Türkiye'de yayımlanan gazetelere göre:
1955 yılının 6/7 Eylülünde 11 Ruö vatandaş öldürulda.
Yunanistan kaynaklarına göre:
Hayatını kaybedenlerin sayısı 16.
Resmi makamlar yaralı sayısının 30 olduğunu söylüyor.
Başka ülkelerin Türkiye'deki resmi temsilciliklerine göre:
Bu rakam 300'ü aşıyor.
Tecavüze uğrayan çok sayıda kadın hastanelere başvurdu.
Utanıp da başvurmayanlarla birlikte bu sayının
400 olduğu düşünülüyor.
Olaylarda 4214 ev tahrip edildi.
1004 işyeri yağmalandı.
73 kilise, 1 sinagog, 2 manastır, 26 okul kısmen ya da tamamen tahrip edildi, yakıldı.
1883 yılında Erzurum'un Salasar Köyü'nde doğdu. Babası zamanın âlimlerinden Hacı Ahmet Efendi, annesi Muhibe'dir. İlk tahsiline, Ahmediye Med-resesi müderrisi olan amcası Abdürrezzak İlmî ve Erzurum Müftüsü Müderris Hüseyin Raki Efendiden okuyarak başladı. 1908 yılında İstanbul'a gelerek, Fatih Dersiamlarından Tokatlı Şakir Efendi'nin derslerine devam etti ve icazet aldı (1909). Daha sonra imtihanla Medreset'ül Kudat'a girdi ve 1913 yılında aliyyül-ala derecesiyle mezun oldu. Daha sonra açılan ruus imtihanını da kazanarak Fatih dersiamı olarak göreve başladı. İlk memuriyete Fetvahane-i Aliye'de başlamıştır.
Fatih Camii'nde, Sahn-ı Seman Medresesi'nde âli kısmı Kelam Müderrisliği yapmış Medresetül-Vaizin ve Daru'ş-Şafaka'da dersler vermiştir. Ayrıca İstanbul İmam-Hatip Okulu ve Yüksek İslâm Enstitüsü'nde usûl-i fıkıh ve ilmi kelâm dersleri okutmuştur. Daha sonra Telif Heyeti Azalığına getirilmiş, bir müddet Temyiz Mahkemesi Şeriyye Dairesi Mümeyyizliğinde de bulunmuş ve 1922 yılında Meclis-i Tedkikat-ı Şeriyye Dairesi Azalığına getirilmiştir.
1926 yılında İstanbul Müftü Muavinliğine ve 1943 yılında ise seçimle İstanbul Müftülüğüne tayin olmuştur.15.06.1960'da vekâleten, 30.06.1960'da ise asaleten Diyanet İşleri Reisliği yapmıştır. 06.04.1961'de emekli olmuştur.
Ömer Nasuhi Bilmen Efendi, gerek ilmi ve ahlâkî otoritesi gerekse samimi dindarlığı ve tevazuu ile dinî konularda Türkiye'de müslüman halkın başlıca güven kaynağı olmuştur. İnançta, ibadet ve ahlâkta Ehl-i sünnet mezhebini şahsında tam bir liyakatla temsil ettiği için herkesin saygı ve sevgisini kazanmıştı. Şüphesiz bunda yaşadığı sürece aktif politikanın dışında kalmasının da önemli rolü vardır.
Zira Ömer Nasuhi Bilmen de selefleri gibi dini meseleler söz konusu olunca asla taviz vermeyen bir yapıya sahipti.
1-2-3- Asra yemin ederim ki insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.
(103-Asr) (30. Cüz-4. Hizb)
Mealli Kur'an - 601
Ashâb-ı kirâm ayrılalım derlerken
Mutlaka sûre-i ve'l-asr'ı okurmuş bu neden?
Çünkü meknûn o büyük sûrede esrâr-ı felâh
Başta iman-ı hakîkî geliyor sonra salâh
Sonra hak sonra sebât.·Kitabı okuyor
Bilgi nedir?
Platon'dan bu yana birçok filozof bu soruyu "doğru ve geçerli
düşüncedir" diye cevaplamışlardır. "Üçlü açıklama" denen kurala göre bilginin üç şartı
vardır:
(1) Bir şeyi bilebilmek için ona inanmalısın,
(2) bu şey doğru olmalı ve
(3) doğru olduğuna dair inancının geçerli bir nedeni olmalı.