Fransız Teğmenin Kadını

8,9/10  (13 Oy) · 
45 okunma  · 
19 beğeni  · 
964 gösterim
İngiliz edebiyatının yaşayan belki de en büyük ustası olan John Fowles, anlatı kurmaktaki mahareti, çarpıcı üslubu ve deneyciliğiyle dikkati çeken bir yazar. Hiç abartmadan yüzyılın en iyi romanları arasında sayabileceğimiz Fransız Teğmenin Kadını’nda bu özellikler mükemmel bir bileşime ulaşıyor. Bir kere olağanüstü başarılı bir atmosfer yaratıyor yazar, Viktorya döneminde yaşamanın ne anlama geldiğini bütün netliğiyle ortaya seriyor. Sonra eşine az rastlanır bir gizem yaratıyor, kitap bittiğinde bile gizeminden bir şey kaybetmeyen bir gizem bu. Ve nihayet bilgeliğine sizi hemen ikna eden bilge ve son derece zeki bir denemeci üslubuyla varoluşçuluğun “sahicilik” ve özgürlük arayan insan soyutlamasını ete kemiğe büründürüyor, ama tanrı anlatıcı rolünü de sorgulamaktan geri kalmıyor.

Fowles dünya tarihinin en tutucu dönemlerinden biri olan, her şeyin ve özellikle de edebiyatın sıkı kurallara ve “görev” bilincine bağlı olduğu Viktorya çağından aykırı bir aşk öyküsüyle sesleniyor okura. Roman başarısını büyük ölçüde nefis diyaloglarına ve iki karakter arasındaki gerilime borçlu. Kadınların “görev”lerinin boyun eğme ve çocuk yapmayla sınırlı olduğu bir dönemde, romanın kadın kahramanı Sarah, inanılmaz sezgi gücü, özgürlüğe olan tutkusu ve estetik olana duyduğu sevgiyle hemen romanın çekim merkezine yerleşiyor. Toplumsal kodları umursamaksızın sevmek neyi gerektiriyorsa onu yapmaktan kaçınmayan özgür bir kadın Sarah. Erkek kahraman Charles ise görmüş geçirmiş bir aristokrat, ama görmüş geçirmişlikle bir aristokrattan beklenenler arasındaki dengeyi tutturmakta zorlanan biri. Sarah’yla tanıştıktan sonra bu bıçak sırtındaki denge darmadağın olur. Charles, çağının toplumsal statüsünün, eş dost çevresinin talepleri ile yolu aşktan geçen Aşkınlık ve Sahicilik, tek kelimeyle Özgürlük arayışı arasında bir seçim yapmak zorunda kalır...

Roman okumanın benzersiz hazzından haberdar olanlar, Nabokov’un deyimiyle “belkemiğini titreten” kitaplar okumayı özleyenler ve sahici bir aşk yolculuğuna çıkmak isteyenler için...

“Fransız Teğmenin Kadını yalnız bu yüzyıl yazılmış en iyi tarihi romanlardan biri değil, hayatta okuduğum en esrarlı ve mantıklı aşk romanı da... Okuyun...”
Orhan Pamuk

(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2013
  • Sayfa Sayısı:
    425
  • ISBN:
    9789755390758
  • Orijinal Adı:
    The French Lieutenant's Woman
  • Çeviri:
    Aslı Biçen
  • Yayınevi:
    Ayrıntı Yayınları
  • Kitabın Türü:
ihtiyar 
24 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, Puan vermedi

Tek kelimeyle etkileyici bir kitap. Yazarın tavrına bayıldım zaten, karakterlerinin özgürlüğünden söz etmesi, kitabın içinde okuyucu ile konuşması, kitabın birden farklı sonla sona erdirmesi ilginçti. Bir yazar yarattığı karakteri için ki onun adı Charles, ben ona eve git demiştim, o beni dinlemedi mandıraya süt içmeye gitti ve bu yüzden Sarah ile karşılaştı derse ve karakterler ancak bize karşı çıkmaya başladıklarında canlanır diye bu olayı açıklarsa ne olur? Sıradaşı bir kitap olur...

1800 li yılların İngilteresi Victorya dönemini sorgulayan, o dönemi anlatan sanki tarihi bir kitap aynı zamanda...

Mitoloji, evrim vs.. gidiyor... Yazar bir derya ve bilgisini kitapta döktürüyor. Kitap içinde kitap var sanki... Elbette aşk romanı :)

Kitabı bitirince, filmini hemen izleyeyim dedim. Sarah karakterinin bakışını Charles'in ağzından paragraflarca anlatan yazar kadar başarılı bir şekilde Sarah rolünü 32 yaşında oynayan Meryl Streep'te harikaydı. Bence yazarın anlatımındaki gibi delici bir bakışı canlandırmıştır.

Yazarın, Koleksiyoncu ve Büyücü kitabından sonra okuduğum üçüncü kitabı oldu... Bence okumalısınız.

Erhan 
30 May 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Beni en çok etkileyen kitaplardan biridir. Okurken üst ranzaya uzanırdım, sayfaları çevirdikçe yukarıdaki mor ışığın gözümü aldığını hatırlıyorum (askerde). Fransız teğmenin kadını diye anılan Sarah ve aristokrat ailenin bir üyesi olan Charles arasındaki aşkı konu almıştır fakat benim daha çok ilgimi çeken aşklarından ziyade, Sarah karakterinin tasviri ve olaylar karşısında verdiği soğukkanlı tepkileri... Charles ile cinsel birlikteliklerinden sonraki diyalogları çok ilginç. Aklımda kalan bir cümle de şudur ki kitabı okuyanlar için çok derin bir anlamı var:
"Sarah kelimenin tam anlamıyla insanları anlayabiliyordu."
John Fowles tarzı farklı bir yazar. Kitabın sonunu iki farklı şekilde yazmış. Okura bırakmış kararı. Kendi söylemiyle tanrı-yazarlığa karşıdır. Kesinlikle okunması gerektiğini düşünüyorum hatta kitaplığınızda bulunması gereken bir roman...

Ümit güder 
11 Kas 19:26, Kitabı okudu, Beğendi, 7/10 puan

#kitap yorum
Ana konu ,viktoryen Zaman İngiltere'sinde geçen cici bici şiir okuyan naif biraz şımarık ama sığ zengin bir tüccar kızı ile nişanlı aristokrat bir beyfendinin alt sınıftan bir kadına aşık olması ile iki aşk arasında kalıp bocalaması ,bu ana tema
Yazar bu konu altında Viktorya çağının bağnaz dindarlarını ,tutucu ve çökmekte olan aristokrat sınıfın kendi dar görüşleri altında sınıf farklılıklarını ,alt sınıftakilerin amiyane tabirle yırtmak için üst sınıfa geçme çabalarını da işliyor ,bir yanda özgürleşme çabalarının zorlukları ve insanların statükoyu koruma çabalarını .
Charles ( erkek oğlan ) bir yandan aristokrat bir beyfendi olmanın tüm nimetlerinden faydalanırken ,din bağnazlığını eleştirirken ( darwinci görüşleri benimserken ) bir yandan yeni yeni başlayan özgürlükçü düşünceye ( kadınlara oy Hakkı ,insan ilişkilerinde daha doğallık vs ) meyillidir .
Ernestina ( şımarık nişanlı ) zenginliğin verdiği güven ,nişanlısına aşık ,şiir okuyan ,şımarık ,ama içten içe kendini yeterli görmeyen evlenip eşininde katkılarıyla yükselme kendi evinin hanımefendisi olma gibi düşünceleri olan kız .
Sarah ,herşeyini kaybetmiş ,aldatılmış ama döneminin kadınlarından çok farklı sıradışı özgürlükçü kendi hayatını kendi isteği şekilde yaşamak isteyen diğer kadın .
Tamam ilk 300 sayfa dönemi yaşam tarzlarını tanışma faslını ,aristokrasi saçmalığını ,her dinin yobazlığı tutuculuğunu ,sınıf farklarını anlatıyor.
Değişik taraf yazarın anlatım yazım biçimi ,şöyle düşünün yönetmen ile birlikte 5-10 kişi filmi seyrederken birden yönetmen duraklatma tuşuna basıp filmde ki karekterler Hakkı'nda sizinle konuşmaya başlaıyor ,yazar da aynen böyle yapıyor ve bir anda konuyu bırakıp sizinle şimdiki zamanla konuşuyor ,ayrıca jeoloji ,evrim ,ile de anlatılanlar da var ki filmi seyrederken bazen neyşınıl jeografik kanalına geçmiş oluyorsunuz .ayrıca kral marx ın görüşerrine de yer verilip bir de sosyalizm dersi de işliyorsunuz ,birde çokça yazar ve kitaptan örnek verildiği için ki bu kitapları ve Kahraman'larını bilmiyorsanız biraz da ofsaytta kalıyorsunuz .
Peki tavsiye edermisin ,açıkça son 125 sayfayı ki esas kitabın neden çok iyi kitaplar kategorisine girdiğini anlamak için ilk 300 sayfayı okumayı ,bir delilik edip o acıya ,çabaya ,SABIRA ,kan ve gözyaşına :) katlanırım diyorsanız okuyun ki ağa ben zor romanları severim takımındaysanız buyurun tam dişinize göre ,ayrıca bu yorumu sonuna kadar okuduysanız ( helal olsun size ) bu sabır vardır sizde .

Kitaptan 12 Alıntı

ihtiyar 
26 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Çok sayıda insanı, daha onlara yürütmeyi öğretmeden koşturmakla mutlu edemezsiniz.

Fransız Teğmenin Kadını, John FowlesFransız Teğmenin Kadını, John Fowles
ihtiyar 
26 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Seni ne zaman görsem sesim kesiliyor, dilim tutuluyor, ince bir alev tüm gövdemi dolaşıyor, içimden fışkıran bir kükreme ve karanlık kulaklarımı gözlerimi dağlıyor.

Fransız Teğmenin Kadını, John FowlesFransız Teğmenin Kadını, John Fowles
Erhan 
24 May 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Çağımızın sözde en büyük tasası zaman kıtlığıdır: Toplumlarımızdaki zeka ve paranın son derece büyük bir bölümünü işleri daha iyi yapmak için harcamamızın nedeni, bilime ve bilgeliğe karşı duyduğumuz çıkar tanımaz sevgi değil, budur; insanoğlunun nihai amacı mükemmel bir insanlığa değil de şimşek olup çakmaya, ışık hızına ulaşmaktır adeta...Mesele insanın yapmak istediği her şeyi sahip olduğu zamana sığdırması değil, önünde uzanan uçsuz bucaksız boş zaman revaklarını yaptığı işi uzatarak doldurmasıydı.

Fransız Teğmenin Kadını, John FowlesFransız Teğmenin Kadını, John Fowles
ihtiyar 
26 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Bu kültürel devrimin bilinçli amaçlarının, zalimliklerinin ve başarısızlıklarının ne olduğu önemli değil; Rönesans özünde uygarlığın en sert kışlarından birinin yeşil bir bahara çıkmasaydı sadece. Zincirlerin, engellerin, sınırların sonuydu. Tek bir şey üzerine kurulmuştu: Var olan, güzeldir.

Fransız Teğmenin Kadını, John FowlesFransız Teğmenin Kadını, John Fowles
ihtiyar 
26 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Sanki bu yüzü her görüşünden sonra üzerinde yarattığı etkiye inanamıyor ve yeniden görmek zorunda hissediyordu kendini. Yüz, onu aynı anda hem sarmalıyor hem de dışlıyordu; düşte görülen birisi gibi hem kıpırdamadan duruyor hem de durmadan uzaklaşıyordu.

Fransız Teğmenin Kadını, John FowlesFransız Teğmenin Kadını, John Fowles
sezen 
24 May 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

"dünya bir genellikse benim her zaman istisna kalacağımı buyuran bir ferman vardı sanki."

Fransız Teğmenin Kadını, John FowlesFransız Teğmenin Kadını, John Fowles
ihtiyar 
26 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

On dokuzuncu yüzyılda bir çiftlik işçisinin hayatı şimdikinden çok farklıydı. Mesela, Dorset köylüleri arasında, evlilik öncesi gebelik son derece normaldi ve hamilelik kesinleşmeden evlilik gerçekleşmezdi... Bunun sebebi işçilere ödenen düşük ücretler ve ailede mümkün olduğunca fazla kişinin çalışmasına duyulan ihtiyaçtı.

Fransız Teğmenin Kadını, John FowlesFransız Teğmenin Kadını, John Fowles
ihtiyar 
27 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Kadın dönüp ona baktı; daha doğrusu bakışı onu delip geçmiş gibi geldi Charles'a. O ilk karşılaşmadan sonra o yüzden aklında kalan, gerçekten de o yüzde olanlar değil, onun o yüzde bulmayı ummadığı şeyler oldu; çünkü, o çağda bir kadından ağır başlı, uysal ve utangaç bir görüntü sergilemesi beklenirdi. Charles birden yasak bölgeye girmiş gibi hissetti kendini; sanki Cobb, Tarihi Lyme Kasabasının değil de o yüze aitti. Ernestia'nınki gibi güzel bir yüz değildi. Hiç bir devrin ölçülerine ya da zevklerine göre güzel sayılmazdı. Ama unutulmaz bir yüzdü, trajik bir yüz. Bir dağ kaynağından çıkan su gibi saf, doğal ve engel tanımazcasına fışkırıyordu hüzün bu yüzden. Hiçbir yapaylık, ikiyüzlülük, histeri, maske yoktu orada; hele delilik hiç yoktu.

Fransız Teğmenin Kadını, John FowlesFransız Teğmenin Kadını, John Fowles
2 /