8/10
·888 syf.··
2026 47. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 22:36
James Joyce’un Ulysses’i, sıradan bir roman değil; sabır isteyen, okuyucuyu zorlayan ama derinlemesine düşünüldüğünde büyük bir anlam dünyası açan bir eser. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim şey yalnızca bir romanı tamamlamak değil, uzun ve yorucu bir yolculuğun sonuna ulaşmak gibiydi. Roman, tek bir gün içinde, Dublin sokaklarında geçiyor. Tek bir gün (16 Haziran 1904) anlatılır ama zihinsel zaman binlerce yıla yayılır.Yüzeyde sıradan görünen bir gün anlatılıyor gibi olsa da, aslında insan zihninin karmaşıklığı, yalnızlığı ve iç dünyası gözler önüne seriliyor. Olaylardan çok düşünceler ön planda olduğu için okurken çoğu zaman zorlandım, hatta bazı bölümlerde ilerlemek kolay olmadı. Ama kitabın gücünün yüzeyde değil, alt metninde saklı olduğunu fark ettikçe metnin değeri daha da belirginleşti. Kitabın merkezinde yer alan üç karakter, aslında insanın farklı yönlerini temsil ediyor. Leopold Bloom, sıradan bir insanın dünyadaki yerini arayışını simgeliyor. Günlük hayatın küçük ayrıntıları içinde dolaşırken, hoşgörüyü, sabrı ve insan olmanın kırılganlığını temsil ediyor. Bloom’un yolculuğu, modern insanın yalnızlığını ama aynı zamanda insan kalabilme çabasını gösteriyor. Stephen Dedalus ise zihinsel arayışı, kimlik sorgulamasını ve bireyin kendini bulma çabasını temsil ediyor. Onun düşünceleri daha karmaşık, daha sorgulayıcı ve zaman zaman kopuk bir yapı gösteriyor. Stephen, dünyayı anlamaya çalışan ama aynı zamanda onun içinde yerini bulmakta zorlanan insanın sembolü gibi duruyor. Romanın sonunda söz alan Molly Bloom, insanın en doğal ve filtresiz iç sesini temsil ediyor. Onun kesintisiz düşünceleri, bastırılmamış duyguların ve arzuların açık bir ifadesi gibi. Molly’nin iç monoloğu, hayatın karmaşıklığına rağmen yaşama bağlılığını ve insanın iç dünyasının ne kadar güçlü
UlyssesJames Joyce · İthaki Yayınları · 20231,464 okunma
10/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2026 68. kitabı
Merhabalar Bugün sizlere yeşil Kalkan serisinin ikinci kitabı olan dönüşüm Operasyonu ile geldim. Kitap oldukça faydalı bilgilendirici Aynı zamanda da eğitici olmasını çok sevdim gönül rahatlığı ile sizlere tavsiye edebilirim. Mina havaların soğumasıyla karın yağmasını bekliyordu. Haberlerde vali'nin açıklaması ile yarın kar yağış sebebiyle Okulların tatil edildiğini öğrendi. Kuzeni Deha ve arkadaşı Buse ile yarın kar yağdığında oynamak için sözleştiler. Kuzeni Deha'nın gelmesi sıkıntı değildi çünkü o alt katındaydı ama Buse Karşı binada oturuyordu Üstelik Mina gilin evinin oraya gelmek için aradan bir cadde geçiyordu. Onun için onu abisi getirecekti yanlarına gece sevinçle uyudu. Sabah uyandığında annesine anne kar yağdı mı diye sordu bir heyecanla. Annesi ona kendisinin bakmasını söyledi Mina koşarak cama çıktı. Bir de ne görsün her yer bembeyaz hemen sevinçle kahvaltısını yaparak kalın kazağına montunu eldivenlerini şapkasını giyindi. Dışarıya çıkmadan dünden kalan makarna ve biraz ekmek almıştı yanına. Soğuk havalarda hayvan dostlarımızın yiyecekler bulması zorlaşıyordu. Koşarak aşağı indi saat 11.00'de bütün çocuklar aşağıya oyuna gelmişti. Sadece Deha Buse ve Mina değil hepsi oradalar'dı oyundan sonra kardan adamı yapmaya karar verdiler. Mina'nın geceden hazırladığı renkli şişelerle rengarenk kardan adam yapacaklardı. Ardından teker teker kaymaya başladılar. Buse'nin annesinin hamur yoğurdu leğenle kayıyordu elinden düştü ve oracıkta kırıldı. Buse leğeni atmaya kıyamadı kapının önüne koymuştu Şimdilik şurada Dursun olmazsa plastik atık kutusuna koyarım yeniden değerlendirilmiş olur dedi. Ama Mina ile Buse durur mu leğenin o halini görünce kendilerine yeni bir oyuncak tasarlamışlardı bile. Leğen olmuştu çok güzel bir kızak. Hava kararmaya başlayınca evlerine
1000Kitap
Yeşil Kalkan: Dönüşüm OperasyonuTuğba Soydan · Çınaraltı Yayıncılık · 20269 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
MUHAKKAK OKUNMASI GEREKEN BİR ANI-BELGESEL BAŞ YAPIT
10/10
·804 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 00:00
(E) SOSYOLOG ALBAY ALİCAN TÜRK’ÜN; “28 ŞUBAT – SİNCAN’DAN TARİHE NOTLAR” KİTABI DEĞERLENDİRMESİ (E) Sosyolog Albay Alican TÜRK’ü ilk defa 2025 yılı Ağustos ayı başında tanımış ve tanışmıştım. Üç kitabı vardı hepsi de ilgi alanımda olan. Bundan önce iki kitabını okumuş ve geniş birer değerlendirme ve tanıtım yazısı yazmıştım. Tanışmamızın hemen arkasından, kısa süre içinde gelmişti bu okuma ve değerlendirme faaliyetlerim. Sayın yazarın bir kitabını okumamış olmayı ise büyük bir eksiklik olarak görüyordum kendi adıma. Tam 800 sayfa ve büyük boy (sayfa ölçüleri büyük) olan kitabını sona saklamıştım. Ve bugün (09.01.2026), sayın yazarı tanımamın ve kitapları ile tanışmamın üzerinden henüz beş ay geçmiş iken, son kitabını da okuyup bitirmenin ve bu tanıtım ve değerlendirme yazısını yazmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bakınca insanın gözünü korkutan bu çok kalın kitabı okumaya 25.12.2025 günü başladım ve sistematik/düzenli bir okuma ile 09.01.2026 günü bitirdim. Yani günde ortalama 50 sayfa okuyarak 16 günde bitirmiş oldum. Okumamın bu kadar uzun zaman almasının sebebi –yukarıda da bahsettiğim üzere- 800 sayfa ve sayfa boyutlarının büyük olmasının yanında, notlar alarak analitik bir okuma tarzını tercih etmem idi. Önceden iki cilt olarak basılmış, daha sonra ise iki cilt birleştirilerek tek kitap olarak piyasaya çıkmış. Kitap, 1. cilt ve 2. cilt olarak bölümlendirilmiş. Sayın yazarın kim olduğu ve onu nasıl tanıdığım ve tanıştığım konularına önceki iki kitabının değerlendirmesinde genişçe yer verdiğim için burada tekrar etmeye gerek görmüyorum. **** Siyasal İslamın bitmek tükenmek bilmeyen asker alerjisi ve rövanş alma manevraları… Taa 1950’lerde başlıyor aslında bu furya. Yine çok güçlü bir sağ iktidar ve yine askeri pasifize etme, kodları, genleri ve teamülleri ile
28 Şubat: Sincan'dan Tarihe Notlar (Cilt 1-2)Alican Türk · Galeati Yayıncılık · 202310 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2025 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2025 17:06
Şehidimiz, İbrahim Naci… İstanbul’dan Çanakkale’ye doğru bir yolculuk yapmış… Ve yürüyerek gittikleri bu yollarda yaşadıklarını An be an, gün gün kaydetmiş!.. 29.gün ise şehit olmuş!.. Son yazdığı cümle kitaba ismini veriyor… “Allah’a ısmarladık.” İşte son gün (29.gün) yazdıkları: “Saat 7:00 Geceden beri düşman taarruz ediyor. Şimdi gidiyoruz. Allah hayırlı etsin… Saat 11.00 Muharebeye girdik. Milyonlarla top ve tüfek patlıyor… Şimdi birinci onbaşım yaralandı. Allah’a ısmarladık. [saat] 11.15… İ. Naci” Çok etkilendiğim, ve gözyaşlarıyla okuduğum bir kitaptı… Vatan toprağını kanlarıyla sulayan bütün kahraman ve aziz şehitlerimizi rahmetle anıyorum.
İnsan ve Duygular
Allahaısmarladıkİbrahim Naci · Yeditepe Yayınevi · 2021631 okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2025 31. kitabı
MUSTAFA KEMAL / YILMAZ ÖZDİL Kısa ama vurucu cümlelerin sahibi gazeteci yazar Yılmaz Özdil, Mustafa Kemal adlı kitabında ülkemizin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk'ü yine kendi tarzında anlatıyor. Gereksiz ve yorucu ayrıntılarla okuyucuyu bunaltmadan akıllarda yer eden tarihi olayların altını çizen Yılmaz Özdil'in kitabının dikkatle okunması gerektiğini düşünüyorum. Zaman zaman değersizleştirilmeye çalışılan Mustafa Kemal Atatürk'ün hangi zorluklarla mücadele ettiğini, tüm imkânsızlıklara karşı emperyalist güçlerin yurdumuz üzerindeki oyunlarını nasıl bozduğunu, ülkemizin gelişmesini kendi çıkarları için engellemek isteyenlerle çatışmasını ve Mustafa Kemal hakkında daha nice bilgiye kitapta ulaşabilirsiniz. Yılmaz Özdil kitabında, Cumhuriyet'in ilan edildiği 29 Ekim 1923'de ülkenin içinde bulunduğu inanılmaz ve imkânsız koşulları sayfa 155'den itibaren aşağıdaki gibi sıralamış. Kitaptan özellikle bu bölümü paylaşmak istedim ki Osmanlı'nın enkazının üzerinde yokluktan yükselen ülkemizi ve kurucu liderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ü siyasetin kirli oyunlarına aman ha kurban etmeyelim! *Nüfus 13 milyondu, bunun 11 milyonu köylerde yaşıyordu. *40 bin köy vardı, bunun 37 bininde okul yoktu. *30 bin köyde cami yoktu. *Traktör ve biçerdöver sayısı sıfırdı. *Ayçiçeği ve şeker üretimi yoktu. *Ekmeklik un ve pirinç ithaldi. Bütün memlekette sadece beş bin hektar alan sulanabiliyordu. *Bitle başa çıkılamıyordu. *Beş bin köyde sığır vebası vardı. Hayvanlar ve insanlar kırılıyordu. *Frengi, sıtma ve trahomlu hasta çoktu ve verem, tifüs, tifo salgını vardı. *Bebek ölüm oranı % 40'ın üzerindeydi. Dünyaya gelen her iki bebekten biri ölüyordu. *Anne ölüm oranı % 18'di, her beş anneden biri ölüyordu. *Ortalama ömür 40'tı. *Memlekette sadece 337 doktor ve 60 eczacı vardı ve bunun da
Alıntı
Mustafa KemalYılmaz Özdil · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201815,7bin okunma
BIRAKMIYORLAR İYİ BİRİ OLAMAM
Puan vermedi
DOSTOYEVSKİ : Fyodor Mihayloviç Dostoyevski 1821 Moskova - 1881, Sankt-Peterburg), Rus roman, kısa öykü ve deneme yazarı ve gazeteci. Pek çok edebiyat eleştirmeni tarafından, Dünya edebiyatının en mükemmel yazarlarından birisi olarak kabul edilmekte ve eserleri, olağanüstü tesir bırakmış şaheserler olarak nitelendirilmektedir. Çocukluğunu sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçiren Dostoyevski, annesinin ölümünden sonra Sankt-Peterburg'daki Mühendis Okulu'na girdi. Babasının ölüm haberini de burada aldı. Okulu başarıyla bitirdikten sonra istihkâm bölüğüne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski, ilk kitabı İnsancıklar'ı 1846 yılında yayımladı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. 4 ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya’ya gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Mariya Dmitriyevna İsayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Sankt-Peterburg'a yerleşti. Sankt-Peterburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserlerini yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de, arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,7bin okunma