Okuması kolay gerçekçi, net bir kitap olmasına rağmen ruhumu o kadar yordu ki; sarsıldım resmen. Fakirliğin, cehaletin içinde gizlenen acıları, ahlak ve din konusunda mangalda kül bırakmayan fakir ve cahil insanların iç güdülerine nasıl yenildiklerini okudum. Kitap Ç. Köyünden Çukurova’ya hemşerilerinin yanına çalışmaya giden üç gencin tren yolculuğu ile başlayan; zor, içler acısı, çoğu kez acınası, perişan hikayelerini anlatıyor. Bu gençlerden İflahsızın Yusuf amacından sapmayan, gurbete gidiş amacını unutmayan ve sonunda bir adım ilerleyerek usta olarak köyüne dönem bir karakteri yansıtıyor. Köye döndüğünde artık duvar ustasıdır. Çektiği çilelere değmiş gaz ocağını almış, yeni takım elbisesini giymiş ve paza kazanmış biridir.
Diğer genç Köse Hasan ilk çalıştıkları fabrikada hasta düşmüş ve bir daha iyileşememiş, gurbette ölmüştür. Hasan hasta iken arkadaşları fabrikadan ayrılıp bir inşaata çalışmaya giderken Hasan’ı köhne, ahırdan bozma bekar evinde kaderine terk ederler. Çok sonra öğrenirler Hasan ölmüştür. Ölüsünün burnunu kulaklarını fareler kemirmiştir.
Gençlerin sonuncusu Pehlivan Ali. Safça ama gurbette ilk öğrendiği şeylerle ne olduğunu unutan, köydeki anasını ve sözlüsünü aklına bile getirmeyen, heves ve isteklerine yenilen bir karakterdir. Fabrikadan sonra Yusuf’la inşaata başlar ama orada iş arkadaşının karısı Fatma’ya aşık olur ve onunla kaçar. Tarlada çalışmaya başlar bu defa Fatmayı Abdal kızı diye tarlada çalışan bir kadınla aldatır. Fatma’da boş durmaz neredeyse çiftlikteki her erkekle Ali’yi aldatır. Irgatbaşı Fatma ve Ali’yi uzaklaştırmak için Ali’yi patoza verir. İlk haftadan sonra Ali bir geneleve gider ve bu kezde burada birlikte olduğu kadına aşık olur. Gelecek hafta kadına gideceği günü sayarken patoza bacağını kaptırır ve kan kaybından ölür. Bu