GÜLTEN

GÜLTEN
SAUDADE
Filolog/ELL
Üniversite
13 Ekim
27 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
10/10
·112 syf.··
2020 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2020 22:20
Mısır'lı feminist yazar Neval El Seddavi'nin kaleminden dökülen roman, bir kadının gerçek hayat hikayesini naklediyor. Yazar yalın, açık, net ve çok keskin bir üslup ile yazmış. Olaylar sert bir tokat misali okuyucuya sunuluyor. Gerçek bir acı anlatılmış ve bu acıyı karşıya hissettirebilmek için süslü sözlere gerek duyulmamış çünkü acının dili olmaz... Din ile beslenmiş ve dini erkeksi bir sistem haline getirmiş olan toplumun içinde doğan Firdevs, kitabın başından sonuna kadar değişimler yaşamış, acılar çekmiş, afallamış, düşmüş, kalkmış, kararlar vermiş ve başkaları tarafından sürekli kullanılmış bir kadın. Peki bütün bunlar ne zaman başladı? Babasıyla mı? Amcasıyla mı? Şeyh Mahmut? Beyumi? İbrahim? Marzuk? Ona sahip olan diğer erkekler? Yoksa yaşadıkları, kadın olduğu için toplumun önüne koydukları mıydı? Peki ya ismi? İsmi ile yaşadığı hayat arasında bir bağ var mıydı.? 'Firdevs' mana olarak 'Cennet, Bahçe' anlamına gelmekte. Oysa hayatının cehennem ve bataklıktan bir farklı yoktu.! İroniktir ki Firdevs'in sürekli dikkatini çeken şey insanların gözleri ve elleri. Çünkü bir insan bu iki uzuv ile dövebilir sevebilir, yara açabilir yara sarabilir, bir insanı yaşatabilir ya da öldürebilir. Ve onun karşısına çıkan bütün eller ve gözler lokmalarını saymaktan, onu incitmekten, kırmaktan, ona acı vermekten ve onu taciz etmekten başka bir şeye yaramadı. Nitekim bu iki uzuv ona tecavüze uğramanın ve fahişelik yapmanın kapılarını açtı... Yaşadığı kısa hayatı süresince defalarca kaçmış ve defalarca başa dönmüştür. Mecbur bırakıldığı yanlış evlilik ve fahişelik ona darbe üstüne darbe indirirken, belki de yaşadığı ve onu ruhen mahveden iki güçlü yaşantı vardı. Birincisi bir müşterisinin (aynı zaman da arkadaşı) 'Sen saygın bir insan değilsin.' demesi ve ikincisi aşık
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·336 syf.··
2019 42. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2019 09:21
"... iyi yürekli körlerin merhametli ve resim gibi dünyası bitti, şimdi katı, acımasız ve amansız bir körler krallığı var," (s.139) Usta yazar Saramago'nun kaleminden dökülen satırlar distopik bir düzeni gözler önüne sermesinin yanı sıra, kesinlikle gerçekdışı değildir. İnsan evladı varolduğudan beri hep bir düzen peşinden koşmuştur. Ataerkilliğin sivrilerek yükseldiği ve herşeyi elinin altına aldığı bir düzen hakim olmuştur daima. Kitabın konusu bir okuyucu olarak bende tarifsiz bir etki bırakmış olsa da sanırım en çok etkilendiğim kısım belli bir yerin, zamanın, mekanın olmaması. İsimsiz karakterler, isimsiz bir ülke, belirsiz bir hükümet vesaire... Sanırım Saramago'nun bu yolu izlemesini sebebi insancıl yanının keskinliğinden kaynaklanıyor. Belli bir ırkı, dini, topluluğu hedef olarak almamış, bunu bir karaktere basit bir isim vererek bile yapmamıştır. Şunu da eklemeliyim ki, okuyucu kitabı okumaya başladığında, bildiği klasik konuşma diyaloglarını, yazım üslubunu unutmalıdır. Çünkü Saramago ardarda yazdığı diyaloglarla, bi süre sonra kimin konuştuğunu, kimin ne cevap verdiğini ustalıkla gizlemiş, bazen iyinin kötü mü, kötünün iyi mi olduğunun netliğini gölgelemiştir. Tıpkı insanın ikilemli doğası gibi.. Saramago, kitapta toplumun gerçeklerinin altını çizmekten, acı gerçekleri gözler önüne sermekten geri durmamış. Nitekim, bu durum ona Nobel edebiyat ödülü getirmesinin yanı sıra, birçok güçlüğü de yoluna çıkarmıştır. Şu bir gerçektir ki 'İnsan' düşünebilen karışık bir varlıktır. Beş temel duyu organına sahiptir ve kanaatimce bu beş duyu organın beslendiği kaynak 'Nefis' tir.. Kitapta görmek duygusunun üzerinde durulmuş ve bunun eksikliğinin getirdiği çıkmazlar kitaptaki karakterleri bambaşka kişiler haline getirmiştir. Karakterlerde ki nefis iyice sivrileşmiş,
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma
10/10
·191 syf.··
Beğendi
·
2019 30. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2019 13:24
Orijinal adı 'The Reluctant Fundamentalist' olan ve Türkçe'ye gayet çarpıcı bulduğum "Gönülsüz Köktendinci" olarak çevrilmiş kitap, Pakistanlı Mohsin Hamid tarafından kaleme alınmıştır. Mohsin Hamid, bu kitabı ile, Amerikan emperyalizmine, sömürgeciliğine farklı bir bakış açısı getirmiş, ve bunu kitapta ki karakteri Changez (Cengiz) üzerinden göstermiştir. Amerika nın saygın üniversitelerinden olan Princeton University de okuyan Cengiz, yine Amerika nın çok saygın şirketlerinden olan Underwood Samson da işe girer. Bi yandan hayatının aşkı diye nitelendirdiği Erica, bi yandan işinde yükselme hırsı ve 11 Eylül olaylarının patlak vermesiyle, geçirdiği karmaşık süreçler sonucunda, ülkesine dönmeye karar veren Cengiz, yaşadıklarının sonucunda edindiği ideolojileri ve tecrübeleri ile okuyucuyu sarsmayı başarıyor. (Kitabı okurken, biten her sayfa için üzülmem, ve ne olur bitmesin bu kitap diye için için efkarlanmam çok normal sanırım.) Karşısına aldığı ve adını dahi bilmediği bir Amerikalıya karşı giriştiği söylem, dilindeki yakınlık, yerellik ve dili güçlü kullanma becerisi ile, düşüncelerini adeta akışa bırakan ve bunu yaparken, tam bir sohbet havası yaratan, Cengiz, Amerika ya nasıl hayran olduğunu, üniversitenin ve şirketin nasıl etkisi altına girdiğini, Erica yı adeta bi tanrıça olarak gördüğünü anlattıktan sonra, nasıl çarpıcı bir şekilde kendi değerlerine, kişiliğine, ülkesine döndüğünü ekleyerek ve kitabı okuyucunun kafasında birçok soru işareti bırakarak bitiriyor. En büyük çabası, bir Amerikalının gözünde korkunç, tehlikeli, fakir, medeniyetsiz görünen Pakistan algısını değiştirmek. Ve bunu yaparken zaman zaman öfkesini dizginleyememekte. En çok etkilendiğim satırlardan birkaçında şöyle diyor Cengiz: "Biz, her zaman borç yükü altında, yabancıların yardım ve
The Reluctant FundamentalistMohsin Hamid · Harvest Books · 2008340 okunma
Puan vermedi·82 syf.··
2019 29. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2019 16:27
1. ve 2. Dünya Savaşları'nım etkisi hemen hemen hayatın her noktasına temas etmiştir. Şüphesiz edebiyat bu noktaların en başında gelmiştir. Özellikle 2. Dünya Savaşı' ndan sonra insanlar, fiziksel eksiklerinin yanısıra ekonomik ve bilhassa RUHSAL bir çöküntü yaşamışlardır. Bunun sonucunda, Absürt Tiyatro 1950ler de ortaya çıkmış ve dönemin ruhuna paralel bir yazın baş göstermiştir. Harold Pinter bu dönemin göze çarpan önemli yazarlarındandır. The Homecoming adlı eserinde sınırlı sayıda karakter ve olaysız, saçma, mükemmellikten uzak, giriş gelişme ve sonuçtan oluşmayan, izleyicinin ve okuyucunun beklentilerini sürekli boşa çıkaran bir yol izlemiştir. Okuyucu veya izleyici kendini asla karakterlerle ve sahne ile özleştiremiyor. Mantıklı bir olay örgüsü yok. İnsanlığın çöküşünü etkileyici bir şekilde gözler önüne seriyor. Teddy İngiltere de doğup büyümüş, Amerika da felsefe üzerine lisans çalışmaları yapan bir akademisyendir. Karısını tanıştırmak üzere gittiği Londra da, babası (Max) ve iki erkek kardeşinin (Lenny ve Joey) karısını elinden almasıyla kitap bitiyor. Harold Pinter izleyiciyi tatmin edecek bir son yazmıyor, ahlaki bir ders verme amacı gütmüyor. Sebep ve sonuçlar birbirinden uzak, sosyal, bireysel ve ruhsal çöküşler göz önüne seriliyor. Gerisini yorumlamak, görmek, düşünmek okuyucuya ve seyirciye bırakılıyor.
Edebiyat
The HomecomingHarold Pinter · Grove Press · 196616 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2019 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2019 01:35
'... ama çıkmadan önce, arka kapının yanında, bir rafın üzerinde duran, ağzı parayla dolu, siyah oğlanı görebildi. Başı bir insanın yapamayacağı kadar geriye atılmış, elleri cebine sokulmuştu. Yüzü ardına kadar açık, kırmızı bir ağızla, yuvalarından fırlayacakmış gibi açılmış bir çift gözden ibaretti. Saçları, belli aralıklarla çakılmış, iri başlı bir çivi öbeğiydi. Diz çökmüştür. Bir tas gibi açılmış ağzı, küçük alışverişler ya da bahşişler için gereken bozukluklarla doluydu,... Üzerine çöktüğü kaidede, şu sözcükler yazılıydı: 'HİZMETİNİZDEYİM'' (sayfa:326) Toni Morrison. Tarihin siyah ırk ile dolup taşan tozlu, sayısız raflarına ve bu raflara her geçen gün yenisi eklenen insanlık dışı olaylarına farklı bir dokunuş. Üslubundaki akıcılık, tekniğindeki ustalık ve okurun yüreğine ve mantığına dolan bir sorgulama. Siyah ırkın yüzyıllarca elinden alınan her hakkı, ki kanaatimce yaşama hakkı bunların en değerlisi, onları alınması zor kararlara itmiştir. Bir taraftan ellerinde;Tanrı'ya, İsa'ya ve yaratılan her canlıya duyulması gereken saygı ve merhametten bahseden İncil, diğer tarafta tenlerinde ki farklı renkten dolayı hayvandan da (kesinlikle aşağı bir konum olduğunu düşünmüyorum, her canlı doğasının gerektirdiği şekilde yaşar.) aşağı bir konuma indirgenen insanlar. Sethe... Kimdi? Bir anne, bir eş, bir kadın, bir birey, bir deli, bir katil, bir KÖLE(!), bir ZENCİ(!), bir HAYVAN(!) Ne demişti öğretmen: ... 'hangisini yazıyorsun? Oğlanlardan biri yanıtladı: Sethe.' -Yo, hayır. Böyle olmaz. Size söylemiştim; insansı niteliklerini sol tarafa, hayvanı niteliklerini sağa yazacaksınız. ' (sayfa, 251) İşte böyle karar verdi Sethe. Kaçmaya, kurtulmaya ve çocuklarını kurtarmaya. Kurtaramayacağını anlayınca da katil olmaya.. . Hakkında kitaplar dolusu düşünceler yazılacak,
SevilenToni Morrison · Sel Yayınevi · 20231,937 okunma