Jaguar Güneş Altında

8,7/10  (3 Oy) · 
8 okunma  · 
1 beğeni  · 
443 gösterim
İtalyan edebiyatının büyük ustası Italo Calvino, okuma alışkanlığının çağdaş insanı değiştirdiğini, Bilen İnsan'ın Okuyan İnsan'a dönüştüğünü, ama bu insanın da eskiden algıladığı birçok şeyi algılayamadığını düşünmüştü. "Okumayı bilmeyen insan, bizim artık algılamadığımız birçok şeyi "avladığı vahşi hayvanların izlerini, yağmur ya da rüzgârın yaklaştığına ilişkin belirtileri" görüp işitebiliyordu; bir ağacın gölgesinden günün saatlerini ve yıldızların ufuktaki yüksekliğinden gecenin saatlerini tanıyabiliyordu." Bu düşünce, onu beş duyu üzerine bir kitap yazmaya itti. Fakat erken ölümü üzerine nedeniyle Jaguar Güneş Altında'nın ancak koku alma, tat alma ve işitme üzerine bölümlerini bitirebildi.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2012
  • Sayfa Sayısı:
    76
  • ISBN:
    9789750811913
  • Çeviri:
    Kemal Atakay
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
mehmet aysu 
27 Haz 20:21, Kitabı okudu, 1 günde, Beğendi, 8/10 puan

Yazık, kıyamam ya.. Bu kitap yetim kalmış. Ondan kimse sevmedi bu kitabı. Çünkü Calvino 5+1 duyu üzerine yazmayı planlamış fakat erken ölümü, kitabı koku, tat alma ve işitme üzerine yazdığı üç öykü halinde yetim bırakmış.
Kitapta ki ilk öykü koku üzerine "Burun" isimli öykü. Beni baya zorladı, hatta diğer öykülerdeki ahengi yakalayamadım. Bunun sebebi kokular hakkında ki kelime bilgisizliğim. Şu nedir? bu nedir? diye bakmaktan bir türlü koşamadım. Kısaca öykü hakkında söyleyebileceğim. Sindirellayı cam ayakkabısıyla bulan prens bu defa koca Paris'te kokusuyla bulabılecek mı ? :D (masalla alakası yok bir parca hatırlattı dıye uydurdum)
İkinci öykü 'tat alma' üzerine ve kitaba ismini veren öykü. İki katmanlı bir öykü diyeyim daha doğru olur.
Hani vardır ya 'Öyle iştahlı yedi ki benim bile canım çekti' heh böyle bir şey işte Calvıno o kadar lezzetli yazmış ki öyküyü okurken bir buçuk iskender söyleyip afiyetle gömdüm. Baştan söyleyeyim öyle lezzetli sofraların hemen ardından antik çağlarda insan kurban edip kurbanın cesetini önce akbabalara yedirip kalan et ve kemik parçalarını terbiye edip enfes soslarla pişirip afiyetle yiyen rahiplerde var. Arkadaşız diye yazıyorum mideniz kaldırmayacaksa hiç yanaşmayın. :)
Üçüncü öyküden bahsetmeyeceğim size supriz olsun :) onun yerine benim en beğendiğim ikinci öyküden bir alıntı ve yaptığım çıkarımları yazacağım.
Çok duymuşuzdur "kadınlar kötü adamlara aşık olurlar" cümlesini bunun sebebi tat almayla alakalıymış. Nasıl mı ? Kitapta söyle diyor:
-"Mutfak, tatları başka tatlarla belirgin kılma sanatıdır" diye karşılık verdi Olivia, " ama ana malzeme tatsız tuzsuzsa, hiçbir katkı maddesi, olmayan bir tadı artıramaz!"
Öyküler kısa ve çok yüklüler üzerinde bol bol düşünülecek sizi farklı şekilde konular üzerinde bile düşünmeye sevk edecektir.
Benim kitaptan genel çıkarımım; evet insanlık geliştikçe duyuların zayıfladığını. Özellıkle ikili ilişkılerde duyuların ne kadar etkin olduğunu, bu konunun ciddiye alınmadığında sonuçlarının neler olabileceğini gördüm.
Keşke Calvıno'nun görme üzerine de yazma fırsatı olsaymış. Üzüldüm ama n'apalım sağlık olsun