Böyle bir dünyaydı işte, anlatılır mı bilmem?
İnsan her dönüşünde bulur mu eski ayak izlerini?
Yağan yağmurlar mı, yoksa kendi midir onları silen?
Dönmek istiyorum ben; dupduru bir su, el değmemiş bir
toprağım şimdi.
Yakılan kitapların dumanları tüterdi bacalardan
Ben yanan her sözcüğe tek tek gözyaşı döktüm
Yeni dünyalar aradım hayatıma çıkarak atlaslardan
Böyle başladı kendi içimdeki o uzun yürüyüşüm.
Sokaklar bir yara gibi yüründükçe kanardı
Donup kalırdı sesim, o buzdan yüreklere vurdukça
Her ana, ağıt yakmak için dudaklarını aralık tutardı
Aklım en güzel duyguların kıyılarında durdukça