1893 YILI OSMANLI İMPARATORLUĞU NÜFUS SAYIMI
MÜSLÜMAN> 12.587.137
RUM> 2.332.197
ERMENİ> 1.001.465
YAHUDİ> 184.006
DİĞER> 1.000.000
Kaynak. Kemal H. Karpat, Osmanlı Nüfusu (1830-1914), Demografik ve Sosyal Özellikleri, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, Ankara, s. 168.
Rakamsal olarak ortaya konulan verilerden hareketle, toplam nüfusun %72'si Müslüman, %27'si Gayrimüslimdir.
1880'ler aynı zamanda matbuatın geniş ölçüde açılımına şahitlik etti. Kereste fiyatları düşmüştü. Baskı tekniklerinde de gelişmeler yaşanıyordu. Eğitimin daha fazla insana ulaşması büyüyen bir pazar yaratmıştı. Ehil pazarlamacılar reklamın önemini anlamaya başlamıştı. Meclis tartışmalarının ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesine ve uzmanların dinî konular hakkındaki mülahazalarına sıklıkla yer veren basın eskiden beri tumturaklı olmuştu. Ama Amerikalılar daha bayağı ve kolay anlaşılan bir basının tezahürüne yol açtı; diğer Avrupalılarla birlikte İngilizler de bu yolu takip edecekti. 1896'ya gelindiğinde, bu türdeki en meşhur İngiliz gazetesi Daily Mail fiyatını yarısına, yani yarım d'ye çekebiliyordu. 1914'te, Paris'te, bir memurun at arabası ya da troleybüste diğer memurlarla bir sıra hâlinde otururken okuyabileceği, tabloid ebattaki (44 cm x 30 cm) Le Petit Journal da dahil olmak üzere 70 günlük gazete vardı. Bu gazete Jules Verne'in eserlerini seri olarak yayımladı. Gazeteciler ekseriyetle varlıklı erkeklerdi. Avusturya'da 1873'te 590'ı Almanca olmak üzere, 35'i matematik ve bilimsel konulara, 22'si edebiyat ve tarih konularına ayrılmış 866 gazete ve süreli yayın vardı. 1891 yılına gelindiğinde, 1171'i Almanca olmak üzere, 103'ü bilimsel, 90'ı edebi sorulara ayrılmış bu türden yayın sayısı 1801'e ulaşmıştı. 1914 itibarıyla bu sayı 3.000'i bulacaktı.
Eğitim geliştikçe insanlar da daha fazla mektup yazmaya başlamıştı. Posta sisteminin standartlaşması ülkelerin posta ve telgraf bakanlıklarını — bilhassa siyasi "çarklar"ın hedefi hâline gelecek atamalar konusunda — büyük şirketlere dönüştürdü. Ucuz postalamalar, karşılığında posta bürolarına kayda değer bir gelir sağlayan basını da geliştirdi. Avusturya'da 1877'de, elinde 263.000.000 ürün bulunduran 4.006 postane
Ancak eğer ki bu çeşitlilik ve seçilim sürecini yeterince uzatırsanız, ister istemez bazı genetik değişimler, öncelikle proteinlerin yapısını, sonrasında da fonksiyonların ve organların yapısını değiştirmeye başlayacaktır. İşte dışarıdan bakıldığında, morfolojik analizler yapıldığında, en azından uzman gözler tarafından tespit edilebilir değişimlere makroevrim adını veririz.
Makroevrimi gözleyebildiğimiz başlıca kaynak fosiller ve laboratuvarlardır. Fosiller, bizlere yaşam tarihinden bazı kesitler sunarlar. Fosiller asla eksiksiz evrimsel kayıtlar değildirler; tam tersine, son derece kesintili ancak evrim sürecindeki kritik noktalarda bizlere bilgiler verebilen kalıntılardır.
Çıkarılan fosillerin birbirleriyle ilişkileri ve evrimsel analizi uzmanlar tarafından yapılır ve makalelerle ilan edilir. Uzman olmayan gözlerin fosilleri analiz edip sınıflandırması mümkün değildir. Üstelik sadece fosillere bakarak evrimi yargılamak da hatadır; zira fosiller olmaksızın da evrimin gerçekliğini anlayabileceğimiz sayısız yöntem vardır (moleküler kanıtlar başta olmak üzere).
Günümüzde toplamda 250.000 farklı fosil türü bilinmektedir ve en iyimser hesaplara göre bu, tüm fosil türlerinin %0.006'sı (yüz binde 6'sı) kadardır. Bunun sebebi, fosilleşmenin çok zor bir süreç olmasıdır.
1999 yılında yayımlanmış ve birçok farklı fosilleşme istatistiğini analiz eden bir makalede, tüm türlerin sadece %25-30 arasına ait bireylerin fosilleştiği belirtilmektedir. Eğer ki omurgalı hayvanlar dikkate alınacak olursa, bugüne kadar yaşamış olan omurgalıların %85-97 arasının asla fosilleşmeyeceği öngörülmektedir. Bu sayılar gerçekten baş döndürücüdür. Üstelik bu az sayıda fosilleşmiş türlerin ve bireylerin de çok çok küçük bir miktarı bilim insanları tarafından keşfedilebilmektedir. Dolayısıyla
006: "Dayı, insan birini sevdiyini necə anlayar?"
Kişi: "Sevdiyin bir meyvə adı de".
006: "Portağal deyək".
Kişi: "Portağalı niyə sevirsən?"
006: "Xüsusi bir səbəbi yoxdur. Niyəsiz sevirəm".
Kişi: "Bax, sevgi də niyəsizdir".
Qadin: "Bir insanı niyə sevdiyiniz sualına cavab tapa bilmirsinizsə, onu həqiqətən sevirsiniz deməkdir".
Kişi: "Ona yaxınlaşdıqca ürəyinin ritmi, bədəninin temperaturu artar. Dilin söz, ayaqların yer tutmaz bir hala gələr. Yoxluğu səni narahat edər, varlığı bütün dərdlərini unutdurar".