Gece ve gündüz.. Birbirinden ne kadar da farklı zamanlar... Gündüzün ışığı içimizi aydınlatmaya başladığında, uyanıp hemen dünyevi dertlerimize koşturmaya başlıyoruz. Gece o karanlık yüzünü gösterdiğinde ise, kendi benliğimize çekiliyoruz ve hayaller kuruyoruz. Aslında müthiş bir zıtlık ve aynı zamanda müthiş bir ters orantı içinde gece ile gündüz... Sıkıcı, rutine bağlamış olabiliyor gündüzlerimiz; buna karşılık onlarca renk, onlarca his sunabiliyor bize gecelerimiz... Ben daha gececi bir insanım, özellikle 00:00-07:00 arası kitap okumak, yazmak, kendime zaman ayırmak açısından daha değerli! Bu kadar gündüz ve gece kıyasının ardından, gündüz ve gecenin en şiirsel zıtlığının anlatıldığı "Geceye Övgüler" kitabına odaklanabiliriz. Novalis'in yazmış olduğu şiirleri içinde barındıran bu kitap, romantik ögeleri ve sembolist yaklaşımlarıyla dikkat çekiyor. Novalis aslında size bir kelime verirken, onun ardındaki 4-5 kelimeyi veya duyguyu size düşündürtüyor. Böylelikle metinleri daha bir vuruculuk kazanıyor. Asıl adı Georg Friedrich Philipp Freiherr von Hardenberg olan Novalis, sadece 29 yaşına kadar yaşayabilmiş bir 18. yy şairi. Alman şair; Aydınlanma Dönemi'ni, Sanayi Devrimi'ni ve en önemlisi de Fransız Devrimi'ni görmüş, tüm bu gelişmeleri kendi benliğinde özümseyebilmiş. Mısralarında, dönemin tekdüze şiir yapısına ve sözcüklerine karşı olduğunu anlayabilirsiniz. Fransız Devrimi sonrası popülerliğini iyice arttıran romantizm akımının azılı bir temsilcisi olan Novalis, yapıtlarında romantizmin bireysel boyutlarına eğiliyor. "Geceye Övgüler", romantizmin kurucu eserlerinden biri olarak sayılıyor. Alman şair, bu eserinde İngiliz şair ve oyun yazarı Edward Young'ın "Gece Düşünceleri" adlı uzun şiirinden esinleniyor.
Novalis, "Geceye Övgüler" kitabında tüm örneklerini