Nur

Nur
“Küçük şeylerde büyük mutluluk.”

Nur

, bir kitap okudu
6/10
·168 syf.··
9 saatte okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2025 23:38
·
2025 66. kitabı
Özge Uzun
8.5/10 · 108 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
6/10
·168 syf.··
2025 66. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2025 23:38
Bu kitap, bir kadının sadece kendi yaralarını değil; evladının kaderiyle birlikte büyüyen yürek sancılarını da anlattığı çok özel bir hikâye. Özge Uzun, oğlunun özel bir çocuk olduğunu öğrendiği andan itibaren yaşadığı çöküşü, mücadeleyi, kabullenişi ve en önemlisi bir annenin yıkılmadan yeniden doğrulma gücünü öyle içten anlatıyor ki insanın kalbine işliyor. Kitabın her satırında bir annenin omuzlarına binen yükü, bazen gizli bir gözyaşıyla bazen de sessiz bir sabırla taşıdığını hissediyorsun. Oğlunun özel oluşunu “engel” olarak değil; hayatın ona verdiği farklı bir renk, farklı bir sınav olarak görüyor. İşte tam da burada “mavi”nin anlamı değişiyor: Mavi artık sadece umut değil, bir annenin çocuğuna duyduğu sonsuz inanç oluyor. Özge Uzun, kendi içindeki kırılmaları, toplumun bakışlarını, yaşadığı korkuları saklamadan anlatıyor. Ama aynı zamanda her bölümde kendine ve hayata yeniden tutunmayı başarıyor. Çünkü o, oğlunun gözlerinde başka hiç kimsede olmayan bir ışık görüyor… İşte kitabı asıl güçlü yapan da bu: Bir annenin evladıyla birlikte yeniden doğuşu. Dili sade ama etkisi çok derin. Bazı bölümlerde insanın içi acıyor, bazı bölümlerde umut tazeliyor. Hayatın ne kadar zor olsa da içimizde bir yerlerde saklı duran o maviye uzanmamız gerektiğini hatırlatıyor. Sonuç olarak, bu kitap sadece bir anne hikâyesi değil; hayatta yıkılıp yeniden ayağa kalkmayı bilen herkes için bir şifa yolculuğu. Hem acıyı anlatıyor, hem gücü… Hem kırılmışlığı, hem yeniden yeşermeyi…
1000Kitap
Sizin Hiç Maviniz Var mı?Özge Uzun · İnkılap Kitabevi · 2015108 okunma
Bazen insanın içinde bir ağrı büyür… Kimse görmez, kimse bilmez ama sessizce içi yanar. Biriktirilen kırgınlıklar, söylenmeyen cümleler, sahip çıkılmayan duygular… Hepsi öylece durur, yük olur yüreğe. Güçlü görünmekten yorulur insan; bazen sadece oturup içindeki fırtınanın dinmesini ister. Kimse bilmez, bir gülüşün ardında kaç tane susuş gizlendiğini… Kaç gece yastığa başını koyunca konuşacak kimse bulamadığını… Kaç defa gözünden yaş akmasın diye içine çekip kor gibi yutkunduğunu. İnsan bazen en çok sevdiğine anlatamaz hâlini. Herkes iyi misin diye sorar, “iyiyim” dersin… Ama aslında hiçbir şey yolunda değildir. İçinde bir yer sürekli sızlar; geçmiş, kırık bir plak gibi tekrar tekrar çalar. Ve en acı olan ne biliyor musun? Kimsenin anlamadığı bir acıyı tek başına taşımak… Susarak, kabullenerek, kendinden ödün vererek… Belki de en büyük cesaret, kimsenin duymadığı bir çığlığı her gün yeniden susturabilmektir.
“İmtihanın Sahibi, Şükrün de Sahibidir”
Şu koca dünyada, alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz bile türlü türlü imtihanlardan geçmişken, insanoğlunun bu kadar şükürsüzlüğü nedendir acaba? Her nefes bir lütuf, her sabah ayrı bir armağan, her güçlükte gizli bir hikmet varken… Yine de çoğu zaman görünmeyeni görmezden gelip, elindekinin kıymetini unutur insan. Oysa sabır, kulun ziyneti; şükür ise gönlün huzurudur. Sınav varsa hikmeti vardır, dert varsa duası vardır. Rabbim hiçbir kulunu imtihansız bırakmaz ama hiçbir imtihanı da sahipsiz bırakmaz. Yeter ki gönül, verilene razı olmayı bilsin.
Günaydın
Bugün uyandığına, nefes alabildiğine, elinin ayağının tutabildiğine bin şükür. Rabbim gönlüne ferahlık, kalbine huzur, adımına bereket katsın. Bazı günler insan ışığını kaybetmiş gibi hisseder ama unutma; her yeni sabah, “yeniden başla” diye fısıldayan bir rahmettir. Bugün senin günün olsun… Her şey gönlüne göre aksın.