Ölüm Oyunu

8,3/10  (6 Oy) · 
10 okunma  · 
5 beğeni  · 
683 gösterim
Varoluş ile vicdanın mücadelesi: Bir adaya hapsedilmiş 21 kız ve 21 erkek öğrenci.

Şiddet dolu, kâbus gibi bir oyun.

Onlarca silah, psikolojik bir savaş ve tek bir kazanan…

Totaliter Büyük Doğu Asya Cumhuriyeti, halkı baskı altında tutmak için her sene acımasız bir askerî program düzenlemektedir. Bu doğrultuda ıssız bir adaya götürülen lise öğrencilerine rastgele silahlar verilmekte ve kuralları çiğnediklerinde patlayan tasmalarla, geriye tek kişi kalana kadar birbirleriyle mücadele etmeleri beklenmektedir…

Modern Japon edebiyatının klasikleşmiş eserlerinden sayılan ve aman vermez günümüz dünyasında hayatta kalmanın anlamına dair çok güçlü bir alegori olan Ölüm Oyunu, şiddet kavramını baş döndürücü bir gerilimle işliyor.

"Ölüm Oyunu, delicesine keyifli ve dehşet dolu bir nükte. Belki de başlı başına delicedir."
-Stephen King-

"Otomatik Portakal'daki şiddet, Sineklerin Tanrısı'ndaki insan doğasıyla birleşiyor;
kalbi dayanmayacaklar okumasın."
-Publishers Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2014
  • Sayfa Sayısı:
    624
  • ISBN:
    9786053432982
  • Orijinal Adı:
    Battle Royale
  • Çeviri:
    Müge Kocaman Özçelik
  • Yayınevi:
    Pegasus Yayınları
  • Kitabın Türü:
rabia cepik 
05 Eyl 15:23, Kitabı okudu, 16 günde, Beğendi, 8/10 puan

başta bana sıkıcı gelsede akıcılığı sayesinde bitirdiğim ve tekrar okumak isteyebileceğim bir kitap olduğunu anladım tavsiye ederim :) :) :) :) :) )

Deniz Atakan 
09 Eyl 2015, Kitabı okudu, 2 günde, 6/10 puan

Şimdiye kadar Japonlar diyince aklıma hep anime ve manga geliyordu. Japon yazarlara pek denk gelmiyordum, en azından bu türde... Bu yüzden objektif olabilirim ;) Malum anime ve mangalarında olduğu gibi kitapta da ne gelirse lise 1 öğrencilerinin başına geliyor zaten... Her sene bir lise sınıfı hükümetin düzenlediği ölüm oyunu nedeniyle bir adaya bırakılıyor. Adı üstünde ölüm oyunu olunca, herkes ölüp son bir kişi kalana kadar oyun devam ediyor. Bu nedenle de kitap Açlık Oyunları'na çok benzetilmiş. Tarz olarak benziyor olabilir ama başka bir havası var sanki...

Aslında kitap benim için çok daha iyi bir yere gelebilirdi. Bu tür kitapları severim ama 600 küsür sayfa okurken boğdu, bunalttı beni... Hani bazı kitaplar vardır, okudukça bitmesin istersin, hatta kalan sayfalar 2 ile 3 ile çarpılsa keşke diye umut edersin ama bu kitapta öyle olmadı benim için... Sanki kitap uzadıkça uzadı. Her sayfası sıkıcıydı diyemem, hatta birara gayet iyi gitti ama düşünün ki 42 karakter var. Hepsinin o sırada adada ne yaptığı, nasıl öldüğü gösteriliyor ve hepsinin az da olsa geçmişine değiniliyor. Aslında bu yüzden anlatım tarzı biraz da bana "Yoklar" serisini hatırlattı ;) İyi tarafları yok muydu derseniz; çok uzamasa anlatım tarzı hiç de fena değildi. Hatta hikayede bak bu karakter kesin sonuna kadar gider derken beklediğimizden erken ölebiliyor veya yaşayıp bizi şaşırtabiliyordu. Ölüm şekilleri bir süre sonra tekrara düşse de kitap psikolojik açıdan gayet başarılıydı diyebilirim.

"Ölüm Oyunu"nu çok merakla okumayı beklediğim Kızıl Yükseliş'e istemeden ara verdiğimde okumaya başlamıştım. Malum Kızıl Yükseliş'i yolculuk sırasında başka şehirde unuttum da :( Bu yüzden kitaba ısınamamamda bunun da etkisi olabilir. Gerçi pek aradığımı bulamadım da diyebiliriz. Yine de bu türü sevenler bir şans verebilir isterlerse ;) Herkese iyi okumalar :)

Pelşin AKBEY 
20 Haz 15:30, Kitabı okudu, 10 günde, Beğendi, 10/10 puan

Yeryüzünde bu kitabı okumamış kimse kalmamalı bence. Korkunun -ölüm korkusunun- insanın doğasındaki kötülüğü nasıl acımasızca ortaya çıkardığını gözler önüne seren muhteşem bir eser.

Kitaptan 2 Alıntı