Satranç Oynayan Derviş

8,4/10  (8 Oy) · 
44 okunma  · 
10 beğeni  · 
772 gösterim
Satranç oynayan şah mı, derviş mi belli değil.
Dokunduğu anda piyonları vezire çevirdiğine bakılırsa şah.
Şahla göz göze geldiğinde tepeden tırnağa ürperdiğine bakılırsa derviş.
Kiminle mi oynuyor?
O da pek belli değil.

Güneşimin Önünden Çekil'le başladığı portre denemelerine Satranç Oynayan Derviş'le devam eden A. Ali Ural, Konfüçyüs'ten Rabia el- Adeviye'ye, Dante Aligheri'den Şems-i Tebrizi'ye onlarca tarihi şahsiyeti kitabına konuk ediyor. Yazar, didaktik dilden uzak, edebiyatın akıcı ve kuşatıcı aktarımıyla biyografi türüne yepyeni bir soluk getiriyor.
  • Baskı Tarihi:
    2011
  • Sayfa Sayısı:
    164
  • ISBN:
    6054056026
  • Yayınevi:
    Şule Yayınları
  • Kitabın Türü:
Eren 
24 Nis 15:35, Kitabı okudu, Puan vermedi

Yazar, ‘Satranç Oynayan Derviş’ kitabında bizi çeşitli şahısların tablolarıyla karşı karşıya getiriyor. Ve kitabın girişinde okurlara şöyle sesleniyor: “Ah! Bakılması gereken yere bakmıyor insan. Bir Zen şairinin kelimeleriyle, ‘Kendisini değil, başkalarını kesebilen bir kılıç gibi, ya da bir göz gibi, kendisini değil başkalarını görüyor.’ Bu yüzden duvarlarınıza astığım tablolar, Konfüçyüs’ün, Şems’in, Dante’nin, Fuzuli’nin, Descartes’in, Nasreddin Hoca’nın, Nietzsche’nin, Bişr el-Hafi’nin, Leonardo da Vinci’nin, Hallac-ı Mansur’un, Kafka’nın, Süfyan es- Sevri’nin, Pablo Neruda’nın değil sizin portrelerinizdir.”

Kitap daha önceki baskılarında ‘Doğu ve Batı’dan Portreler’ alt başlığı ile çıkmış. İçinde doğu ve batı medeniyetinden kırk bir portre çizmekte. (Bu sayı özellikle mi seçilmiş, belki de fazla şüpheciyiz. Fakat bu sayı medeniyetimiz için önemli sayılardan birisi olduğu yadsınamaz.) Bu portreler belirli bir düzlemle seçilmiş gibi durmuyor ilk bakışta, fakat ilk nazar elbette yanıltıcı olabiliyor. Keşke kitaba alınan şahısların hangi kriterler doğrultusunda süzgeçten geçirildiğini yazara sorabilseydik, soramadığımıza göre fikir yürütmek elzem duruyor. Peki, hangi doğrultuda birleşebilir bu kırk bir kişi, tam bir tespit elbette zor. Çizilen tablolar için ortak birkaç nokta söylemek gerekirse; felsefe, hikmet, metafizik yön, erdemli olmak üzerine fikir yürütme ve hakikati aramak gibi unsurlar ön plana çıkıyor.

Ali Ural kitaplarının en güzel yönlerinden birisi sanırım içerisinde yazarın kendi kaleminin yanında çok büyük medeniyet pınarlarından besleniyor oluşu. Her kitabında onlarca paragraf ve cümle boyutunda alıntı ile karşılaşıyorsunuz. Ve bu hiç şüphesiz insanın hoşuna giden bir durum, zira her alıntı bir öğüt niteliğinde oluyor. Hatta her alıntı bir kendini bulma hali. Mesela Pablo Neruda öyle bir söz ediyor ki, kitaplar ile ilgili hali pür melalimizi öyle bir ortaya koyuyor ki. Bir insan ömrüne hiçbir zaman istenen kitap miktarı sığmaz, ister yüz yıl yaşa istersen Nuh Nebi gibi bin yıl. Böyle olunca ne çok haklı Neruda. İşte tebessüm ettirip yazarına hak vermemizi sağlayan şu cümleler bizi can evimizden vuruyor: “Ne çok kitap, ne çok kitapçık… Kim okuyabilir ki bütün bunları? Onları yiyebilseydik! Şu açlık dünyasında onlardan salata yapabilseydik. Onları küçük küçük doğrayıp yemek yapabilseydik.” İşte kitaplara karşı hissiyatımız hiç şüphesiz bu.

Kitap pek çok Müslüman derviş, sûfi ve evliyayı da bünyesinde barındırıyor. Ortalama her şahıs hakkında yazılanlar üç sayfayı geçmiyor. Fakat bazı kişiler var ki onları kısa anlatmaya yazarın da gönlü razı olmuyor. Şems-i Tebrizi, Evliya Çelebi…

Kitaptan 40 Alıntı

"Karşılık beklemeksizin başkalarına yararlı olmak," işte yükselişe götürecek erdem.

Satranç Oynayan Derviş, A. Ali Ural (Sayfa 121)Satranç Oynayan Derviş, A. Ali Ural (Sayfa 121)
Eren 
24 Nis 15:38, Kitabı okudu, İnceledi, Puan vermedi

Hayat
“Satranç oynayan Şah mı, derviş mi belli değil. Dokunduğu anda piyonları vezire çevirdiğine bakılırsa Şah. Şahla göz göze geldiğinde tepeden tırnağa ürperdiğine bakılırsa derviş.

Satranç Oynayan Derviş, A. Ali Ural (Sayfa 48)Satranç Oynayan Derviş, A. Ali Ural (Sayfa 48)
Vildan eyupoğlu 
24 Eki 10:03, Kitabı okudu, Puan vermedi

İnsanları hoşnut etmek elde edilemez bir gayedir.Sen Allah'ı hoşnut et.
Bişr el-Hafi

Satranç Oynayan Derviş, A. Ali Ural (Sayfa 24 - şule yayınları)Satranç Oynayan Derviş, A. Ali Ural (Sayfa 24 - şule yayınları)

Dört zamanda dört şeyi korumak gerekir; namazda gönlü, halk arasında dili, yiyip içmede boğazı, bir kimsenin evine girince de gözü.

Satranç Oynayan Derviş, A. Ali Ural (Sayfa 14)Satranç Oynayan Derviş, A. Ali Ural (Sayfa 14)

Bildiğin zaman bildiğini, bilmediğinde de bilmediğini söylemek, işte bilgi budur.

Satranç Oynayan Derviş, A. Ali Ural (Sayfa 9 - Şule)Satranç Oynayan Derviş, A. Ali Ural (Sayfa 9 - Şule)
ÖZBULMAYA 
17 Kas 18:36, Kitabı okudu, Puan vermedi

Peki "Leyla" başka güzellere benzer mi? Bu sorunun cevabını verebilmek için "Mecnun" olmak gerekiyor. Aşkla harap, aşkla mamur olmak gerekiyor. "Canan" mı dediniz? "Canan"ı sevebilmek için candan vazgeçmek gerekiyor.
"Cânı kim cânânı için sevse cânânın sever / Cânı için kim ki cânânın sever cânın sever."

Satranç Oynayan Derviş, A. Ali UralSatranç Oynayan Derviş, A. Ali Ural

"Birbirinizin gönlünü kırmayın. Çünkü müminin gönlü Kâbe'ye benzer, lâkin gönül ondan da yeğdir. Zira Beytü'l- ma'mur göktedir. Orayı melekler tavâf eder. Hâlbuki gönül Tanrı'nın nazargâhıdır. Tanrı'yla gönül arasında perde yoktur. Kâbe nasıl dokunulmaz, harim ve mübarekse gönül de Tanrı'nın tecelli ettiği yer olduğu için mübarektir, ona dokunmayın."

Satranç Oynayan Derviş, A. Ali Ural (Sayfa 55)Satranç Oynayan Derviş, A. Ali Ural (Sayfa 55)
4 /