Kız Kardeşim İçin

9,1/10  (46 Oy) · 
89 okunma  · 
36 beğeni  · 
1.316 gösterim
Anna hasta değil, ama on üç yaşına dek sayısız ameliyat, nakil ve operasyon geçirdi, iğneler vuruldu. Hepsi ablası Kate'in çocukluğundan beri yakasını bırakmayan lösemiyle mücadele edebilmesi için.


Kate ile tam doku uyumu olması için laboratuar ortamında genleri özel olarak seçilen özel üretim bir çocuk olan Anna, ablasına ilik verebilmesi için dünyaya getirilmişti - bu rolünü ve hayatını hiç sorgulamadı.. bugüne dek.

Şimdi ise ergenlik çağındaki çoğu genç gibi Anna da gerçekte kim olduğunu sorgulamaya başlıyor ve sonunda çoğu insan için akla getirmesi bile mümkün olmayan bir karar alıyor; ailesini paramparça edecek ve sevdiği ablası için belki de ölümcül sonuçlar doğurabilecek bir karar.

Çok önemli etik tartışmaları körükleyen kışkırtıcı bir roman olan Kız Kardeşim İçin, bir ailenin ne pahasına olursa olsun verdiği hayatta kalma mücadelesini ve ibret alınacak bir ahlak öyküsünü anlatıyor.
 
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2009
  • Sayfa Sayısı:
    450
  • ISBN:
    9789756006207
  • Orijinal Adı:
    My Sister's Keeper
  • Çeviri:
    Serkan Göktaş
  • Yayınevi:
    April Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Damla Köseoğlu 
 11 Tem 20:59, Kitabı okudu, 4 günde, Beğendi, 10/10 puan

▪ İlgi çekici bir konu, mükemmel bir kurgu... Kız Kardeşim İçin, duygu yüklü bir kitap. Okuma listesi oluştururken tesadüfen karşıma çıkan kitap, konusu ve yapılan yorumlar itibariyle bende büyük bir merak uyandırmıştı. Romanın beklentilerimi fazlasıyla karşıladığını, okuduğum en iyi kitaplardan biri olduğunu kesinlikle söyleyebilirim.

▪ Küçük kahramanımız Anna, lösemi hastası olan ablası Kate'in yaşam savaşını kazanabilmesi için birçok operasyon, nakil geçirmiştir. Anna, uygun bir donör bulunamamasının ardından Kate ile tam doku uyumunun sağlanabilmesi için dünyaya getirilmiş son derece özel bir çocuktur. Ailesi tarafından yedek parça muamelesi görmeye başladığını düşünen Anna'nın yaşadığı iç çekişme, içinde bulunduğu psikolojik durum ve aile üyelerinin tüm bu yaşananlara verdiği tepkiler anlatılıyor kitapta. Jodi Picoult kitabında olayları tek tek aile bireylerinin ağzından anlatıyor.

▪ Kız Kardeşim İçin son derece dramatik bir kitap. Henüz bu kitabı okumamış olanlara gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Ayrıca kitap 2009 yılında "Kız Kardeşimin Hikayesi" ismiyle sinemaya uyarlanmış. Cameron Diaz, Alec Baldwin gibi isimleri kadrosunda bulunduran filmi de en kısa zamanda izlemeyi planlıyorum.

Özge Uzun 
22 Eyl 2015, Kitabı okudu, 3 günde, Beğendi, 10/10 puan

Bu kadına bayılıyorum. Bir gün bir kitap yazabileceğimi bilsem kesinlikle böyle kitaplar olmalarını isterdim. Kitabın sonunda gerçekten şaşırdım ama düşününce başka nasıl olabilirdi ki diyorum. Kitapta birçok ahlaki konu tartışılmış olsa da mahkemenin sonucunun ne olması gerektiği hakkındaki fikrim başından beri sabitti. Belki bu yüzden Sara'ya hiç anlayış gösteremedim hatta sevemedim. Yine de kitabın sonunu düşününce ona acımamak elde değil. Okuduğum mükemmele en yakın romanlardan.

Aysel 
29 Tem 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 7/10 puan

Kitab`ı Esengül`ün sayesinde keşfettiğimi belirtmek isterim ilk önce. :)
Kitap, kız kardeşi hasta olduğu için dünyaya getirilmek zorunda kalınan diğer kız kardeş- Anna`nın hep ikinci olma, sırtına yüklenen " hayat kurtarma " zorunluluğundan bahsediyor.

Kate, daha 3 yaşındayken ona lösemi teşhisi koyuluyor. Tek çare ilik nakli ve buna uygun tek aday erkek kardeşi vardır. Ama erkek kardeşin iliği Kate uymayacaktır. Bunun içinse doktor yeni kardeşin dünyaya getirilmesini önerir. Ebeveyinler, tüp bebek yöntemiyle yeni " kurtarıcı " bebeğe sahip olurlar. Tüp bebek olduğu için, bebeğin cinsiyyeti, iliği, kan değerleri kendileri tarafından seçilir. Anna daha dünyaya geldiği ilk saniyelerden ablasını kurtarmak için görevlendirilir.

Ne acı değil mi?

Bedeniniz üzerinde hiçbir söz hakkınız yoktur. Aslında siz bir amaç için doğdunuz : kız kardeşinizi kurtarmak! Küçük yaşta daha bebeklerle oynayacakken kordonlarla boğuştunuz...

Yazar, karekterleri ( Kate`den başka ) tek tek konuşturmuş. Ayrı ayrı bölümlerden oluşan kitap`da her karektere yer ayrılmış. Benim en çok dikkatimi çeken karekter Sara ( anne).
Onu anlamağa çalıştım aslında. Çocuğu hasta. Yıllardır tek amacı onu kurtarmak. Başka bir amacı yok. Gülmeyi bile kendine yasaklamış. Gülerse vicdan azabı çekiyor adeta. Çocuklarını ( diğer ) ihmal ediyor. Onların eğlencesini, büyümesini, triplerini, iç çekişmelerini göremiyor. Kendinden, çocuklarından uzaklaşıyor haberi yok. Tek sorunu Kate ve hastalığı... Kate`nin kurtulması için ne gerekirse yapabilir. Doktor, iki çocuğunu getir karşında keselim Kate iyileşecek dese, hiç şübhem yok kabulederdi belki de. Buna bir misal; Anna daha 13 yaşındayken ondan Kate için böbreğini istiyor. Üstelik Kate bu ameliyyatı olursa bile değişen bir şey yok. Anna bunun için ailesine tıbbi dava açıyor. Olaylar zaten bundan sonra okuyucuya sunuluyor.

Kitapta beğendiğim kısımlar :
Karekterlerin ince ince düşünülerek seçilmesi. Mesela, Sara bir anne olaraktan duygusal açıdan güzel işlenmiş. Okuyucu hem yargılaya hem kabullene biliyor.
Erkek kardeş, yalnızlığı, ailesinin ihmali yüzünden düşdüğü durumlar, dikkat çekme eylemleri çok hoş.
Kate`nin adından konuşmaması hoşuma gitti. Bence yazar, tüm bu insanları Kate yüzünden topladığının farkında, onun için ona fazla söz hakkı tanımıyor.
En beğendiğim Campbell`ın isim / soyad seçimi. Dikkat çeken, farklı akılda kalan / kalmayan isim seçimi. Campbell`in (avukat) köpeği- Yargıç. Bu ikiliyi beğendim. Sanki yazar, karekterler üzerinde çalışmış gibi bir izlenim veriyor.

Beğenmediğim kısıma gelirsek :
Her anlatılan olayda zıplayışlar vardı. Örneğin ben size " Kız Kardeşim İçin" den yorum yapıyorsam, cümlemi bitirmeden, siz olayın nereye bağlandığını öğrenmeden " Notre- Dame`nin Kamburu " na geçiyormuşum gibi. Bu halde ne yaparız? Aklımız karışır elbet ki. Bu kısımlar vardı. Ben öyle hisse kapıldım ki, yazar, bilerekten zıplamalara yer vermiş. Karmaşıklık olsun diye.

Film tadında kitap. Filmi de varmış zaten. Okumadan önce araştırdığımda yıllar önce seyrettiğimin farkına vardım. Filmini daha çok sevdiğimi hatırlıyorum. Sizden ricam, ben bulamadım siz bulursanız bana da linkini atmanız :)

Not : Kitap Cuma`dan sonra sonlanıyor. Bu da fazlaca yarımkalmışlık hissi verdi. Okuyanınız varsa bana nerede sonlandığını söyleye bilir mi? :)

Keyifli okumalar.

sümeyye kip 
 27 Ağu 22:07, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Eğer bittiğinde dünyaya dönmeniz, kendiniz olduğunuzu anlamanız zaman alıyorsa, gözyaşlarınız kitabın sayfalarını ıslatıyorsa, her karakterin yaşadıklarını en içinizde hissederek okuyorsanız ve kitapla vedalaştıktan sonra etkisinden bir türlü kurtulamıyorsanız, karakterlere veda etmek ağırınıza gidiyorsa bana göre o dram gerçek bir dramdır. Bugün yorumlayacağım roman bu anlamda şimdiye kadar okuduğum en derinden etkileyen kitaptı.

Kitaptan öğrenebileceğiniz o kadar çok şey var ki. Anna'nın yaptıklarını aslında neden yaptığı, hasta bir kızın yaşadıkları ve bunun çevresindeki herkesi nasıl etkilediği, kardeş sevgisi ve evlat sevgisi gibi değerler kitaptaki önemli noktalar.. Kitapta annelik dışında aynı zamanda doktorluk, hemşirelik, avukatlık gibi meslekler ve hastalıklar hakkında da bilgi sahibi oluyorsunuz.
Kitabın verdiği mesajlar da öyle güçlü ki. Bazen karar veremeyecek kadar çaresiz olduğunuzda o kararı sizin için veren ilahi bir güç olduğunun farkına varırsınız. Bazen gerçekten acı olduğunu düşündüğünüz şey aslında başka bir şeyin getirdiği acıyla birlikte daha geri planda kalır. Güzel mesajlarla dolu olan kitap aynı zamanda son derece sürprizli bir kitap. Keskin virajları var. Sizi derinden sarsacak olan bölümün nereden ne zaman geleceğini asla kestiremiyorsunuz. Öyle ki kitabın daha ilk sayfasında "ya şöyle olursa" diye aklınızda belirip kaybolan bir şeyi sizin yüzünüze öyle bir çarpıyor ki, bu beklenmediklik sizi öyle hazırlıksız yakalıyor ki sayfaları geri geri alıp tekrardan okumaksızın idrak etmekte zorlanıyorsunuz. Kitapta gerçekten ağladım hem de hüngür hüngür. Kitap sayfaları ıslandı. Gözlerimin buğusu kaybolana dek kitaba ara vermek zorunda kaldım. O kadar manidar yerler vardı ki. Tüylerim diken diken oldu. İliklerime kadar işledi kitabın her satırı. Uzun süre etkisinden çıkamayacağıma adım gibi emin olduğum bir kitap.

Üslubuna gelince gayet başarılı buldum. Kitapta her karakterin kendine ait anlatımlarının olduğu bölümler vardı ve hepsininki yeni basımında farklı puntolarla yazılmıştı bu da çok hoş bir detaydı bence. Bazı bölümlerin başında Milton, Sheakspeare gibi ünlü şairlerin eserlerinden yapılan alıntılar da bölümün özünü öyle güzel yansıtıyordu ki, kitaptaki hiçbir şeyin rastgele olmayıp bir amaca hizmet etmeleri son derece hoşuma gitti. Harika bir dram okumak isteyenler için şiddetle tavsiye edebileceğim bir eserdir. Asla pişman olmayacaksınız. Tam puan verilmeyi hak eden çok kaliteli bir eser. Keyifli okumalar. :) detaylı yorumlar için;
http://yorumatolyesi.blogspot.com.tr/...ardesimicin.html?m=1

Duygu yılmaz 
14 Ara 2015, Kitabı okudu, 3 günde, 9/10 puan

Kitapla ilgili soyleyebilecegim ilk şey; çok acıklı, çok sarsıcı.. Yazar bizi duygu sömürüsüne asla girmeden kaçınılmaz sona getiriyor, getiriyor ve pat.. İşler değişiyor, okuyucuyu çok üzüyor, çünkü okuyucunun kendini okuma süresince hazırladığı şey bu değildi. Okuyanın ilk tepkisi "Hayır bu olmamalıydı, sıra onda değildi " oluyor, sonra "Bu sıralamaya kim karar verebilir ki" diye düşünüyor. Çok sarsıcı , mükemmel anlatımlı, insanı hep "ben olsam bu durumda ne yapardım " ikileminde bırakan bir kitap. Çevirinin de çok başarılı olduğunu not düşmeliyim, kesinlikle okunmalı.

Feridun Yüksel 
06 Eki 16:24, Kitabı okudu, 4 günde, Beğendi, 9/10 puan

hayatı, insan ve çocuk haklarını,aileyi,ebeveyn olmayı tekrar tekrar sorgulatan, ben olsam n'apardım deyip bir türlü cevap veremediğim, susan'ı da anna'yı da hem suçlu hem de bir o kadar suçsuz gördüğüm, acımasız gerçeklerle dolu bir kitap.

ÜMİT YILMAZ 
10 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Jodi Piccoult ülkemizde az tanınan yazarlardan.Ben tüm kitaplarını ayrı bir heyecanla okudum.Neden tüm kitaplarını beğendim? Her kitabında daha önce az değinilen konulara değiniyor.Ve olayları hep iki farklı açıdan anlatıyor.Psikoljik gerilim tarzında yazıyor.Fizksel şiddet pek yok.Bir iki kitabı dışında hepsinde mahkeme olgusu geçiyor.Ve siz davalıyı mı davacıyı mı suçlayacağınızı şaşırıyorsunuz.Tümüyle haklı davacı ya da tamamen masum kimse yok.Empati duygunuz gelişiyor.Kitabı okurken duygularınız değişkenlik gösteriyor.Bu da kitabın sürükleyiciliğini arttırıyor.Filme de çekilen bu romanında da benzer öğeler var.Kanser hastası kardeşine ilik lazım olduğu için doğurulan bir çocuk var karşımızda.Kitabın başında ailesini dava ediyor ve gerekçesini de söylüyor, "Ben yedek parça değilim".Ablasına ilik vermeyi reddediyor.
Kızıyorsunuz doğal olarak.Vicdansız bir çocuk bu diyerek yargılıyorsunuz.Konusundan daha fazla bahsetmek kitabın zevkini kaçırır.İyi bir yazardan iyi bir kitap okumak istiyorsanız bu kitabı okuyun derim.Ve inanıyorum ki okuduktan sonra siz de benim gibi bu yazarın tüm kitaplarını okumak isteyeceksiniz.

Esma Saatçı 
21 Nis 2015, Kitabı okudu, 10/10 puan

Küçük bir kızın kendini bir yedek parça dükkanı gibi hissetmesi ve tüp bebek yöntemiyle seçilmiş sağlıklı embriyo transferi ile ilgili bir hikaye. Beni çok duygulandıran, bu minik kızın hayatının yüreğime işleyen hikayesini şiddetle tavsiye ederim.
Düşündüren ve hüzünlendiren bir kitap.

MERVE DÜNDAR 
21 Ağu 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Her satırında insanı düşündüren,hüzünlendiren ve sonuyla çok şaşırtan,ben olsam ne yapardım sorusunu sorduran mutlaka okunması gereken bir kitap.

İlay Yüksel 
23 Şub 09:41, Kitabı okudu, 7 günde, 10/10 puan

On üç yaşında bir kız çocuğu şehrin en ünlü avukatlarından birine gider ve odasına girer girmez elindeki tüm bozuk paraları avukatın masasına bırakarak şunu sorar: "Vücudum üzerindeki tüm hakların bana verilmesi için dava açmak istiyorum, benim için çalışır mısınız?" Ne daha önce bu tür bir konuda çalışmış, ne de bir kaç bozuk para karşılığında bir kız çocuğu için çalışmış olan avukat ilgiyle davayı kime açmak istediğini sorunca kız kendinden emin bir şekilde cevap verir "Anneme" !

Hiç bir hastalığı olmamasına rağmen on üç yaşına kadar sayısız iğne olmuş, sayısız operasyon geçirmiş, sayısız defa tahliller vermiştir Anna. Zaten doğmasının bile bir sebebi vardır, lösemi olan ablasına hayat kaynağı olabilmek; uyumlu dokularıyla ablasına ilik verebilmek... Ne çocukluğunu yaşabilmiş Anna ne de ihtiyacı olduğu herhangi bir an annesini gerektiği kadar yanında bulabilmiş... Hayattaki rolünü hiç bir zaman sorgulamayan Anna, ablasına organ nakli gerektiği zaman durur ve artık buna bir son verilmesi gerektiğini düşünür ve ailesine dava açar...

Bir tarafta Anna'nın çocukluğundan beri yaşadığı yalnızlık, diğer tarafta küçücük yaşından beri lösemiden kurtulamayan, ne çocukluğunu ne de gençliğini yaşabilmiş Kate, bir tarafta kızının iyileşmesi için her şeyi verebilecek anneleri... Ailenin tüm üyelerinin ağzından anlatılan, herkesi haklı bulacağınız olağanüstü derecede iyi anlatılmış, hayatta beni en çok etkilemiş kitaplardan bir tanesi... Jodi Picoult'un en mükemmel eseri...

2 /

Kitaptan 84 Alıntı

Aysel 
04 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

Size şunu söyleyeyim: Yalnız biriyle tanıştığınızda size ne anlatırsa anlatsın aslında yalnızlığı sevdiği doğru değildir. Asıl sebep, daha önce dünyayla bütünleşmeyi denemelerine rağmen insanların onları sürekli hayal kırıklığına uğratmalarıdır...

Kız Kardeşim İçin, Jodi PicoultKız Kardeşim İçin, Jodi Picoult
Aysel 
10 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

"Bütün harika şeyler biz onların farkında olmadığımız zamanlarda mı meydana geliyor?.. "

Kız Kardeşim İçin, Jodi PicoultKız Kardeşim İçin, Jodi Picoult
Aysel 
26 Tem 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

Bir defasında Kate sekiz ve ben beş yaşındayken kavga etmiş ve artık aynı odayı paylaşmak istemediğimiz kararına varmıştık. Ancak evimizin büyüklüğü ve diğer odada da Jesse’nin yaşadığı göz önüne alındığında gidecek başka yerimiz yoktu. O yüzden daha büyük ve akıllı olan Kate, odayı ikiye bölmeye karar verdi. "Hangi tarafı istiyorsun?" diye diplomatik bir edayla sordu. “İzin veriyorum, sen seç.”

Tabii ki yatağımın dahil olduğu tarafı istiyordum. Ayrıca odayı ortasından ikiye bölecek olursanız, Barbie bebeklerimizin durduğu kutu ve elişi malzemelerimizi koyduğumuz raflar otomatik olarak benim tarafımda kalacaktı. Kate buradan bir kalem almaya davrandı, ama onu durdurdum. “Orası benim tarafım,” diye işaret ettim.

“Sen ver öyleyse," dedi ve ben de ona kırmızı bir keçeli kalem verdim. Masanın üstüne çıkıp tavanda erişebildiği en yüksek noktaya kadar uzandı. “Bunu çizdikten sonra,” dedi, “sen kendi tarafında kalacaksın, ben de kendi tarafımda, anlaştık mı?” Başımı salladım bu pazarlığa en az onun kadar bağlı olduğumu göstererek. Sonuçta bütün güzel oyuncaklar bendeydi. Ben ondan bir şey istemeden önce Kate’in benim tarafıma geçmek için yalvarması çok yakındı.

“Yemin mi?” diye sordu ve serçe parmaklarımızı tutuşup yemin ettik.

Kate, tavandan başlayıp masanın üstünden geçerek sarımsı renkli halıya inen ve komodinin üstünden devam edip karşı duvara kadar çıkan zikzaklı bir çizgi çizdi. Sonra kalemi bana verdi. “Unutma,” dedi. “Sadece mızıkçılar sözünden döner.”
Odanın bana ait bölümünde yere oturdum ve sahip olduğumuz bütün Barbie'leri tek tek çıkarıp onları giydirip soyarak hepsinin benim olduğu, Kate'in bir tane bile bebeğinin olmadığı gerçeğini abartılı bir şekilde vurgulayarak oynamaya başladım.

Kate dizlerini karnına çekmiş, yatağına oturmuş beni izliyordu. Hiçbir tepki göstermedi. Ta ki annem aşağıdan seslenip bizi öğle yemeğine çağırana dek.

Kate bana bakıp gülümsedi ve odanın onun tarafında bulunan kapısından çıkıp gitti.
Halının üstüne çizdiği çizginin yanına gittim, sinirimden tekmeler savuruyordum. Mızıkçı olmak istemiyordum. Ama hayatımın geri kalanını odamda geçirmek de istemiyordum.

Kız Kardeşim İçin, Jodi PicoultKız Kardeşim İçin, Jodi Picoult
Aysel 
10 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

"Kayan yıldızlar aslında yıldız filan değildir. Yalnızca atmosfere giren ve sürtünme yüzünden alev alan kayalardır. Bunlardan birini görüp dilek dilediğimizde, aslında bir avuç kalıntıdan medet umarız. "

Kız Kardeşim İçin, Jodi PicoultKız Kardeşim İçin, Jodi Picoult
Aysel 
02 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

" Oturma odamızda ailemizin görsel tarihine ayrılmış koca bir raf var. Herkesin bebeklik fotoğrafı, bazı vesikalıklar, tatil ve doğum günü fotoğrafları. Bunlar bana bir hapishane duvarındaki çentikleri hatırlatıyor.
Zamanın geçtiğinin, hiçbirimizin yerinde saymadığının kanıtları... "

Kız Kardeşim İçin, Jodi PicoultKız Kardeşim İçin, Jodi Picoult
Aysel 
02 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

"Kanunlar kimsenin kimseden sorumlu olmadığını söylese de, ihtiyaç duyan birine yardım etmek yapılacak en doğru şeydir."

Kız Kardeşim İçin, Jodi PicoultKız Kardeşim İçin, Jodi Picoult
Aysel 
07 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

“Bana sorarsan, bir kez anne olmayı kabul ettin mi, sana önerdikleri tek mesai bu oluyor...”

Kız Kardeşim İçin, Jodi PicoultKız Kardeşim İçin, Jodi Picoult
Aysel 
10 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

"Oturup da ateş çok sıcak diye düşünürseniz, asla içine dalamazsınız."

Kız Kardeşim İçin, Jodi PicoultKız Kardeşim İçin, Jodi Picoult
Aysel 
05 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

"Gözlerimi kapatıyor, birkaç kere derin nefes alıyorum. İşte o anda fark ediyorum: Herkes yaşlanarak ölmüyor, insanlara araba çarpıyor. Uçak kazası geçiriyorlar. Nefes borularına fıstık takılıyor. Hiçbir şeyin garantisi yok, en çok da geleceğin... "

Kız Kardeşim İçin, Jodi PicoultKız Kardeşim İçin, Jodi Picoult