Sosyalizmin Alfabesi

8,4/10  (55 Oy) · 
155 okunma  · 
38 beğeni  · 
4.210 gösterim
Amerikalıların çoğunun sosyalizm konusunda bildikleri tek şey, onu sevmedikleridir. Sosyalizmin, uygulanamaz bir sitem olması nedeniyle komik, hatta şeytanın işi olması nedeniyle, korkutulacak bir şey olduğuna inandırılmışlardır.

Günümüzde bu durum, son derece kaygı vericidir. Amerika Birleşik Devletleri'nde, çok yaygın olan bu derece önemli görüşü yeterince incelemeden, taraflı ve tutucu görüşlere dayanarak, görmezlikten gelmek ve suçlamak yanlıştır. Sosyalizm, dünya geneline yansımış bir hakarettir...
(Kitabın İçinden)
damla g. 
27 Tem 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı okumadan önce ve kitabı okuduktan sonra kendimde -kuşandığım bilgiler sayesinde- hissettiğim güven farkını daha çok yaşamak istediğimden ötürü, siyaset kitapları okumaya teşvik eden bu ve benzeri kitapları şiddetle öneriyorum.

İbrahim Korhan 
29 Mar 2015 · Beğendi · 7/10 puan

Sosyalist düşünceyi temelden ele alan, kapitalizm ile sosyalizm arasındaki ideolojik düşünce farklılıklarını, bu iki sistemin hayattaki yansımalarını fiili olarak göz önüne seren akıcı bir kitap.

@sevgul 
23 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

bu kitabı okumanız için sosyalistte olmanıza gerek yok antisosyalistte neo .. da şu da bu da..Bu tarz kitaplar hep okunmalı.Kitap yalın dili ve örneklemleri ile mükemmel yaklaşık üç yıl önce falan okumuştum eskişehirde adalardan bir kitapçıdan aldım bir günde okudum bu kitabı.İnce ama içi o kadar yoğun bir kitapy ki.Lütfen bu tarz kitapların tarzlarını benimsetmeye çalıştığını bir şeyleri aşılama kafasında olduğunu düşünmeyin.Lütfen okuyun çok yararlı bir kitap

Arda Çolakoğlu 
11 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitap,sosyalizm hakkında bir fikri olmayan veyahut önyargılı yaklaşan insanların soru işaretlerini büyük bölümünü silecek niteliktedir.Sosyalizmin temel ilkelerini çok sade ve yalın,aklınızı karıştırmayacak biçimde anlatmıştır.Bence,bir insanın sosyalist olmaya karar verdikten sonra okuması gereken ilk kitap budur.

Mehmet Ali Akyürek 
22 Ara 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sınıflar arasındaki çatışmanın nedenlerini, kârın nereden geldiğini, gelir dağılımı adaletsizliğinin nasıl oluştuğunu, devletin hangi nitelikte bir kurum olduğunu; özel mülkiyet sisteminin bir sınıfı nasıl yoksullaştırıp diğerini nasıl zengin yaptığını, dolayısıyla bir sınıfı nasıl egemen, diğerini itaatçi ettiğini; emperyalizm ve savaşın nedenlerini, tekelciliğin nasıl oluştuğunu, işçinin alacağı ücreti neyin belirlediğini, kapitalizm için kaçınılmaz olan kriz ve depresyonu oluşturan sebepleri, hayatımızı bir hayat olmaktan çıkaran kapitalist sistemin özel mülkiyete dayanan gücünün nasıl yaşayacağımıza dair ne derece inisiyatif sahibi olduğunu ve ezen ve ezilen kavramını ortadan çıkarmak için neden mücadele etmemiz gerektiğini ve sınıfsız bir toplum için, ezilensiz bir toplum için alternatif sosyalizm sisteminin sosyolojik evrimde, neden zamanı geldiğini görecek, bu ve bundan fazla soruya yanıt bulacaksınız yaklaşık 90 sayfa bir kitapta, elimden geldiğince özetlemeye çalıştım:

Üretimde gerçekleşmiş teknik gelişmeler, yoksulluğu ortadan kaldıracak kadar güçlüdür; fakat bunun önünde çok büyük bir engel bulunur: Kapitalizm. Bir sınıfın, diğer sınıf üzerinde egemenlik kurması.

Hepimiz yaşayabilmek için gereksindiklerimizin üretim ve dağıtımını yapmak zorundayızdır. Dünyanın genelinde devletlerin üretim ve dağıtım konusunda izlediği siyaset kapitalizmdir. Kapitalizm, özel mülkiyete dayanır. Bu da, tükenmek bilmeyen kâr hırsı demektir. Kâr sağlamak için olabildiğinde giderleri azaltmak gerekir. Giderlerin önemli bir kısmı, emeğe ödenen ücrettir. İşçileri fazla çalıştırıp olabildiğince az ücret ödemek, kapitalistin yararınadır. Yaşayabilmek için doğru düzgün bir ücrete ihtiyacı olan işçi ile sermaye biriktirip daha çok kâr sağlamak isteyen kapitalistin arasında bıçakla gırtlak ilişkisi vardır. Ancak biri diğerinin zararı pahasına başarıya ulaşabilir.

İşçi kendisi bir ücret karşılığında kapitaliste kirayarak ancak yaşamını devam ettirebilir. İşçinin fazla çalışarak alacağı ücretin cömert olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak emek arzının sürekli olabilmesi için, kapitalist ancak işçiye temel ihtiyaçlarını karşıyabilecek kadar az ödeme yapar. İşçi ücretlerinin işçinin ancak yaşayabileceği düzeye yönelme eğilimini tanımlar bu ekonomik yasa.

Kapitalistler, aralarındaki iktisadi rekabetin kârlarını azalttığını görüp birleşmişlerdir, böylece pazarın tümüne hakim olmuşlar, başka bir deyişle tekelleşmişlerdir.

Büyük ölçekli sanayi üretimi, işçinin ulus içerisinde tüketebileceğinden çok daha fazladır. Az ödemeler yüzünden işçilerin satın alma güçleri standartın altındadır. Bu durumda, kapitalistin elinde sermaye fazlalığı oluşur. Bu sermaye fazlalığının elden çıkarılması gerekmektedir. Kâr sağlamak için işçiye olabildiğince az ödeme yapmak zorundadır işveren. Aynı zamanda, ürünlerini satmak için de, işçiye olabildiğince çok ödeme yapmak zorundadır. İkisini birlikte yapamayınca, düşük tüketim ve aşırı üretimin giderilebileceği, her mamulün kârla satılabileceği tek yol vardır: Savaş !

Elindeki sermaye fazlalığını eritmek, büyük ölçekli sanayi üretimine hammadde bulmak ve pazar sorununu çözmek, emperyalizme neden olur. Fazla sermayenin yatağını genişletmek için uluslarası sömürgeler kurmak gerekir. Bu da, güçlü patlayıcılar, atom bombaları, sakat insanlar ve parçalanmış cesetler demektir. Tekelci kapitalizm varlığını ancak savaşlarla sürdürebilir.

Böylece ulus içerisinde ve uluslararasında iki sınıfın varlığını görebiliriz. Ezilen ve ezen, sömüren ve sömürülen, emir veren ve itaat eden.

Üretim araçlarının özel mülkiyeti, devletin gerekliliğini ortaya çıkarır. Kapitalist sınıfın işçi sınıfını sömürebilmesi, sermaye ve güç ve mevkiyle cömertçe ödüllendirilebilmesi; işçi sınıfının ise çok çalışmasına karşın az bir miktar ücret alması ve yoksul yaşam koşulları içerisinde bulunması, itaat etmesi için bir kuruma ihtiyaç vardır. Zengin azınlığın, yoksul çoğunluk üzerinde ekonomik egemenlik kurabilmesi ve bunu sürdürebilmesi için gereken bu kuruma devlet denir. Devletin görevi, kapitalisti işçiye karşı korumak, ondan yana tavır almaktır. Mülkiyete sahip olanları mülksüzler üzerinde efendi kılabilmek için devlet bir silahtır. Böylece ekonomik olarak egemen olan sınıf, siyasal olarak da egemen olur. Ve iki sınıf arasında sürüp giden bir çatışma doğar.

Son olarak, kitap içerisindeki "Devlet" bölümünün tamamını sizinle paylaşmak isterim:


"8.Devlet

Üretim araçlarının özel mülkiyeti, özel türden bir mülkiyettir. Bu mülkiyet, ona sahip olan sınıfa, sahip olmayan sınıf üzerinde bir güç verir. Sahip olan sınıfın yalnızca çalışmadan yaşamasını sağlamakla kalmaz; aynı zamanda, sahip olmayanların çalışıp çalışmayacağı ve hangi koşullar altında çalışacaklarını belirleme olanağı verir. Yani bir anlamda efendi ve hizmetçi ilişkisi kurar; kapitalist sınıf, emirler verirken ve böyle bir pozisyonu işgal ederken, işçi sınıfı ise bunları yerine getirme durumundadır. Bu durumda, doğal olarak, iki sınıf arasında sürüp giden bir çatışma vardır.

Kapitalist sınıf, işçi sınıfını sömürerek, sermayeyle, güçle ve mevkiyle cömürtçe ödüllendirilmiş; işçi sınıfı ise, güvensiz ve yoksul yaşam koşulları için itilmiştir.

Bu durumda, mevcut mülkiyet ilişkisinin - azınlığın bu derece yararına, çoğunluğun bu derece zararına olan bu mülkiyet ilişkisinin- devamını sağlamak için bir yöntem bulunması gerekir. Başka bir deyişle zengin azınlığın, çalışan çoğunluk üzerinde, toplumsal ve ekonomik egemenliğini sürdürmesini sağlayacak güce sahip bir kurumun varlığı zorunludur.

Böyle bir kurum vardır: Bu, devlettir.

Kapitalist sınıfın işçi sınıfı üzerinde egemenlik kurmasını sağlayan bu özel mülkiyet ilişkilerini korumak ve sürdürmek devletin görevlerindendir.

Bir sınıfın ötekisini baskı altında tuttuğu sistemi yaşatmak, devletin işlevidir.

Üretim araçlarının özel mülkiyetine sahip olanlar ile olmayanlar arasındaki çatışmada mülk sahipleri, devletin varlığıyla, mülksüzlere karşı güçlü bir silah bulurlar.

Devletin, sınıflar üstü olduğuna, hükümetin zengin yoksul, yüksek alçak bütün halkı temsil ettiğine inanmaya zorlanıyoruz. Aslında, kapitalist toplum, üretim araçlarının özel mülkiyetine dayandığından, özel mülkiyete karşı yapılacak her davranış, gerektiğinde şiddetin de kullanıldığı devlet direnciyle karşılaşacaktır.

Dolayısıyla, sınıflar varoldukça, devlet, sınıflar üstü olamaz. Egemen sınıftan yana tavır almak zorundadır. Devletin egemen güçlerinin bir silahı olduğunu, Adam Smith, daha 1776 yılında farketmişti. Ünlü kitabı, The Wealth of Nations'da şöyle yazıyordu: "Sivil hükümet, özel mülkiyetin güvenliğini korumak için kurulduğu sürece, aslında zenginin yoksula karşı veya biraz malı mülkü olanın olmayana karşı savunulması için kurulmuştur.

Ekonomik olarak egemen olan sınıf, (yani üretim araçlarına sahip olan sınıf) siyasal olarak da egemendir.

Birleşik Devletler'deki gibi bir demokraside, halkın oylarıyla kendi adaylarını iş başına getirdiği doğrudur. Demokrat X ile Cumhuriyetçi Y arasında bir seçme yapama hakları vardır. Ancak bu seçim yapma hakkı, hiçbir zaman sınıf mücadelesinin bu yanında ya da diğer yanında yer alan bir adayın seçimi değildir. Ana partilerin adayları arasında özel mülkiyet ilişkileri sistematiği konusundan çok, davranış farkı vardır.Bunlar da hep ayrıntılar konusundadır; hemen hiç birisi, temel sorunlarla ilişkin değildir.

İşin aslına bakılırsa, işçiler için Demokrat X ya da Cumhuriyetçi Y arasında bir seçim yapmak, kapitalist sınıfın hangi özel temsilcisinin, kongrede, kapitalist sınıfın yararına yasalar yapacağına ilişkin bir seçim yapma özgürlüğünden başka bir şey değildir.

Yasaları yapanlar ile yasaların kendi çıkarları için yapıldığı adamlar arasındaki bağ, öylesine sıkıdır ki, devlet ile egemen sınıf arasındaki ilişki konusunda hiçbir kuşkuya yer bırakmaz. Ulusumuzun önde gelen liderlerinden birinin, ekonomik egemenliği elinde bulunduran sınıfın, siyasal egemenliği de elinde bulundurduğu düşüncesinde olduğu şu satırlarda açıkça görülür:

"Washington'a gidiyorsunuz ve hükümetinizle görüşmek istiyorsunuz. Sizi nazikçe dinleseler de, asıl sözü geçenler, büyük bankerler, büyük üreticiler, büyük tüccarlar, demiryolu şirketleri ile deniz yolları şirketlerinin müdürleridir. Birleşik Devletler Hükümetinin efendileri, Birleşik Devletler'in kapitalistleri ve üreticileridir."

Gerçeği ifade eden bu öszler, Woodrow Wilson'ın, 1913 yılında yazdığı bir kitaptan alınmıştır. Yazar ne söylediğini bilecek durumdaydı; Birleşik Devletler'in başkanıydı.

Şu soru ortaya çıkıyor: Devlet yapılanması, kapitalist sınıfın denetiminde ve onun çıkarına işlemekte ise, kapitalistlerin gücünü düzenlemek ve sınırlandırmak için hazırlanan yasalar, nasıl oluyor da yasalarda yer alabiliyor?

Örneğin böye şeyler, Franklin D. Roosevelt yönetimi sırasında olmuştur. Ama neden?

Devlet, ancak zorlandığında, mülksüzler adına mülk sahiplerine karşı harekete geçer. Şu veya bu çatışma noktasında boyun eğmek zorunda kalır, çünkü işçi sınıfından gelen baskı öylesine büyüktür ki, ödün vermek zorunda kalır; yoksa " yasa ve düzen " tehlikeye girdiği gibi, daha da kötüsü( egemen sınıf açısından daha kötüsü) devrim bile olabilir. Ancak şurası unutulmamalıdır: Böyle dönemlerde elde edilen bütün ödünler mevcut mülkiyet ilişkileri sınırında kalır. Kapitalist sistemin ana örgüsü, hiç dokunulmadan mevcudiyetini korur. Ödünler her zaman bu çerçeve içinde verilir. Egemen sınıfın amacı bütünü korumak için bir noktada boyun eğmektir.

Başkan Roosevelt döneminde işçi sınıfı tarafından elde edilen bütün kazanımlar ( ki bunlar epeyce fazlaydı), üretim araçları üzerindeki özel mülkiyet sistemini değiştirmemiştir. Bu kazanımlar bir sınıfın bir başkası tarafından devrilmesini sağlamamıştır. Başkan Roosevelt öldüğü zaman, işverenler de, işçiler de eski yerindeydiler.

Devlet, bir sınıfın öteki sınıf üzerinde egemenliğini kurmak ve sürdürmek için bir araç olduğuna göre , ezilen çoğunluk için gerçek özgürlük var olamaz. Duruma ve koşullara bağlı olarak şu ya da bu derecede özgürlük verilecektir. Böyle de olsa son tahlilde, "özgürlük" ve "devlet" sözcükleri, sınıflı bir toplumda bir araya gelemez.

Devlet, hükümeti denetimi altında bulunduran sınıfın kararlarını uygulamak için vardır. Kapitalist toplumda devlet, kapitalist sınıfın kararlarını, gerekirse zor kullanarak yürütür. Bu kararlar, işçi sınıfının, üretim araçlarını mülkiyetinde bulunduranların hizmetinde çalıştığı kapitalist sistemi sürdürmek için alınmıştır. "


Leo Huberman, Sosyalizmin Alfabesi

İlhan Aydoğdu 
13 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Merak ediyorum ama anlayamıyorum diyenlerin başlangıç ve başucu eseri.. Neden mi ? Sizi başta zorlayabilecek terminolojik dilden arınmış, sosyazlim'i anlatan bir çok kaynaktan sade alıntılar yapılmış bir kitap. Tavsiye ederim.

Zekican Bilir 
 24 Oca 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 7/10 puan

Bana Sosyalizm-Komünizm ile ilgili sorularla gelen dostlarıma ödünç verdiğim bir başlangıç kitabı.Bu kavramlarla ilgili pek bir bilgisi olmayan insanların aklındaki sorulara nokta atışı yaparak cevap vermesi açısından başarılı bulduğum amma velâkin Stalinist bir bakış açısıyla yazıldığından dolayı insanları Devlet Sosyalizmini olduğu gibi görmesinde yararlı olmayan bir kitap olduğunu düşünmekteyim.

Sosyalizmle alakadar talep edilen kitap önerilerine verilen cevaplarda ilk sıralarda yer alır, bu durumu hak eden bir kitaptır. Ağır dili olmayan, idrak zorlayan kavramlardan uzak, sosyalizme giriş adına muhakkak okunmalı, anlaşılır ve yalın.

Mert Cırıklıel 
01 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Kitap Sosyalizmi tıpkı 9 yaşındaki bir çocuğa anlatır gibi tane tane ve sade açıklamış. Bu ideolojinin ne olduğunu, amacının ne olduğunu ve nedenlerini merak ediyorsanız okumalısınız.

ahmet emre ezber 
07 Ara 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

başlangıç aşamasında mutlaka okunması gerekli

Kitaptan 15 Alıntı

Hakan TEKİN 
17 Oca 18:27 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Yalnızca bir avuç insan için değil, tüm insanlar için özgürlük.

Sosyalizmin Alfabesi, Leo Huberman (Sayfa 81)Sosyalizmin Alfabesi, Leo Huberman (Sayfa 81)
Hakan TEKİN 
17 Oca 12:56 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Size bir şeyi yapmayı yasaklayan bir yasanın bulunmayışı, sizin onu yapabilecek durumda olduğunuz anlamına gelmez.

Sosyalizmin Alfabesi, Leo Huberman (Sayfa 78)Sosyalizmin Alfabesi, Leo Huberman (Sayfa 78)

Sosyalizm, birinci tür özel mülkiyeti, diyelim ki, giydiğiniz elbiseleri elinizden almak değildir, ikinci tür özel mülkiyeti, yani elbiseyi yapan fabrikayı almak demektir.

Sosyalizmin Alfabesi, Leo HubermanSosyalizmin Alfabesi, Leo Huberman
Arda Çolakoğlu 
08 May 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

SOSYALİZM İLE KOMÜNİZM ARASINDAKİ FARK NEDİR?
Sosyalizm ile komünizm,kullanım için üretim yapan sistemler olması ve üretim araçlarının mülkiyetinin kamuya ait bulunması anlamında merkezi planlamaya dayanan benzer sistemlerdir.Sosyalizm,doğrudan doğruya kapitalizmden doğup gelişir;yeni toplumun ilk biçimidir.Komünizm,daha ileri bir gelişme ya da sosyalizmin daha yüksek bir aşamasıdır.Herkes yeteneğine göre,yaptığı işin karşılığı kadar(sosyalizm).Herkes yeteneğine göre ihtiyacı kadar(komünizm).İşe göre,yani yapılan işin nitelik ve niceliğine göre,sosyalist dağıtım ilkesi,derhal uygulanabilecek ve pratik bir ilkedir.Diğer yandan,ihtiyaca göre komünist dağıtım ilkesi,hemen uygulanması mümkün bir ilke değil;nihai bir hedeftir.Komünizm aşamasından önce üretimin çok yüksek bir düzeye erişmesi gerektiği açıktır;herkesin ihtiyaçlarının karşılanması için her şeyin çok bol olması gerekir.Ayrıca,insanların işe karşı tutumlarında bir değişiklik olması gerekir;zorunlu oldukları için çalışma yerine,çalışma,hem topluma karşı bir sorumluluk duygusunu karşıladığından,hem de kendi hayatlarında bir boşluğu doldurduğundan,insanlar kendi istekleriyle çalışacaklardır.Sosyalizm,ferahı gerçekleştirmek ve halkın,zihni ve manevi görünümünü değiştirmek için üretici güçleri geliştirme sürecindeki ilk adımdır.Yani sosyalizm,kapitalizmden komünizme geçişte zorunlu bir aşamadır.Sosyalizm ile komünizm arasındaki ayrımdan,yeryüzünde sosyalist diye adlandırılan partilerin sosyalizmi savundukları,komünist partilerin ise komünizmi savundukları sonucu çıkartılmamalıdır;durum böyle değildir.Kapitalizmin yerine sonunda sosyalizm geçeceği için,komünist partiler de tıpkı sosyalist partiler gibi sosyalizmin kurulmasını hedef olarak alırlar.Bu,sosyalist ve komünist partiler arasında bir fark olmadığı anlamına mı gelir?Hayır,arada bir fark vardır.Komünistler,işçi sınıfı ile müttefiklerinin,şartlar olgunlaştığında,devletin yapısında kalıcı bir değişiklik yapmaları gerektiğine inanırlar;kapitalistlerin bir sınıf olarak(birey olarak değil) varlığına son verme ve en sonunda sınıfsız bir topluma ulaşma sürecinde,işçi sınıfı üzerinde kapitalist diktatörlük yerine,kapitalist sınıf üzerinde işçi sınıfı diktatörlüğünü kurmalıdır.Sosyalizm,sadece,eski kapitalist hükümet biçimini devralmak ve bunu kullanmakla kurulamaz.İşçiler,eski devlet aygıtını parçalamak ve kendi yeni devlet aygıtlarını kurmak zorundadırlar.İşçi devleti,eski egemen sınıfa,bir karşı-devrimi örgütleme fırsatı vermez.Kapitalist direnmenin doğduğu yerlerde,bunu ezmek için,silah gücünü kullanmalıdır.Sosyalistler ise devletin niteliğinde temel bir değişiklik yapılmadan kapitalizmden sosyalizme geçilebileceğine inanırlar.Bu görüşte olmalarının nedeni,kapitalist devleti,esas olarak,kapitalist sınıfın diktatörlüğünün bir kurumu olarak değil de daha çok onu ele geçiren sınıfın kendi yararına kullanabileceği yetkin bir mekanizma olarak kabul etmeleridir.Böyle olunca da iktidardaki işçi sınıfının eski kapitalist devlet aygıtını yıkmasına ve kendisininkini kurmasına ihtiyaç yoktur.Sosyalizme doğru yürüyüş,kapitalist devletin demokratik çerçevesi içinde adım adım gerçekleşebilir.Her iki partinin de,Sovyetler Birliği'ne karşı tutumları,doğrudan doğruya,bu soruna yaklaşımlarındaki farklı açılardan ileri gelmektedir.Genel bir söylemle,komünist partiler Sovyetler Birliği'ni övmekte;sosyalist partiler değişik ölçülerde onu eleştirmektedirler.Komünistler için Sovyetler Birliği,sosyalizm düşünü gerçekleştirdiğinden bütün gerçek sosyalistlerin övgüsüne hak kazanmıştır;sosyalistler içinse,Sovyetler Birliği,sosyalizmi hiç kuramadığından(hiç olmazsa onların hayalini kurdukları sosyalizmi oluşturamadığından) sadece eleştiriye layıktır.

Sosyalizmin Alfabesi, Leo Huberman (Sayfa 70 - Alter yayınları)Sosyalizmin Alfabesi, Leo Huberman (Sayfa 70 - Alter yayınları)

Ütopyacılar için sosyalizm, bir hayal ürünü, bu ya da şu parlak zekânın bir buluşuydu. Marx, sosyalizmi bulutlar üzerinden yere indirdi, onun belirsiz bir umut olmayıp, insan soyunun tarihî gelişiminde bir sonraki adım, kapitalist toplumun evriminin zorunlu ve kaçınılmaz bir sonucu olduğunu gösterdi.

Marx, sosyalizmi, bir ütopya olmaktan çıkartıp, bilim haline getirdi. Yetkin bir toplumsal düzenin düşsel seması yerine, ayakları yerde bir toplumsal ilerleme teorisi getirmiştir; toplumun değiştirilmesi için, üst sınıfın merhametine, iyi niyetine ve anlayışına sığınmak yerine, işçi sınıfının kendi kendisini kurtarmasına ve yeni düzenin mimarı olmasına bel bağlamıştır.

Sosyalizmin Alfabesi, Leo Huberman (Sayfa 48)Sosyalizmin Alfabesi, Leo Huberman (Sayfa 48)

Ütopyacıların sosyalizmi, adaletsizliğe karşı insanca bir duygu üzerine kurulmuştu. Marx ve Engels'in sosyalizmi ise, insanın tarihî, ekonomik ve toplumsal gelişmesinin incelenmesi üzerine kurulmuştur.

Karl Marx, hiçbir ütopya tasarlamamıştır. Geleceğin Toplumunun nasıl işleyeceği konusunda hemen hemen hiçbir şey yazmamıştır. Geçmişin toplumunun, Bugünkü Toplum haline gelene kadar, nasıl doğduğu, geliştiği ve çürüdüğü konusuna büyük bir ilgi duymuştur. Bugünkü Topluma büyük bir ilgi duymasının nedeni ise, bundan, Geleceğin Toplumuna dönüşmeyi sağlayacak güçleri bulup çıkarmak içindi.

Sosyalizmin Alfabesi, Leo Huberman (Sayfa 47)Sosyalizmin Alfabesi, Leo Huberman (Sayfa 47)

Sosyalizm, halk yığınları için özgürlüğün koşuludur, ama kapitalist sınıfı da keyfini sürdüğü özgürlükten yoksun kılar. İşte bunun için, kapitalistlerin, sosyalizm ile özgürlüğün bağdaşamaz şeyler olduğu konusundaki öfkeli çığlıklarını şu soruyla karşılamalıyız: kimin özgürlüğü? Sosyalizmin, onların alıştığı cinsten özgürlükle bağdaşamayacağı doğrudur. Sosyalizm, bunların kendi refahlarını, genel refahın üzerine koyma özgürlüklerine son verir. Başkalarını sömürme özgürlüklerine de son verir. Çalışmadan yaşama özgürlüklerine de.

Sosyalizmin Alfabesi, Leo Huberman (Sayfa 79)Sosyalizmin Alfabesi, Leo Huberman (Sayfa 79)
Arda Çolakoğlu 
08 May 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Şimdi,açık bir şeydir ki,bu ilişkilerin -küçük bir azınlığın böylesine yararına büyük çoğunluğun böylesine zararına olan- bu ilişkiler bütününün devam ve muhafazasını sağlayacak bir yöntem veya mekanizma olması gerekir.Bu zengin azınlığın çalışan çoğunluk üzerindeki toplumsal ve ekonomik egemenlik sistemini koruyup sürdürecek bir araç olması gerekir.Böyle bir araç vardır:Devlet.

Sosyalizmin Alfabesi, Leo Huberman (Sayfa 30 - Odak yayınları)Sosyalizmin Alfabesi, Leo Huberman (Sayfa 30 - Odak yayınları)

Kapitalizmin öldürücü hastalığı olan bunalım ve depresyonu tedavi etmenin tek yolu vardı: SAVAŞ.

1929'dan sonra, kapitalist sistemin, insanlara tam istihdam, malzeme, makine ve para sağlamak için, ancak bir savaş hazırlığı ve girişimi ile, işlemesine devam edebileceği görüldü.

Sosyalizmin Alfabesi, Leo Huberman (Sayfa 23)Sosyalizmin Alfabesi, Leo Huberman (Sayfa 23)
damla g. 
25 Tem 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

...Marx, gelişigüzel devrime karşıydı. Marx, Enternasyonalde, ilke olarak devrim isteyenlere, devrim yapmış olmak için devrim isteyenlere şiddetlekarşı çıkmıştır. Marx'ın düşüncesinin özü, devrimin, başarılı olması için tam zamanında yapılmasıdır; ekonomik gelişim, değişmek için olgunlaşmadan, toplum değiştirilemez.

Sosyalizmin Alfabesi, Leo Huberman (Sayfa 53)Sosyalizmin Alfabesi, Leo Huberman (Sayfa 53)
2 /