Havva

Havva
Insan her daim yaşadigi anı kiymetini bilmeliydi.Başımıza gelen her kötü şeyin bize öğretmek istediği bir amacı vardı.Bazen iyi bazen kötü .Bazen de,yaşamamak için ne kadar uğraşsa da o anı yaşardı insan..
12 Ocak 2023
Bugün Osmanlı'nın son beş yılına damgasını vuran,birinci dünya savaşının baş aktörlerinden olan önemli komutanlarımızdan Enver paşa'yı kaleme alıcağım.Fakat bir farkla askeri yönlerinden ziyade duygusal yönlerini.Derlenen mektuplarından yola çıkarak beni etkileyen yölerini ele alıcağım. Enver paşa kısa bir sürede harbiye Nazırlığı'na kadar yükseldi.Kimilerine göre devleti uçuruma sürükleyen bir hayalperest,kimilerine göre kahramanca savaşarak şehit düşen bir vatansever...Hatta ölümünden 74 yıl sonra açılan mezardaki bedeninde çürüme ve bozulma olmadığını söyleyecek kadar yüceltenerde oldu..Enver paşa'nın askeri kişiliğinden yanı sıra eşi Naciye Sultan'a karşı büyük bir aşk ve muhabbetle bağlı olması da duygusal yönünüde orataya koymaktadır.Enver Paşa ile eşi Naciye Sultan;1911 de Berlin'de evleniyorlar.Ve ona kadar birbrlerini görmeyen bu güzel çift mektuplaşarak tanışıyorlar.Enver paşa'nın mektup derlemeleri sonucu aktaracağım.Enver paşa her fırsatta sevgili eşine mektup yazıyor.Yaşadığı her şeyi eşiyle paylaşmaktadır.1913 yılında kendisine verilen Harbiye Nazırlığı teklifini bile Naciye hanımla paylaşmakta ve düşüncesini kendisine iştiyak etmektedir.Mektuplarında savaştan,siyasetten daha çok kendisine duyduğu aşk ve özleminden sıkça bahsetmektedir.Sıradan insanların eşine yazdığı mektuplar özel ve gizlidir elbet fakat;söz konusu Enver Paşa gibi tarihe mal olmuş bir şahsiyet olunca durum değişiyor elbet.Konumundan gereği oldukça meşgul olmasına rağmen bazı günler 3,4 mektup yazacak kadar zaman ayırdığı biliniyor sevdiği kadına.Sadece 1915 yılında yazmamıştır.Çanakkale muharebeleri olduğu dönem olduğu için bu tarihte herhangibi kaynağa rastlanmamıştır.Küçük bir belge bile önemli bir kaynak hüviyeti kazanıyor.Bu açıdan bakıldığında Türk Tarik Kurumu Arşivinde
Enver Paşa
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
11 Ocak 2023.. Bugünkü konu şiddet.Küçük hallerle başlayan,daha sonra kendi mekaniginde büyüyen ve ağir izler bırakan bir durum.Bazen bir yumruk, bir söz, bir bakış insanın canını acıtabilir, asık bir surat,toplu taşımada verilmeyen bir yer, yüzünüze kapanan bir kapı veya takılan bir lakap canınızı yakabilir. Yeryüzündeki değerimize yönelik her saldırı şiddettir.Öfke zapt altına alınamayıp saldırganlığa dönüştüğünde şiddet zuhur eder. Vahşi bir hayvanı andırdığımız o kısa süreli cinnet hali şiddetten azade bir toplumu yok eder maalesef.Yıkıcı davranışların kendine yönelik şiddetten tutun da, organize şiddete kadar pek çok şekli var uygulama biçimine göre değişiklik göstermekle beraber bazen fiziksel,bazen sözel, duygusal,ekonomik ve cinsel şiddet gibi farklı biçimlerde açığa çıkabiliyor... Bu anlamda şiddet çok geniş bir yelpaze de birbirine geçmiş pek çok etken ve görünüme sahip girift bir mesele.İnsanların çok zor ekonomik koşullar altında insan haysiyetine uygun olmayan bir hayata mecbur edilmesi de bir şiddettir. Stefan Zweig in de dediği gibi: "Başkalarına şiddet yoluyla dağıtılan en saf gerçekler bile ruha karşı işlenmiş bir günahtır. Şiddet; yeryüzünde nemrutluk taslamak adeta Tanrıdan rol çalmaya yeltenmektir.Şiddeti çoğu zaman güçlünün güçsüze karşı uyguladığı bir saldırganlık olarak düşünürüz.Oysa şiddet ruhsal manada güçsüzün ego kabarmasıdır.Toplumdaki şiddet olayları büyük ölçüde Öz saygılarını oluşturmaya,kendilerini ne kadar önemli olduğunu göstermeye çalışanlar tarafından yapılır.Şiddet gücünüzle fazlalığından değil, güçsüzlükten doğar. demiştir.Rollo May.Güçlü insan dürtülerine engel olabilen yıkıcı dürtülerini yemlemeye, gemleyebilen kişidir. Öte yandan şiddet bir akıl ve ruh tutulmasının da ifadesidir. kimse öteki vururken uzun uzun düşünmez,başka
Şiddet
Bugün sizlere şehir yazılarimi atfediceğim.Ama küçük bir farkla görmediğim kuzey de küçük, tatli bir Karadeniz şehri olan Kastamonu'yu.Hiç bilmediğim Kastamonu'nun davetkar ve cazibeci sesini son zamanlarda daha bir güçlendiğini, çeşitlendiğini,güzelleştiğini itiraf etmem gerekiyor.Uzun kaynak araştirmalarimdan da yola çikarak ruhum ve zihnim bu yolculuga hazir bir şekilde kaleme alicak.Hafıza ormanı hatırlayış ve hayıflanmalara değer değmez tutuşup alevleniyor. Zaman hareketli ve sıçramalı pencerelerde seke seke daha sağlam tahkim edilmiş bir bilince ev sahipliği yapmaya soyunuyor; mekan yatay ve dikey boyutlamalara tutunarak çeperlerinden taşımak için fırsat bir arıyor.Küçük hikayelerle bütünleşen İnsan manzaraları,şehrin gündelik hayatındaki boşlukları doldurarak,taze bir bakış ve yorumlama cehdinin taşlarının döşeyiveriyor.Evladının vefasızlığına, ihmaline hem içeride hem de dışarıda kesintisiz bir iştiyakla çekişmesine rağmen kendini onarmasını sağlayan tuhaf bir enerjiye sahip Kastamonu.. Her köşesinde hala mucizeler saklayan bir belde;sadece başka yerlerden gelen misafirlerine değil mahmurluk ve gafilliğini kazara da olsa,üstünden atabilen hemşerisine de işlek farkındalıklar ve kabuğun ötesine gösteren ışımalar sunan bir şehir. Hala nasılda güzel gözüküyor resimlerden. Allah'ım onca yara beresine rağmen hala ne kadar da vakur ve mağrur.Deniz ile dağ arasında çırpınıp duran sudan, ağaçtan,taştan ve rüzgardan tokaçlarla sürekli dövülen, Kuzeyin kendisini gizleyip saklamaktan pek bir hoşlanan, Batı Karadeniz'in bu Nadide Yıldızı toprağının hem altında hem de üstünde sayısız cevher,hikayede hazine biriktiriyor... Hala müşfik bir sıcağa,deniz bir havaya, büyükşehir trafiğinden yakınan bezginlerde mütemadiyen yürüme isteği uyandıran,görece sakin ve uzun caddelere
Depresyon, bazen hayatımızda bir şeylerin yolunda gitmediğinin ve acil bir değişiklik yapmamız gerektiğinin sinyalidir. Nasıl ateş bizi enfeksiyon konusunda uyarıyorsa, depresyon da bazen hayatlarımızı gözden geçirmek için bir uyandırma çağrısı olabilir. Kulak vermek gerekir. Kemal Sayar.
İnsan hayatı bir bütündür. Bir insan hem hırsız hem de ilkeli olamaz. Ya o da onun seçimi diyemeyiz. O hırsız olmaya devam eder. Ona bir şey diyemeyiz. Ama ben ilkeli bir hırsızım dememelidir. Anlıyor musun?