GÜNÜN SOHBETİ (15.06.2026) Benden tecrübeli ve yaşça büyük bir meslektaşımla telefonda sohbet ettik bugün. "Birini bulmak yerine birbirini bulmak lazım." şeklinde bir cümle kurdu. Buna benzeyen sözler ararken "Birini bulmakla birbirini bulmak arasında dünyalar kadar fark vardır. Birini bulursan zaman geçirirsin ama birbirinizi bulursan ömür geçirebilirsiniz." şeklindeki paylaşımlar gözüme çarptı. "Birbiri için yaratılmış olmak" sözü birbiriyle çok iyi anlaşmayı ifade eder. İletişim ve ilişkilerde belli bir düzeyde anlaşma ve uzlaşma şarttır. Elbette bu yetmez. Karşılıklı olarak benzer duygular içinde olmak yani elektrik almak gerekir. Bu da yetmez. Kişilerin birbirine karşı uyumları da önemlidir. Aslında iki tarafın da gönüllü olarak aynı yolda yürüme sorumluluğunu alması daha önemli. Yaşama dair beklentileri birleştirerek ortak hareket etmek de önemli. İnsanlar birbirine yük olmadan hayatı paylaşmalıdır. Zorlaştırmadan ve yargılamadan sevmek ve saymak gerekir. GÜNÜN ŞİİRİ: Yaşama Dair Şeyler "Bilir misin ay çiçeklerini? Sabah güneşe döner ya. Kaybolunca ufuk çizgisinde; O hep boynunu büker ya. Değiştir artık soğuk geceleri Yeni doğan güne bir bak. Çiçeklere, ağaçlara, güllere! Uçmayı yeni öğrenen kuşların sevincine. Yaşam; bir çiçeğin, Sabırsız bekleyişinde. Bir kerecik görebilmek güneşi! O kısacık ömründe. Sen de dön yüzünü. Bak ilk defa görmüşcesine Hangi aşk, hangi acı değer? Günü yaşayamadan ölmeye." Halide Edip Adıvar
Hayata Dair
Berfin'e Notalar 15.06
📌:Evlerinde lambaları yanıyor, Gözgöz olmuş ciğerlerim kanıyor. Beni gören deli olmuş sanıyor, Ölürümde ayrılamam yar senden💟
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hayır Diyebilmek
Hayır diyebilmek öğrenilen ve öğretilebilen sosyal bir beceridir. Bu sosyal becerinin eksikliği yani Hayır, diyememek ise bir hastalıktır. Bir talebi redderek, bir düşünceyi onaylama yarak risk aldığımız doğru lakin herkesi memnun etmemiz mümkün değil. "Herkes tarafından kabul görmeliyim ve sevilmeliyim." şeklinde bir inancınız varsa gerçekten hissettiğiniz ve düşündüğünüz gibi davranamazsınız. Muhatabınızdan farklı düşünüyor olsanız dahi ifade edemezsiniz. Ortaya çıkan siz değil, başka biridir. Ya yavaş yavaş elinizi ayağınızı çeker, uzaklaşırsınız o kişiden ya da bir gün patlarsınız. Hem de hiç ummadığınız bir mekân ve zamanda... İşte bu patlayış hem size hem de ilişkinize tamiri olmayan zararlar verebilir. 15/06/2026
Öz güven; çalışmaya başlamadan önce tutumunuzu, motivasyonunuzu ve enerjinizi etkiler. Bu yüzden yapacağınız işlere başaracağınıza ve kazanacağınıza inanarak başlayın. Çalışmak dışında sürekli başka şeylerle oyalanıyorsanız ya da ders çalışmayı anlamsız buluyorsanız öz güveniniz zayıflar. Başaramayacağınıza inanırsanız hâliyle hedefinize ulaşmak için harcadığınız zamanın boşa geçtiğini düşünürsünüz. Oysa başarabilme becerinize inanmak çok önemlidir çünkü inanmak başarmanın yarısıdır. Öz güveninizi geliştirmenin en iyi yollarından biri, yeteneklerinize inanan ve sizi geliştiren insanlarla beraber olmaktır. Başaramayacağınızı, yeterince zeki olmadığınızı söyleyerek sizin motivasyonunuzu düşürecek kişilerden uzak durun. Kendinize güvenin, potansiyelinizi gören ve size destek olan, "Bunu başaracaksın! Sana inanıyorum!" diyen kişilerle birlikte olur. Tabii her zaman herkes size, "Hadi be koçum, yaparsın! Ben sana inanıyorum!" demeyecek. Bazen tek başınıza da savaşmanız gerekebilir. 15/06/2026
15.06.2026 Güne ve Kendime Not
"Gelişim daha fazla şeyi doğru yapmakla ilgili değildir. Daha az şeyi yanlış yapmakla ilgilidir. Bu inançta da böyledir. Maneviyat ruha bilgi yüklemekle değil ruhu kirlerden arındırmakla gelişir." Hikmet Anıl Öztekin
İlaç mı, Psikoterapi mi? Belki de Yanlış Soruyu Soruyoruz
Depresyon söz konusu olduğunda tartışma çoğu zaman “ilaç mı, psikoterapi mi?” ikilemine sıkışıyor. Oysa sorun bundan daha karmaşık görünüyor. Depresyonun ne olduğu, hangi alt tiplerden oluştuğu ve hangi biyolojik ya da psikososyal mekanizmalarla ortaya çıktığı konusunda hâlâ önemli belirsizlikler bulunuyor. Tanı süreçlerindeki güçlükler ve yüksek plasebo yanıtları da bu tabloyu daha karmaşık hale getiriyor. Bu nedenle “depresyon tamamen biyolojiktir” ya da “depresyon tamamen yaşam koşullarının ürünüdür” gibi kesin ifadeler mevcut verilerin desteklediğinden daha iddialı görünüyor. Aynı şekilde, ilaçların her şeyi çözeceğini veya psikoterapinin tek başına yeterli olacağını söylemek de gerçekliğin karmaşıklığını gözden kaçırabiliyor. Belki de bugün için daha doğru soru, “İlaç mı, psikoterapi mi?” değil; “Hangi hasta, hangi koşulda, hangi yaklaşımdan daha fazla fayda görüyor?” sorusudur. – Çağrı ÖZPOLAT, Bibliyosmia, 15.06.2026
Bibliyosmia