Hikayesi'nden başlamamak gerek. Onları okuyunca bu kitaplarda aynı tadı bulamıyorsunuz. Ama bu kitabın sıkıcı olduğu anlamına gelmiyor, kitap çok keyifliydi ama diğerlerinin yeri bambaşka.

seher 
11 May 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

12 Mart darbesi ve bunun sonuçları anlatılan kitapta bu darbeden sonra siyasetle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir gencin yaşadıklarını ve darbe döneminde görev yapan eski bir bakanının gözünden değerlendiriliyor. Hikayenin diğer bir kısmında da batılı bir ülkede siyasi göçmen olarak verilen var olma mücadelesi anlatılıyor.Bu arada İsveç i de yakından tanıyoruz.Herkesin kendinden bir parça bulabileceği kitap oldukça sürükleyici bir tarzda yazılmıştı.

Nurcan 
22 May 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Zülfü Livaneli'ye bir kere daha hayran oldum.12 Eylül döneminde kendisine büyük acılar çektirmiş bakanla yolları kesişen Sami'nin intikam mi affetmek mi ikilemini çok başarılı işlemiş. Olayları hem 3. kişi hem de 1. kişi ağzından anlatması da kitaba olan ilgimi arttırdı.

Ergül Özkorkmaz 
30 Ara 2015, Kitabı okudu, 10 günde, Beğendi, 10/10 puan

İsveç'te yasayan, yurtlarından çeşitli siyasal nedenlerle sürülmüş insanların ortak kaderini, uyumsuzluğunu, bunalımlarını anlatır.
Romanın kahramanı Sami Baran, 12 Mart döneminde başından geçen trajik bir olay sonucu İsveç'e gider ve bu ülkeden siyasi mültecilik hakkı talep eder. Kendisi gibi mülteci olan bir arkadaşı Sami'nin hikayesini roman haline getirir. Sami, buna roman basılmadan önce okumak şartıyla izin vermiştir. Kitabı okuyunca bazı eksiklikleri tamamlamak üzere her bölümün sonuna notlar ekler. Kitap, bir bölüm yazarın anlattığı geri kalanı Sami'nin ekledikleri olmak üzere iki anlatıcılı olarak basılır.
Kalemine Sağlık Zülfü Livaneli <3

Duygu Kr 
15 Haz 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Kitap; Victor Hugo'dan bir alıntıyla başlıyor; ''Yanardağlar taşları, ihtilaller de insanları fırlatır.'' Keskin, tarifi mümkün olmayan acılar, savrulan hayatlar, suya sabuna dokunmak istemeyenlerin yerine elini taşın altına sokma yürekliliğini gösteren cesur insanlar ve kaybettikleri.. Kesinlikle tadı damağınız da kalacak!

Remzi KAYA 
30 Mar 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

Bu kadar kuzeyde, tüm hücrelerinizde nefreti hissettiğiniz birinde güneyin sıcaklığını bulmak mümkün müdür? Nefret sevgiye dönüşebilir mi ya da aynı toprağın insanı olmak, aynı dili konuşmak silebilir mi kalplerden nefreti?

KeMâL 
 17 Eyl 2015, Kitabı okudu, 6/10 puan

Ne kötü ne iyi diyeceğim romanlardan yine. Livanelinin şu ana kadar okuduğum en aksak gittiği roman. Çok farklı bir üslüp sizde okurken şaşıracaksınız. Verdiğim puandan tavsiyem orta....

3 /

Kitaptan 76 Alıntı

seher 
11 May 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Puan vermedi

İnsan küçük düştüğünü hissedip kendini korumaya girişince, karşısındaki hiç aklına gelmiyor ve dünyanın en zalim yaratığı kesilebiliyor.

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 83)Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 83)
seher 
11 May 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Puan vermedi

Herhalde mutluluk dedikleri de bu olsa gerek:
biraz güvenlik, biraz can sıkıntısı.

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 203)Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 203)
Nezrin Memmedli 
06 Ağu 16:23, Kitabı okudu, 8/10 puan

Ben de ülkemden nefret ederek ayrılmıştım ama aradan geçen onca yıldan sonra anlıyordum ki hiç kimsenin toprağından tamamen kopmasına imkân yoktu.Ağaçlar,bitkiler gibi o toprağa dikilmiştik.Sürgünün en kötü yanı da buydu.Doğaya aykırıydı sürgün.Bu yüzden hepimiz perişan olmaya yazgılıydık.Mutlu bir sürgün yoktu ve olamazdı.

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 132)Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 132)

“Anadil öyle birşey şeydi ki, aynı şeyi başka dilde söylediğinde bütün anlamı, rengi, kokusu yitip gidiveriyordu.”

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü LivaneliBir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli
Remzi KAYA 
11 Mar 2015, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

Çok hoş bir insandır annem. Arkadaşları gibi o da her olayı mutfak zamanlamasına göre anlatır: Tam fasulyemi ayıklayıp, soğanını soymayı bitirmiştim, tencereye koyacaktım ki sokaktan bir gürültü geldiğini duydum. O sırada, iki kişinin ölümüyle biten bir trafik kazasından söz etmektedir ama sizin bunu anlamanız biraz zaman alır. Sabah kalktım. Geceden ıslattığım barbunyayı süzeyim de kara suyu çıksın diye mutfağa gidiyordum ki, tam o sırada askerler bizim sokağa daldı. Annemin arkadaşları da böyle konuşur. Eminim insanoğlunun aya ilk olarak ayak bastığı saniyeyi bile, tencerede soğan öldürmeyle birleştirerek anlatır bunlar. Ve yaptıkları yemekten birinci tekil kişi mülkiyetiyle söz açarlar: Etim, fasulyem, barbunyam, soğanım, pırasam, kıymam, böreğim.

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 79)Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 79)
Sadettin TANIK 
31 May 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Aslında benim hiç yakın arkadaşım yoktur. Olmasını da istemem. Arkadaşlarım bunun farkında değil ama ben bu bağlantıların üstünde ya da dışındayım. Onlar gibi davranmaya, onlara benzemeye çalışıyorum, lakin içim farklı !

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü LivaneliBir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli
Sadettin TANIK 
 31 May 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Ona anlattığım bazı sırlarımı yazmaktan çekinmemişti. Doğrusu da buydu tabii; mademki anlatmıştım,artık benden çıkmıştı.Peki ya anlatmadıklarım? Ya dünyada kimseye söylemediklerim ? Onlar ne olacaktı ?

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü LivaneliBir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli

Kitapla ilgili 1 Haber

Zülfü Livaneli: Kafamdaki hikayeleri bitiremedim
Zülfü Livaneli: Kafamdaki hikayeleri bitiremedim Bursa Nilüfer İlçesi Belediyesi Kütüphane Müdürlüğü ‘Edebi Kazılar’ söyleşisine Zülfü Livaneli katıldı. Livaneli 'İçimdeki ezgiyi paylaştım ama kafamdaki hikayeleri bitiremedim' dedi.