Sistem, insanı önce ruhundan soyup sonra onu kendi çarklarını döndüren mekanik bir vidaya dönüştürür.
Her sabah aynı kaygıyla uyanıp fabrikalara ve ofislere koşan kitleler, köleliği medeniyet zanneder.
Zalimler, masumların emeğini ve zamanını çalarken, arkalarında posası çıkarılmış robotlar bırakır.
Zeka ve farkındalık bu sömürü düzeninde törpülenir; çünkü sorgulamayan, sadece itaat eden makineler istenir.
İşte insanın trajedisi; kendi elleriyle inşa ettiği bu devasa hapishanede, her gün biraz daha çürüyerek pedal çevirmektir.
"Akıllı bir insan, kendisiyle konuşmaktan asla sıkılmaz. Ben de bu dünyanın o süslü ve yalan dolu kalabalığındansa, kendi yeraltımda, kendi dürüst yalnızlığımda çürümeyi seçtim."
"Eğer hayatın doğrudan doğruya amacı acı çekmek olmasaydı, bizim varoluşumuz dünyadaki en amaçsız, en anlamsız şey olurdu. Çünkü insanın her köşesinden fışkıran o sonsuz acının sırf bir rastlantı olduğunu düşünmek absürddür."
"Bir çocuğun doğacağını öğrendiğimde, her seferinde onun adına büyük bir dehşete kapılıyorum; ona hazırlanmış olan acıları, katlanmak zorunda kalacağı o uzun ve kirli zinciri görüyorum."