Nur

Nur
“Küçük şeylerde büyük mutluluk.”
Ukde serisi
10/10
·399 syf.··
Beğendi
·
2025 65. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2025 22:33
Ukde serisinin üç kitabını da bitirdiğimde içimde tek bir his vardı: İnsan, yaşadığını sandığı acıları aslında hiç konuşmadıklarıyla büyütüyormuş. Bu kitaplar sanki benim susup içimde taşıdığım ne varsa tek tek elime alıp yüzüme gösterdi. Bazı satırlarda gözlerim dolmadı, taş gibi aktı… Çünkü Zeynep’in yaşadıkları bazen benim geçmişime, bazen benim içimde bir yerlerde hâlâ kanayan yaralara dokundu. Her kitapta şunu fark ettim: İnsanı en çok kıran kader değil, kaderi kendi elleriyle tutmaya çalışırken yorulmuş kalbi. Zeynep düşerken yalnız değildi aslında, fakat onun sessizliği benim yıllar önce sustuklarıma çok benzediği için ona her satırda daha da yakın hissettim. Karakterlerin acıları o kadar gerçekteki gibiydi ki… Okurken kendime sordum: “Ben başka bir seçim yapsaydım, hayatım da böyle değişir miydi?” Cevabı kitap vermedi ama hissettirdi: Her insanın içinde bir ukde vardır ve bazıları en sessiz gecelerde bile bağırır. Seri boyunca en çok hissettiğim şey, kalbin ne kadar kırılırsa kırılsın, insanın mücadele etmeyi yine de bırakmadığı oldu. Zeynep’in her yara izinde kendi inadımı, kendi dimdik duruşumu gördüm. Belki o yüzden bu kitaplar bende bir hikâye okumaktan çok, kendi içime tutulmuş bir ayna etkisi bıraktı. Son kitabı kapattığımda içimden sadece şu geçti: Keşke herkes bir gün Ukde’yi okuyup, kendi içindeki kırılmış çocuğa sarılabilse… Çünkü bu seri, insanın hem acısını hem iyileşme ihtimalini aynı nefeste hissettiriyor. Benim için bu kitaplar sadece okunmadı; yaşandı, hissedildi, içimde bir yerlere derin bir imza bıraktı. Ve o imza hâlâ sızlıyor… Belki de bu yüzden etkisi hiç geçmeyecek. Elif Gürsoy
1000Kitap
Ukde 3Elif Gürsoy · Çınaraltı Yayıncılık · 201951 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Ruh Eşi” Bazı insanlar hayatına girer, ama içinden geçip gider. Bazıları da gelir… ve sanki yıllardır beklediğin o eksik parçayı yerine bırakır. İşte ben, ruh eşini böyle anlıyorum. Ruh eşi; aynı dili konuşmadan anlaşabildiğin, kalabalık içinde bile gözlerinle bulduğun kişidir. Sana iyi gelendir. Sen susarken bile içindeki fırtınayı duyan, bir bakışta “tamam, anladım” diyendir. Bazen bir insanı ilk defa görürsün ama tanıyormuş gibi hissedersin. Sanki geçmişten bir selam… Sanki kaderin sessiz bir işareti… Kim bilir, belki de ruhlar birbirini çoktan seçmiştir de, biz sadece zamanı yakalıyoruzdur. Ruh eşi romantik olmak zorunda değildir aslında. Bazen bir dost olur, bir sırdaş olur, bir omuz olur. Ama her ne olursa olsun; seni yormaz, eksiltmez, küçültmez. Tam tersine, seni tamamlar… Olduğun gibi kabul eder. Belki hayat bize bir gün gerçekten ruhumuzu anlayan o insanı getirir. Belki gelmiştir de biz daha farkında değilizdir. Ama bildiğim bir şey var: Ruh eşi bulmak değil, ruhu tanımak meselesidir. Ve sen kendi ışığını açtığında, seni görecek kişi zaten kapını çalar
“Kısmetin Sessiz Yüzü”
Bazı insanların yolları nedense hep açık olur… Adımlarını attıkça önlerine bir kapı daha çıkar, bir ışık daha görünür. Sanki hayat onlara “sen devam et, ben arkandayım” der gibi. Ama bazıları vardır… Kalbi tertemiz, niyeti dosdoğru olsa da, kapılar kolay kolay açılmaz. Kısmet dediğin sadece nasip değil; bazen sabrın, bazen sınavın, bazen de kaderin sessizce attığı imzadır. Ben öğrendim ki, herkesin kısmeti aynı görünmez. Kimine çabuk gelir, kimine geç… Kimine gürültülü, kimine sessiz… Ama mutlaka gelir. Çünkü kader, er ya da geç yerini bulur; İnsan ne kadar yorulursa yorulsun, ona ait olan asla yolunu şaşırmaz. Belki de bu yüzden bazı bekleyişler ağırdır. Ama biliyorum ki, doğru kısmet insanı bulacağı zamanı da kendi seçer. Ve geldiğinde “işte bunun için geç kaldım” dedirtir.
“Sevgi Dediğin İçimde Büyüyen Bir Sır”
Sevgi dediğin… Bir insana bağlanmak değil sadece; bazen kendine bile söylemediğin bir duyguyu sessizce içinde büyütmektir. Kimseden istemeden, kimsenin kalbinde yer aramadan, kendi içinde bir kapı açmaktır dünyaya. Ben sevgiyi bir kişiye yüklemedim hiç. Adı yoktu, şekli yoktu, yüzü bile belli değildi. Bir gül kokusunda saklandı, bir rüzgârın tenime değip geçişinde kendini hatırlattı. Bir akşam gökyüzüne bakarken, gözlerimle değil, içimle gördüm onu. Sevgi bazen bir çiçeğin açarken çıkardığı sessiz sesti. Duymazdın ama hissederdin; çünkü sevgi, duyulmasını değil, anlaşılmasını isterdi. Ne bağırarak gelir, ne koşarak kaçar. Olduğu yerde durur, sen fark edene kadar sabreder. Ben sevgiyi kimsenin kalbine bırakmadım, çünkü kalpler kırılırdı. Ben sevgiyi içimde sakladım, çünkü içimde olan asla yarım kalmazdı. Kimseden tamamlanmaya ihtiyaç duymadan, kendi ışığıyla yol bulurdu. Sevgi benim içimde büyüyen bir sır oldu yıllarca… Kimi gün umut verdi, kimi gün sessizliğe gömüldü; ama hiç eksilmedi.
Şiir
“Benim Dürüstlüğümün Bedeli”
Benim bir huyum var; ne hissediyorsam söylerim, ne yaşıyorsam saklamam. Kimseyi kandırmam, kimseye rol yapmam. Bu yüzden de bazen fazla gelir insanlara… Çünkü alışmışlar yarım sözlere, kapalı cümlelere, arkadan dönen sahnelere. Ama ben öyle biri değilim. Ben ne isem oyum. Dürüstlüğüm sert gelir belki, ama en azından kimseye yalan bir yüz göstermem. Netliğim ürkütür bazen, çünkü insanlar çoğu zaman ne hissettiklerini bile bilmezken ben masaya her şeyi açık koyarım. Kimseyi olduğundan fazla görmem, kimseyi de gözümde büyütmem. Hak edene kalbimi açarım, hak etmeyene kapımı bile aralamam. Benim dünyamda “yarım” yok; ya tam konuşur, ya hiç konuşmam. Ya samimiyet olur, ya da mesafe. Ortası yok. Çünkü ben kendimden asla vazgeçmem. Dürüstlüğüm bazen yalnız bırakır, ama en azından başımı yastığa koyduğumda içim hep rahattır. İşte bu yüzden: Benimle yol yürüyen herkes, netliğimin doğruluğunu bilir. Gerisi de zaten önemli değildir.
Duygu ve Düşünce