160-170, 40-50, beyaz ten, siyah/bakır saç, uzun bacak, küçük göğüs, ince bel, en az 1 psikolojik tanı, takıntılı, dürtüsel, alkolik, ağzı bozuk, sanatla uğraşan, arada döven ama şefkatli ve ısırmayı seven
Yaz bitince hemen ayrılacağız.
Gelecek acı, korku ve dehşet verici. Elbette gelecekte ne olacağını bilemem ama hissediyorum, tahmin ediyorum ve açıkçası görüyorum. İnsanlık tarihin her anında olduğu gibi yine ve yine masumlara zarar veriyor ve vermeye devam edecek daha önce yazdığım gibi insan hırslı, açgözlü, kaosdan zevk alan bir varlık ve bu durum geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de masumlara zarar verecek. 1. Dünya Savaşı, 2. Dünya Savaşı, krizler, darbeler ve daha nicesi zalim ve zenginler kazanırken masum ve yoksullar acı ve sefalet içinde içinde kalıyor, kalacak ve gelecekte de devam edecek. Adalet yalnızca zalimleri koruyacak gerçekler saklanacak, mazlum ve masumlar ezilecek. İnsanlık bu evrenin başına gelmiş en tiksindirici varlık.
" Dünya Nüfusunun:
%1'i Dünyayı yönetir.
%4'ü %1'in koruyucusu ve kuklasıdır.
%90'ı uykudadır.
%5 ne olduğunu bilir ve %90'ı uyandırmak ister..
ve o %1, %5'in %90'ı uyandırmasını istemez.
Bunun için de %4'ü kullanır"
Dolores Cannon
900 Katlı İnsan'ı yıllar önce okumuştum. Beğenmiştim. Mustafa Merter Hoca'ya eserinin ismini ilham edense Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleridir:
"Aziz dost! Sen tek bir kişi değilsin. Bir âlemsin! Derin ve çok büyük bir denizsin. Ey insan-ı kâmil! O muazzam varlığın belki dokuz yüz kattır; dibi, kıyısı olmayan bir denizdir. Yüzlerce âlem o denize gark olup gitmiştir! Bu konuyu anlatmak uyanıklığın da uykunun da elinde değildir. Zaten bu dünya ne uyanıklık ne de uyku yeridir!"
Mevzu "insanın katları" olunca aklım ister istemez Tâhâ Sûresi'ne gidiyor. 7. âyette geçen bir ifadeyi hatırlıyorum. Kısa bir meali şöyledir: "O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir!" İşte Mevlana Celaleddin Hazretlerinin mezkûr sözünden bu âyete de bakıyorum. Ferman-ı ilahînin fıtratımızdaki bir yana işaret ettiğini tefekkür ediyorum. Nedir? İnsan tek kattan ibaret değildir. Cümle latifelerinin ifade-i meram ettikleri bir meclistir. Bu meclisin dışarıya aksettirdiği karar bir de çıksa içeride nice nice "al-ver"ler olmaktadır. Ve Alîm-i Mutlak olan Rabbimiz de bize, bu âyet-i celile ile, "içeride olanlardan haberdar olduğunu" beyân buyurmaktadır. Zira, o sadece Rab değildir, Rabbü'l-Alemîn'dir. Hiçbir âlem onun bilişinden saklanamaz. İster büyüklüğüne, ister küçüklüğüne, ister tasannusuna sığınsın.
__Yalnız şuur-şuuraltı düzleminde ele almayalım bunu lütfen. Fazlası da var. Ki kitabında Mustafa Hoca sarhoşluğunda bambaşka bir karaktere dönüşen insanların dahi bu sırrın parçası olduğunu söylüyor. Yâni sarhoşluk onları dönüştürmüyor. İçlerindeki başka bir katı ortaya çıkarıyor. Tıpkı Split filminde olduğu gibi. Doğru çağrıyla içeride varolanlardan birisi yüzeye çıkıyordu. İrâde bu çağrının aracı oluyordu. Mâlûm: Karşılaştığımız insanlar dahi bizdeki farklı katları uyandırabilirler bazen. Yüzlerine