Başarılı insanlarla, başarısız insanlar arasındaki fark, pürüzsüz bir hayat yaşayıp yaşamamak değil, pürüzlü bir anda neler yapılması gerektiğini bilebilmektir.
Hayat öyle ters bir denge kurmuş ki, onların en çok ilgi istedikleri dönem, aynı zamanda bizim onlarla en az ilgilenebileceğimiz bir dönemdir. Bizim vaktimiz bollaştığında ise, onların bize ayıracak vakti kalmıyor.
“Tek bir kelime; Allah belanızı versin!”
Güldü. “Altı kelime etti.”
Söylediği şeylerle iyice çıldırarak kaşlarımı çatıp ona sırrımı döndüm. “Adamın takıldığı şeye bak! Ha bir kelime, ha altı kelime, ne önemi var? Harfleri de say, tam olsun!”
diye homurdanarak bir adım atmıştım ki
“ilk cümlende 31, son cümlende ise 76 harf var,” dedi.
Bir kişi ciddiye alındıysa ve önemli bir isimlendirmeye ulaştıysa en saçmaladığı noktalarda bile hikmet aranır. Adı karalandı ise her sözünde bir sıkıntı aranır. Mesela Gazali'nin adı böyle bir yaygın propagandaya maruz kalmıştır. İnsanlar isimlendirmelerden büyülenmeyi bırakamadıkları sürece ne okurlarsa okusunlar koyunlar gibi isimlerin peşinden koşarlar. Unvanı belirleyen böylelerinin fikirlerini de belirlemiş olur. Eleştirel okuma melekesini asla geliştiremezler. Çok okusalar dahi öğrenemezler. Başkalarına fikrî köle olmaktan kurtulamazlar.