Cevdet kafasını sallayarak elini Osman’ın omzuna götürdü. “Ben vedaları sevmem Osman’ım. Hayatımda sevdiğim hiç kimseye veda edemedim. Gittiler. Bakakaldım hep. Alışkanlık da diyebilirsin. Ayrıca kimin nerede ne şekilde bir daha karşına çıkacağını bilemezsin. Bu bilinmezlik de vedaları anlamsızlaştırır. Uzatmanın anlamı yok. Yolunuz açık olsun!”
"Avlunun köşesinde Cevdet’in yıllar evvel tarlasını sürerken bulduğu antika bir sütun bulunuyordu. Sütunun üzerinde adeta gözleriyle bizim gençleri takip eden ayaklarında ve şapkasında kanat takılı genç bir adam vardı. Silahlarını büyük bir hevesle kuşaklarına geçiren dört genç üzerine takılıp kalan bakıştan habersizce geçen birkaç dakika sonra bütünüyle hazırdılar."
Başı hala önünde, gözlerini yere eğmiş
Menderes’in kulağına eğilerek “Vatan yüreğindeki ateşle kurtulacak çocuk! Ancak güzel sonuç iyi bir plan ve sessizlikle gelir, unutma!” dedi. Ardından elini çekerek kahveye doğru hızlı adımlarla yürümeye başladı.
"Hayatının özetini çıkartırken kenarda köşede kalmış yaşanmışlıkların hepsini düşünüyordu. Düşündükçe de hayatın özet çıkartmaya gerek kalmayacak kadar kısa olduğunu anlıyordu."