15.06
"Bir devletin değeri hakkında verilecek hüküm, dünya tarihinde oynayacağı rolün önemi ile değil, milletine sağlayacağı faydayla meydana çıkar."
Sayfa 293·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
1917 Haziranında itilaf devletleri tarafından - özellikle Avrupa'da kişiyi ist çevreler tarafından- Cemal paşa ve emrindeki kürt aşiretlerin Filistin'de ki Yahudileri katlettiği söylentileri yayılmaya başlamıştı. (Türklerin yaptığı iddia edilen katliamların doğru olmadığı ilgiliz belgeleri ile sabittir. Doc.no: 125949: Percy Loraine to Balfour,Madrid desp. 19.06.1917.) 19 Haziran'da Madrid'de ki İngiliz bakan Percy Loraine, Balfour'a dışişlerinden bir mesaj aldığını ve burada Kudüs'teki İspanyol konsolosluğundan alınan bir rapora dayanılarak, " Suriye ve Filistin'de ki Yahudilere katliam ve zulüm yapıldığı iddialarının doğru olmadığını" belirtiyordu. William Wale, Washington'daki İngiliz elçisi Cecil Spring-Rice'a yazdığı 10 Temmuz tarihli mektupta Avrupa basınında çıkan "Yafa'daki 15.000 yahudinin zorunlu göçü sırasında katliam yapıldığı" iddiasının doğru olmadığını belirtiyordu.
Sayfa 200·Kitabı okuyor
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kan Revan
KAN REVAN Krallığın hükmü yok, tam hürriyet devrisin, Saltanatım yıkılmış, cumhuriyet devrisin, Özgürlük, bağımsızlık, medeniyet devrisin, Seçmeye, seçilmeye isteyenin hakkı var... Yanılmışım ilk günden, düzü yokuş etmişim, Beni almışsın benden, değiş tokuş etmişim, Neyin kıymeti varsa, eritip kuş etmişim, Uzaktan şahit olup "yuh" diyenin hakkı var... Dün deldiğim dağların, ötesisindir artık, Yabancı şarkıların, bestesisindir artık, Kulağında çınlayan kendi sesindir artık, Duyanın, söyleyenin, dinleyenin hakkı var... Belki Leyla değilsin, belki Mecnun değilim, Nasıl ilkin değilsem, öyle sonun değilim, Ahiretim değilsen, ben de kulun değilim, Cehennemin dibine yürüyenin hakkı var... 15/06/1999
1000Kitap
28 Nisan 1915
Sabah düşman saat 06:00'da bütün cephede şiddetli bir taarruza başlamıştı. Filo kuvvetli şekilde taarruza refakat ediyordu. Vaziyet çok bunalımlı bir hal almıştı. Saat 10:00'da 9. Tümen, 26. Alay'a "Taburlar esas savunma hattına çekilsin ve gece karanlığında tahkimata haşlasın" emrini vermişti. Özellikle sol tarafta Bursa Jandarma Taburu sarsılmış, parça parça geri çekilmeye başlamıştı. Bir gün önce gelen 15. Alay 1. Tabur da muharebeye girmişti. Emir-komuta zinciri bozuldu. Cephe her tarafta sıkıştı. Son asker de savaş hattına sokularak muharebe geniş dalgalar halinde bütün cephede boğaz boğaza devam ediyordu. Cephedeki komutanlar ve özellikle 26. Alay komutanı Binbaşı Kadri'nin çabasıyla cephe tedricen vaziyeti sağlamlaştırmaya başlamıştı. Son ana doğru 19. Alay'ın kol başıyla savaş meydanına ulaşması durumu lehimize çevirdi. Akşam olarak vaziyet belirginleşmişti. Sol taraf mıntıkası 19. Alay'a verildi. 26. Alay toplanmak ve dinlenmek üzere geriye alındı. Bugün bölgede şu birlikler vardı: 26. Alay'dan 2 tabur, 25. Alay'ın üçte biri, 25. Alay'ın 2. Taburu, 19. Alay, Bursa Jandarma Taburu, 19. Alay' dan birkaç; batarya ve ağır bataryalar. . . Bugün yarımadanın kaderinin en bunalımlı günlerinden birisiydi. Yaklaşık iki İngiliz ve bir Fransız tümeni tarafından yapılan bu genel hücum Alçıtepe'ye kadar ulaşsaydı, yanmada savaşları büyük bir ihtimalle sona ererdi. Bugünkü çarpışmalarla düşmanın ilk direnci kırılmış, bundan sonra genel olarak 6 Mayıs'a kadar düşman artık taarruz hare ketine teşebbüs etmeyerek serbest hareket etme şansı bundan sonra bize geçmişti. 29, 30 Nisan ve 1 Mayıs'ta düşman 28 Mayıs'ta kazandığı hattın biraz ileri ve gerisinde tahkimatla meşgul oldu.
Sayfa 223·Kitabı okudu
Tarih
Sonunda doktor elini Emre’nin göğsünden çekip başını eğdi. Gözleri önünde yatan gencecik yüze kilitlendi. Yavaşça kolunu kaldırıp saatine baktı. “Ölüm saati 06.15.” Hemşire monitörü kapattı. Odada derin bir sessizlik vardı. Emre, ailesinden kilometrelerce uzakta, üniversite okumak için geldiği şehirde, okul harçlığını çıkarmak için kuryelik yaparken, şımarık birkaç zengin genç yüzünden kaldırıldığı hastanede tek başına hayata, sevdiklerine ve hayallerine veda etmişti.
Sayfa 59
Edebiyat
Fabrikaya karşı el tezgahı, traktöre karşı karasaban, dış fırçasına karşı misvak, okula karşı medrese, bilgiye ve kanuna karşı Mızraklı ilmi-hal birer geriliktir. Yani irticadır. Biz irticayı nerede görürsek, yenmeye çalışacağız. İleri fikirli Türk gençliği de bizimle beraber. Yaprak, 15.06.1949
Sayfa 209 - Kapra Yayıncılık·Kitabı okudu