Coriolanus'un Tragedyası

9,0/10  (4 Oy) · 
14 okunma  · 
4 beğeni  · 
441 gösterim
William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazar, Plutarkhos'un Lives of the Noble Grecians and Romans (1579) adlı kitabındaki "Coriolanus'un Yaşamı" bölümünden esinlenerek yazdığı Coriolanus'un Tragedyası'nda, Roma'ya yaptığı büyük hizmetlerle anılan büyük general Coriolanus'un zaaflarının ve büyük tutkularının hikâyesini anlatır. Oyun -Roma atmosferi içinde- 1600 başlarında İngiltere'de buğday yetersizliği ve kıtlık nedeniyle çıkan halk ayaklanmasının izlerini taşır. İlk kez 1623 yılında basılan bu tragedyanın 1607-1608 yıllarında yazıldığı tahmin edilmektedir.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2014
  • Sayfa Sayısı:
    196
  • ISBN:
    9786053320364
  • Çeviri:
    Özdemir Nutku
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 1 Alıntı

- Ne diyecektim? "Lütfen beyefendi..." Kahretsin! Ben bu yaltakçılığa nasıl alıştıracağım kendimi! "İşte beyefendi, bedenimdeki yaralar burada! Vatanım için vuruşurken aldığım yaralar. Ben bu yaraları alırken, sizin kardeşlerinizin bir kısmı da, kendi davullarımızın sesinden korkup böğürerek kaçıyordu."
- Keser misin şunu. Hey Tanrım! Bunları söyleme sakın. Onlara, nasıl biri olmanı istediklerini falan sormalısın.
- Ne istiyorlar ki, hepsinin canı cehenneme! Beni unutmalarını yeğlerdim. Rahiplerimiz de onlara dolu dolu insanlık öğütleri vermemiş miydi sanki?
- Ben gidiyorum. Senden rica ediyorum, sağlam bir tavırla konuş halkla konuşurken.
- Yüzlerinizi yıkayın, dişlerinize iyi bakın diyeceğim o zaman. İşte bir grup geldi bile. Neden buradayım biliyor musunuz beyefendi?
- Evet efendim biliyoruz ama siz yine de söyleyin.
- İktidara yaraşırlığım.
- İktidara yaraşırlık mı?
- Evet, doğru duydunuz ama bu benim çokta umrumda değil.
- Nasıl yani, ne demek umurunuzda değil?
- Yoksul halkımdan bir şeyler isteyerek onları sıkıntıya sokmaktan hiç hoşlanmıyorum.
- İyi de, size vereceğimiz şey karşılığında bizim de bir şeyler beklediğimizi biliyorsunuz.
- Peki nedir istediğiniz, neymiş bu Konsüllüğün bedeli?
- Öncelikle onu nazikçe istemek.
- Peki. Ben de sizden bunu nazikçe istiyorum. Bedenimdeki yaraları yalnızca size gösteriyorum ve oyunuzu istiyorum. Ne dersiniz?
- Oyumu size vereceğim, soylu beyefendi!
- Güzel! İki oy dilenmiş durumdayım. Verdiğiniz destek için sağolun, hoşçakalın. Beyler, sizin içinde uygunsa Konsül olabilir miyim artık? Bakın geleneksel giyisilerimi de giyindim ve karşınızdayım.
- Konsüllüğü, vatanınız için yaptıklarınızla en üstün şekilde hak ettiğinizi söyleyebilirim ama yine de pek soyluca değil.
- Bulmaca gibi konuşmayın.
- Vuruştuğunuz düşmana kılıcınız ve kırbacınızla acı çektirirken, dostunuza, yani halka sopanızla acı çektirdiniz. Bana sorarsanız halkı, yani sokaktaki insanı bir türlü sevmediniz.
- Sence de daha iyi değil mi? Sevgimi ayağa düşürmekten iyi değil mi bu? Bana bu yüzden değer vermelisiniz. Yani sizin söylediğinize göre beyefendi, halkı övmeliyim ki onların gözüne gireyim, öyle mi? Yani size göre bu soylu bir davranış mı? Eğer önlerinde şapka çıkarmamı istiyorlarsa, yalancıktan çıkarırım şapkamı ve gönüllerini alıveririm. Yani tıpkı fırsatçı yaltakçıların yaptığı şekliyle yüzüme bir şirinlik takınır, halkın istediğini bol keseden veririm. Hadi, sizden rica ediyorum. Bunu istiyorsanız eğer beni Konsül yapınız.
- Sizi dostumuz olarak görmek istiyoruz ve oyumuzu da bu dilekle, içten gelerek veriyoruz. Vatan uğruna vuruşarak çok yara aldınız.
- Yaralarımı size gösterip, oyunuzu etkilemek istemiyorum ama oylarınız çok işime yarayacak. Neyse sizi daha fazla rahatsız etmeyeyim.
- Tanrı sizi mutlu etsin, inanın bunu yürekten diliyoruz.
- Aman da ne onur okşayıcı sesler! Hak ettiğim bir ödül için el açıyorum! Bunu yapmaktansa ölmek ya da ölene kadar aç kalmak daha iyi. Bu mütevazı giysi içinde burada kurdun kuzu postuna bürünmesi gibi niye duruyorum ve bu sıradan insanlardan neden oy dileniyorum ki? Adet böyleymiş! Sanki her yaptığımız hareket adetlere uygunmuş gibi! Geleneklerin üzerindeki toz bulutu yapışır kalır ve bir süre sonra doğrular koca koca yanlışların altında görünmez olur.Bu saçmalığı sürdüreceğime, mevki, rütbe, ün olayını, gerçekten bunu yapacak olana bırakmak en iyisi. Ancak işi de yarıladım. Buraya kadar katlanıdığıma göre bundan sonrasına da katlanırım artık. Yeni oylar geliyor. Oylarınız! Oylarınız için aldım bu yaraları. Nöbette surdum, tam iki düzine yaram var. Oylarınız için bir sürü savaş gördüm. Bir sürü zafer kazandım ve birçok başarıda imzam var. Oyunuzu bana vermemek gerçek bir vicdansızlık olur. Değerli oylar!

Coriolanus'un Tragedyası, William ShakespeareCoriolanus'un Tragedyası, William Shakespeare