Yemezler! Bilimsel Verilerle Gıda - Hastalık İlişkisi

10,0/10  (1 Oy) · 
2 okunma  · 
1 beğeni  · 
517 gösterim
Bu kitap tüketiciyi marketler aracılığıyla uzun raf ömürlü gıdaya mahkum eden endüstriyel üretim anlayışının insanları nasıl hasta ettiğini anlamak amacıyla zorunlu olarak yazılmıştır. Yemezler!, ekşimeyen yoğurt, uzun ömürlü UHT kutu süt, 45 günde yetiştirilip 20 dakikada pişebilen piliçlerden yola çıkarak beslenme - hastalık ilişkisini irdelemekte ve bu vesileyle Batı akademisi, yine onun verilerini kullanarak doğrudan eleştiri sunmaktadır.

Kitabın gönderme yaptığı kaynakların bütünü bilimsel dergilerde yayımlanmış makalelerdir ve değerlendirme süreci 1800'lerin sonlarından başlamaktadır. İçerik beslenmeyle kısıtlı tutulmamış, biyolojinin ve başta kanser olmak üzere hastalıkların makenizmaları da farklı bir bakış açısıyla yeniden gözden geçirilmiştir.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2013
  • Sayfa Sayısı:
    304
  • ISBN:
    9786055181451
  • Yayınevi:
    Hayykitap
  • Kitabın Türü:
esmer alp 
12 Mar 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

"Ne versen yerler." zihniyetine bir Osmanlı Tokadı : YEMEZLER!

Kitabı okurken farkına varacağınız, yazarın öne çıkan özellikleri : vefalı, cesur, özgün, özgür, esprili..

Kitabın samimiyeti size bir çok duyguyu yaşamanızı garanti ediyor siz de samimiyseniz ve gözlüklerinizi bir tarafa bırakabilirseniz :

Şaşırdığınız, hüzünlendiğiniz anlar çok olacak mesela..

Zaman zaman gülümseten gerçekleri okurken bazı saptamalara da kahkahalarla güleceksiniz :))

Finali merak edeceksiniz..

Kitabı okuduktan sonra şapkanızı çıkarmakla kalmayıp varsa gözlüklerinizi de fırlatıp atmanız olası. :))

Birinci Bölüm : Zihin açıcı..

İkinci Bölüm : Önemli bilgiler edineceğiniz bir bölüm, zihin açmaya devam eden, bakış açınızı artıran..

Üçüncü Bölüm : Çok enteresan saptamaların olduğu bölüm..

Mayalanma organı kalın bağırsaklarımız.. yediklerimizden enformasyon aktarımı : o yılki doğanın özeti.. ve elbette adaptasyonu sağlama.. çok doyurucu bir tanım..

Kitaptan önce ben hiç böyle bakmamıştım.. eh işte doğal beslenmeye özen gösterelim.. yediklerimiz sindirim yolunu takip etsin yapıtaşlarına ayrılsın sonra bu taşlardan yapı duvarı oluşsun :))) ne var ki işin içi yüzü öyle değilmiş..

Gerçek yoğurdun bu kadar değerli olduğunu bilmiyordum mesela.. Yeni favori gıdam "gerçek" yoğurt oldu.

Dördüncü Bölüm : yanı başımızda duran ancak kaybetmek üzere olduğumuz geleneksel gıda anlayışımızın farkına varacağımız bölüm.. (güya gelenekçi bir toplumuz.. ama şekilcilikten öteye geçmeyen moda ve dayatmacı zihniyetler geleneklerimizden gelen miras hükmünde muhteşem zenginlikleri kaybetmemizin nedenlerinden biri..)

Beşinci Bölüm : "Yetersiz beslenme, hastalık nedenidir." bilgisine sahip olduğunuzu sansanız da bu bilginin YEMEZLER açılımı çok detaylı ve farklı.. mutlaka okunmalı.. karamsarlık oluşturma ihtimali olsa bile.. çünkü "gerçek"ten kaçamazsınız çünkü gözlerinizi yumarak..

Altıncı Bölüm : Yine hiçbir şey bilmeden de endüstriyel gıda, doğal gıda kadar yararlı demez belki de hiç kimse.. hatta zararlı olacağı da tahmin edilir..
ama yine de gözbebekleri, gelecekleri olan körpelerine yedirilir afiyetle.. anlık kurtarıcı olsun, eğlence olsun, zevk olsun için.. amma velakin 6. ve 12. bölümü okuduktan sonra körpelerine işlenmiş gıda sunacak bir ebeveyn düşünemiyorum..

Yedinci Bölüm : "Tüfek çıktı mertlik bozuldu." sözünü anımsatan bölüm.. endüstrinin bin yıllık güzelim yoğurdumuzu beyaz eşyaya dönüştürmesi serüvenini içiniz acıyarak okuyacaksınız 7. ve 8. bölümlerde..
umulur ki bölümün sonunda siz de etki alanınızda "şerh" koyarsınız beyaz eşya benzeri gıdaların tüketimine..

Sekizinci Bölüm : Bu bölümde aşırı fiziksel işlemden geçirilerek Uuupuzun ömürlü hale getirilmiş gıdaların sizin ömrünüze nasıl bir katkı sağladığını düşünmeye başlarsınız ve 12. bölümü de okumak istersiniz sanıyorum..

Dokuzuncu Bölüm : en hüzünlü bölüm ama enteresan; en çok gülümseyeceğiniz bölüm de burası :))

bu bölümden sonra ......"pişmiş tavuğun başına gelmemiştir" deyimini kesinlikle değiştirme ihtiyacı hissedeceksiniz ve yeni deyim ....."endüstriyel pilicin başına gelmemiştir" şeklinde olacak isteseniz de istemesiniz de..

çok üzüleceksiniz ve büyük olasılıkla vazgeçeceksiniz beyaz etten, bembeyaz yumurtadan.. diğer beyazlardan (süt ve yoğurt ve ayrandan) da önceki bölümde vazgeçtiyseniz artık bir gıda fobiniz olmuş olacak hayırlı olsun..

ne var ki bu, kitabın değil gözünüzü yumduğunuz için görmediğiniz, yetkililerin göz yumduğu gıda endüstrisinin olağan bir sonucu..

artık fotosentez mi yaparsınız, köyünüze mi gidersiniz, "bize bir şey olmaz" der devam mı edersiniz ya da kendinize başka bir çözüm yolu mu bulursunuz bu da sizin imkan, algı, kapasite ve bakış açınıza bağlı..

Onuncu Bölüm : Şeker keşke sadece dişleri çürütseymiş.. tatlı görünmesinden belliymiş aslında.. tatlı dil yılanı çıkarırmış ya deliğinden, zavallı yılan ne bilsin tuzak olduğunu..

tatlandırmada kullanılan şekerin çeşitlerini ve bunların beyin kabuğunun çalışmasını baskıladığını okuduğunuzda yavrularınıza her ağladıklarında gönül rahatlığıyla verebilecek misiniz acaba?

(ben derste soruları doğru yanıtlayan çocuklara şeker vermekten vazgeçtim.. geçenlerde kuruyemişçiden hurma aldım dağıttım kendim de yedim diye ama kuruyemişler de masum olmayabilirmiş marketten meyve almak istedim ilaçlar hormonlar geldi aklıma vazgeçtim anlayacağınız bir gıda çıkmazındayız hepimiz..)

On birinci Bölüm : Bu dünyanın yalnızca insanlar için olmadığını geç kalmış olsanız da anlayacağınız bölüm..

siz böcekleri , yemediğiniz otları hiçe sayıp bencilce yok etme girişimlerinde bulunduğunuzda elde edeceğiniz ürünler de size hayır getirmeyecek "doğanın mantığı" bu değil çünkü.. "Çapasız ve de çabasız" elde edilen ürünlerin "katma değeri" olmaması hatta sağlığınızı da tehdit edeceği kaçınılmaz görünüyor..
bu bölümden sonra da en masum görünen sebze meyveler çıkabilir hayatınızdan..

On ikinci Bölüm : Bu bölümü okuyup kavrayabilene benim bir sözüm olamaz.. ben sadece satırlardaki ve satır aralarındaki mesajlardan görebildiklerime dayanarak şunu söyleyebilirim :

işlenmiş gıdayı gönül rahatlığıyla tüketemezsiniz..

gıda endüstrisinin uzun raf ömrü sevdasından ilaç endüstrisinin nasiplenmesi çıkarımı çok enteresan geldi mesela.. "ölmesinler ama ilaçla yaşasınlar".. "ürettiklerimizi tüketsinler kağıttan kulelerimizi koruduğumuz sürece gökdelenlerimizde süreriz sefamızı" mı diyor acaba endüstri..

On üçüncü Bölüm : En enteresan bölüm..

farklı bakış açılarından bakmaya hazır olanlara sunulmuş harika bir bölüm.. mutlaka okunup kendi çıkarımlarınızı edinmelisiniz..

On dördüncü Bölüm : bir tarım ve hayvancılık ülkesinin "kanunlar çerçevesinde" nasıl böyle bir çıkmaza girdiğinin hazin öyküsünü okuyacaksınız..