Havva

Havva
Insan her daim yaşadigi anı kiymetini bilmeliydi.Başımıza gelen her kötü şeyin bize öğretmek istediği bir amacı vardı.Bazen iyi bazen kötü .Bazen de,yaşamamak için ne kadar uğraşsa da o anı yaşardı insan..
Titanik felaketinde, gemi büyük bir buzdağına çarptı ve sadece mürettebatın boyutunu tahmin edemediği için battı. Çünkü buzdağının çoğu sular altında ve görülemiyor. İstatistik biliminin teorilerinden birine "Buzdağı İlkesi" denir ve tanımında şöyle derler: Gözlemlediğimiz bilgiler, gerçeklerin sadece bir kısmını içerir ve çoğu zaman önemli kısmı bir sualtı buzdağı gibidir. Bu teoriye aşina olabiliriz. Ancak çoğu zaman yeni bir fenomenle karşılaştığımızda kendimize 2 önemli soruyu sormayı unuturuz: 1- Benim gördüklerim tüm hikaye mi yoksa buzdağının görünen kısmı mı? 2- Sualtı kısmını görmek için ne yapmalıyım?
Evren hakkındaki en dehşet verici şey onun bize düşman değil, kayıtsız oluşudur fakat bu kayıtsızlıkla uzlaşıp hayatın zorluklarını ölümün sınırları içinde kabul edebilirsek insan türü olarak varlığımız bir anlam ve tatmin sağlayabilir. Karanlık ne kadar derin olursa olsun kendi ışığımızı yaratmalıyız.” / Stanley Kubrick
Yazarak özgürleşmek. 23 Ekim..İçimizdeki İblis
Şeytanın dünya üzerindeki varlığının ilk insandan da öncelere dayandığını kutsal kitaplardan anlıyoruz.Herşey insanın yaratılmasıyla başlıyor.Bu süreç şeytanın kibri,inkarı ile şeytan asli görevini üstleniyor...Ayette de geçtiği üzeri diyor ki şeytan:"Beni saptırmana karşılık bende onları saptırıcağım.Senin biçtiğin dosdoğru yoldan gitmelerine engel olucağım."Ve şeytan elbette aldığı vazifesini yerine getirmek için durmak bilmez bir gayret ile çalışmaya devam ediyor.Aldığı vazifesini ademoğluna icra ettiği ve aldığı sonuçlar neticesinde iblis olarak evren de var olmaya devam ediyor.İnsanoğlu (bizler) bu bilgiyi aldığı zamandan beri tüm kötülüklerin kaynağı olarak şeytanı görüyoruz. "kör iblis" diyerek biraz olsun suçu üzerimizden atarak rahatlatıyoruz kendimizi...Bu insanoğlunun bi çeşit savunma mekanızmasıdır aslında.İnsanın kendini temize çekme gayretinin bir tezahürü olarak,olup biteni şeytanın üzerine atma uğraşının insanlık tarihi ile eş zamanlı bir sürecin yanılsaması.Bunun sonucunda o destansı cümle vuku eder dillerimize: "Şeytana uydum".İçini rahatlatır belki kısa bir süreliğine.Fakat;içinin karanlığını sadece kendisinin görmesi ayrı bir garabet olarak hayatımızda hatta her an dimağımızda yer tutmaya devam eder ne yazik ki!Hayatımıza muhalif bir pencereden bakarız.Başkalarına fikir verirken tüm içimizdeki iblisi bir kenara bırakır karşı tarafın penceresi yerine,yapılması gerekenleri hemende sıralıyıveririz. İçimizdeki iblis bir anda tahsilli bir psikoloğa dönüşüverir.:) Oysaki şeytanın varlığı soyut olsa da buz gibi bir gerçek.Kılıklara girsede,insanın içini esir alacak kadar güçlü bir etkisi var. Ama hala içimizde kendimizden bile sakladığımız bir umut var.Varoluşsal sancılarımızı tamamlayacak o ikbal çokda uzak olmasa gerek. Diyerek Henryy Fordun
22 Ekim Cumartesi.
Kişinin zekâsının ürettiği enerji çok güçlüdür. Zeka, kişinin nefsini de güçlü kılar. Kısaca bu kişiler her ne yaşıyorsa en uçlarda yaşamak ister. Bu kişiler kendilerini baskıladıkları zaman çökerler. Zekanın ürettiği enerjiyi baskılayamazsın zaten. Bir çatlak bulur oradan sızar.
Günaydınlar.
İnsan kendine yakıştıramadığını nefsine yakıştırır. Sonra nefsi yaşar insan ölür. Ortalıkta dönüp, dolaşan nefsler vardır. Sen onları insan sanırsın. Hâlbuki ete kemiğe bürünmüş nefstir onlar. Neden ben diyorsun ya! Çünkü sen insansın ve asla nefs değil. Fark bu..