Hüyükteki Nar Ağacı

8,2/10  (33 Oy) · 
74 okunma  · 
24 beğeni  · 
889 gösterim
Yaşar Kemal'in "doğa-insan ilişkilerini en iyi anlamda veridğim yapıtlarımdan biri" dediği Hüyükteki Nar Ağacı, traktörün tarıma girmesiyle birlikte işsiz kalan yarıcılar ve mevsimlik işçilerin dramını konu alıyor. Kapitalizmin Çukurova'ya düşen büyük gölgesi, her satırla görünür kılınıyor.

"İşte bu romanı ve Yaşar Kemal'in pek çok yapıtını güçlü kılan şey şu 'doğa-insan ilişkisi' sözlerinde saklanıyor. Çünkü Yaşar Kemal bu ilişkiye insanın en temel, en eski, dil yaratma yetisiyle özdeş bir niteliğiyle yaklaşıyor. Mitos yaratmak..."
  • Baskı Tarihi:
    2011
  • Sayfa Sayısı:
    93
  • ISBN:
    9750807220
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Ferah 
14 Şub 2015 · Kitabı okumayı düşünüyor · Puan vermedi

Yaşar Kemal'in, Kadirli'de 1951 yılında yazdığı son kısa roman. Kaybetmiş bu romanı üstat zamanında. Sonra annesinin sandığında bulmuşlar...
Olay örgüsü traktörün Çukurova'ya gelmesiyle işlerinden olan mevsimlik işçilerin başından geçenleri anlatması üzerine....

Mazlum İlhan 
 22 Ara 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Yaşar Kemal'in Çukurova'yı anlattığı ilk eseri diye geçer kaynaklarda, hatta yazarın ilk romanı belki de. Öyleki 1950'lerde yazmış olduğu kitap 1980'lerde basılmış ilk olarak. Yaşar Kemal, basılmadan kaybolmuş bu kitabının yıllar sonra annesinin sandığında bulunduğunu söyler.
----------SPOILER İÇERİR------
Kitabın konusunu, makineleşmeye bağlı olarak tarımda traktörlerin, biçerdöverlerin kullanılmaya başlamasıyla geçimini mevsimlik işçi ve ırgatlık yaparak sağlayan köylülerin dramı oluşturuyor. Bölge köylerinin birindeki Memet, Yusuf, Hösük, Aşık Ali ve Memet Çocuk iş bulmak umuduyla Çukurova'da bir yolculuğa çıkarlar. Aç kalarak, bazen susuz kalarak ve aralarinda birinin sıtma hastalığına yakalanmasıyla artan dertleriyle ne yapacaklarını, nereye gideceklerini bilmez bir halde yollarının üzerindeki her köye her defasında bir umut bir umut diye uğrarlar ama kimsenin onlara ihtiyacı kalmamıştır. Bir gün köyün birindeki bir kocakarı onlara "Hüyükteki Nar Ağacı"ndan bahseder. Bu ağaç öyle kerametliymiş ki dertlilete derman, işsizlere iş, hasta olanlara şifa verirmiş. Yolculuğun amacı bu noktadan sonra o ağacı bulmaya yöneliktir. Artık her yerde her gördüklerine o ağacın mucizelerinden bahsedip yerini sormaya başlarlar. Kimsenin Hüyükteki Nar Ağacı'nın varlığından haberi yoktur. Yine sivrisinek ısırıkları, hastalık ve yarı aç yarı tok bir his eşliğinde geçirecekleri bir gecenin sabahında uyandıklarında Memet Çocuğun onlar uykudayken gittiğini farkederler. Memet çocuğun nereye gittiğini kimse kestiremez, kitap bu yüzden belirsiz bir son ile bitiyor.

Kitap boyunca karakterlerin yolculuğuna eşlik edersiniz ister istemez, onlarla üzülür, onların çaresizliğini hisseder ve onlarla umutlanırsınız. Doğa, sizler için yeniden "doğa" olmanın anlamına kavuşur. Şüphesiz bu, Yaşar Kemal'in yöre halkının diliyle süslediği diyalogların ve olay akışındaki inanılmaz akıcılığın etkisidir. Yaşar Kemal ile tanışmış, tanışmamış herkese tavsiye edebileceğim bir kitap. Hatta tanışmamış olan varsa; yazarla, onun bu ilk romanı ile tanışma şansından mahrum etmesinler kendilerini derim.

Ahmet Samsa 
11 May 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Yaşar Kemal'in okuduğum ilk kitabı. Okuduktan sonra öğrendim ki Yaşar Kemal bir yazısında bu kitabın yazdığı ilk romanı olduğunu belirtmiştir.
Memet, Höyük ve Aşık Ali köylerinde toprağın verimsizliği ve tarlaların kuruması üzerine Çukurova'da çalışmak üzere yola çıkarlar. Peşlerine daha önce Çukurova'da sıtmaya tutulmuş ve onları gitmemeleri için ikna etmeye çalışan Yusuf´ta takılır sonradan, çaresizlikten. Yolda Keklikoğlu´nun çobanı Memet çocuk da çok çalışıp, emeğinin karşılığını alamadığından dert yanarak ekibe katılınca romanın ana karakterlerini tanımış oluruz.
1950li yıllarda tarımın makineleşmesiyle ırgat ve yarıcı olarak hayatını devam ettiren halkın nasıl zorluklar yaşadıklarına tanık olacaksınız bu kısa kitapta.
Bana Gazap Üzümleri'ni hatırlattı bu roman farklı coğrafyalarda yaşanan aynı sıkıntılar. Tarihe ışık tutması ve insanların yıllar içinde anadoluyu terkedip büyükşehirlere gitme sebeplerine bir örnek olması nedeniyle okumalısınız Hüyükteki Nar Ağacı'nı.

M.Ali BARAN 
 05 Mar 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Yazarın Hüyükteki Nar ağacı romanında, Türkiye de tarım sektörüne 1950'li yıllarında hızla giren makineleşme beraberinde de , kırsal kesimde mevsimlik işçilerin işsiz kalmasına neden olmuştur. Romanda dağ köyünden iş bulma umuduyla, Çukurova’ya iş aramaya giden dört arkadaşın çaresizliklerini etkileyici yöresel bir dille karakterler üzerinden okuyucuya aktarıyor. Güzel bir eser tavsiye edebilirim

Onur 
21 Eki 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hüyükteki Nar Ağacı her Yasar Kemal romanı gibi sizi en basta Çukurova betimlemeleriyle karsılar. Dağlardan iner ovalardan düzlüğe çıkar, kayalardan aşşağı sallanırsınız. Konusu itibariyle günümüzde ilgi çekmeyecek olsa da kitap kendi döneminde köylünün sorununa Yasar Kemal'in akıcı diliyle değinmistir.  Nedir bu sorun ? Ağalar birgün Çukurova'ya traktör, biçerdöver gibi insan emeğini arkaplana atacak makineler alır. Daha hızlı olmalarının yanında hem daha da hesaplıya gelir makinelesme toprak sahiplerine. Bu da koskoca Çukurova'da işsizliği arttırır. Yazar da ırgatların sorununu Mehmet, Mehmet cocuk, Aşık Ali ve  Yusuf nezdinde bizlere sunar. Nereye iş aramaya gitseler hor görülürler; öyle ki ağanın karısı olan Mehmetin Ablası bile sırt çevirir onlara.  Ablasından öte diger köylerde de ezilirler, ağaların karşısında kücük düşerler.

Kitabin akıcılığını, sadeliğini ve muhteşem yöresel şive kullanımını bir kenara bırakırsak, kitapta Mehmet Çocukla çocuk olurken Aşık Aliyle bir türkü yakar Yusufla sıtmanin en acılı sancılarını çekeriz. Yazar, kitabin arkaplanında ırgatlara somut bir çözüm bulamasa da onların umudunu Akhüyükte bir nar ağacına bağlar. Irgatlar o yöredeki ünlü nar ağacını bulduklarında her şeyin düzelecegine inanırlar.

Macide Tiğiz 
17 Eki 2015 · Kitabı okudu · 320 günde · Beğendi · 6/10 puan

Teknolojinin gelişmesi traktörlerin, biçerdöverlerin tarıma girmesiyle birlikte artan işsizlik sorunu mevsimlik işçilerin kabusu haline gelmiş adeta. Sıtmanın kol gezdiği bereketli Çukurova'da geçer kitap

Celal Uslu 
03 Tem 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Daha önce en az bir tane Yaşar KEMAL kitabı okumak şartıyla kitabı, kapağı olmadan basılmış bir şekilde okuyuculara dağıtsak daha ilk on sayfa geçmeden; bu kitap Yaşar KEMAL 'e aittir diyebileceği, yazara ait klasikleşmiş betimlemeleri barındıran bir kitap.

Konusu ise yine yazara yakışır biçimde seçilmiş. Çukurova, Marshall yardımlarıyla beraber çeşitli tarım araçları ile tanışır ve biliçsiz makinalaşma -geçiş dönemi barındırmadığı için- o zamana kadar tarlada, bağda, bahçede çalışmış bilimum ırgat ve işçi takımını ekmeğinden etmiştir.

Ağa sınıfı bundan çok memnun kalmıştır. Çünkü artık 15-20 kişinin emek toplamını makina tek başına karşılamakta ve onu idare edecek bir kişi -şöför- yeterli olmaktadır. Zaten çalışanlarının emeğini sömürüp asla emeklerinin hakkını vermeyen Ağa sınıfı, bu bilinçsiz makinalaşmayla beraber emrindeki çalışanları -kimisi kırk, kırk beş yıldır onun emrinde, kimisi daha o doğmadan o eve hizmet etmekte- kapı dışarı etmiştir.

Tüm bu gelişmelerden habersiz beş dağlı Hösük, Mehmet, Aşık Ali, Yusuf ve Mehmet Çocuk köylerinde kuraklıktan kaynaklı iş bulmak amacıyla Çukurova 'ya doğru yola koyulmuştur. Nice umutlarla gittikleri Çukurova onlara zindan olacak, el açtıkları tüm kapılar yüzlerine kapatılacak üstüne dağlı oldukları için hor görüleceklerdir.

Kendine has betimlemeleriyle, yörenin şivesiyle bol diyologlu bir kitap. Ana karakter Mehmet olarak betimlensede ben en çok Mehmet Çocuk karakterini beğendim.

Yaşar KEMAL okumak isteyip, herhangi bir sebebten ötürü okumaya başlayamanlar için yazar ile tanışma olacak nitelikte bir kitap.

Bu coğrafyanın edebiyatına bu denli katkıda bulunduğu için Yaşar KEMAL 'e çok şeyler borçluyuz.

Züleyha TİĞİZ 
02 Eki 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 6/10 puan

Yaşar Kemal in kaleminden doğa ve insan ikilisini anlatan kısa bir eser.Çukurova da ,insan gücüne bağlı olan tarımın zamanla makineleşmeye gidişini anlatıyor.İşsiz kalan insanların,mevsimlik işçilerin dramı söz konusu.

Dikkat! Spoiler içerebilir.
Hüyükteki Nar Ağacı, sanayileşmenin tarım işçilerini işsiz bırakışını, mistik bir ağacı arayan işçilerin yaşadıkları olaylar çerçevesinde anlatıyor. Kitabı anlatılmak istenen konu açısından beğendim, dönemin toplumsal bir sorununu okuyucuya aktarmak gayesi var. Karakterleri konuştururken kullanılan kelimeler, kurulan cümleler, anadolu insanına çok da yabancı olmayanlar için karakterlerle kendi aralarında bir bağ kurabilme imkanı veriyor. Diğer yandan, olayları diyalogdan ziyade bir kişinin gözünden anlatan yazıları seviyorsanız, okurken romanın içine giremediğinizi hissedebilirsiniz.

mahmud köse 
18 Eki 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 6/10 puan

Kitap Yaşar Kemalin yazarlık dehasını gösterdiği ilk kitap olma özelliğiyle bile okunmayı hak eden kitaplardan biri. bu kitapta büyük ustanın güçlü kaleminin ve dinamik hızlı dilinin tomurcuklarını görebilme şansına erişirken bir yandan Çukurovanın acımasızlığı ile Çukorova insanının güzel ahlakını keşfediyor makineleşmein insafsız yüzünü görüyoruz.

2 /

Kitaptan 16 Alıntı

Mehmet Sinan Gündüz 
09 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

'' İyi adammış,'' dedi. "Zenginleri kim olsa sever .İş fıkarayı sevmekte."

Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 20)Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 20)
Emine Zengin 
04 Kas 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Ölüm yokluktan iyi.Sıtma yokluktan iyi.Verem yokluktan iyi.
Çaresi yok,ölsek yine gideceğiz.

Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (9)Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (9)
Mazlum İlhan 
21 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Toprak, onun üzerinde çalışanlarındır."
Ben otuz yıldır sürerim bu tarlayı. Her karışında bir okka terim var bu tarlanın.

Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 23 - Yapı Kredi Yayınları)Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 23 - Yapı Kredi Yayınları)
Emine Zengin 
 04 Kas 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Duydum ki Çukurova'ya gidiyormuşsunuz. Aklınıza şaşayım. Ölüme gidiyorsunuz. Maraza gidiyorsunuz. Çukurova bu ! Gel bana sor Çukurova'yı. Benden sor derdini belasını. Deliler! Acınızdan ölün de gene gitmeyin Çukurova'ya.Yazık gençliğinize.

Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 9)Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 9)
Celal Uslu 
01 Tem 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

"... Bizim ustanın çok yüreği acıyor ırgat milletine."
Aşık Ali:
"İyi adanmış," dedi. "Zengini kim olsa sever. İş fıkarayı sevmekte."

Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 20)Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 20)
Muzaffer Akar 
14 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"O" dedi Memet çocuk, "o Aşık Ali emmi var ya, bir türküsüyle dilsizi dile getirir, ölüyü diriltir, dağı taşı eritir. O Aşık Ali emmi var ya, bir türkü söylerse çiçekler, kuşlar dile gelir, şu ağaç bile dile gelir, şu toprak bile. Şu koca dağlarda, bilumum Torosta, Aladağda, Binboğada, Gavurdağlarında onun ününü duymayan var mı? Aşık Ali deyince ağlayan bebeler avunur, akan pınar suyu şıppadak durur."

Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 85)Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 85)
M.Ali BARAN 
05 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Uzaklardaki Gavur dağının arkasından da bir ışık fışkırdı.
Bu yere Yüreğir toprağı derler. Bu Yüreğir toprağı taze bir kadın teni gibi yumuşak sıcacıktır. Can eksen biter. Bir ekini olur, içine kaplan girse sökemez derler ya, işte öyle. Bire otuz verir, kırk verir. Güzün pamuklar açtığında bütün Yüreğir toprağı apak donanır.

Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 39)Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 39)
Ahmet Samsa 
10 May 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Sonra Âşık coştu. Ver etti sazın döşüne. İyice sazın üstüne yumuldu, bir topak kaldı. Beş yaşında bir çocuk kadar kaldı. Gür yanık sesi gecenin karanlığında dalga dalga tekmil ovayı dolduruyordu. İniyor, çıkıyor, kızıyor, ağlıyordu.
Dert üstüne söylüyordu, aşk üstüne, ölüm üstüne, yokluk üstüne, sıtma üstüne, bebeler çocuklar üstüne, yalnızlık üstüne, gurbet üstüne söylüyordu. Kızılırmak, Seyhan, Ceyhan üstüne söylüyordu. Çukurova üstüne, sinek üstüne, gavur motorlar üstüne. Harap olası dünya üstüne, mor sümbüllü sürmeli geyikli karlı dağlar üstüne söylüyordu. Toprak üstüne, zulüm üstüne söylüyordu.
Ta şafağa kadar söyledi. Tanyeri sırmalanır, seherin yelleri eserken sazını usulca yanına koydu. Ondan sonra da ağzını açıp bir söze varmadı. Yalnız, yüzü rahat, mutlu bir ışıltı içindeydi.

Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 31)Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 31)
Ahmet Samsa 
10 May 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Şu makina var ya, şu kocaman, ona biçerdöver derler, Ağa onu getirdiği gün sarı öküzlen mor öküzü tekerleğinin dibinde kurban kesti. Kanını tekerin dibine akıttı. Yaa, sarı öküzü kurban etti makinaya...

Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 20)Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 20)
2 /