Bir karış toprak için...
2.11.1963'te Cuma Yiğit Siverek'te Musikan köyünün ağasının kardeşi Yusuf'u öldürdü. 5.11.1963'te Polat ve Marangoz aileleri ağa tarafından köyden atıldı. 9.11.1963'te ağanın oğlu Marangoz'lardan Mehmet'i çarşı ortasında vurdu. 30.10.1964'te çıkan kavgada İki taraftan birer kişi yaralandı. 5.11.1964 iki taraf arasında çıkan silahlı çatışmada Süleyman Polat öldürüldü. 13.5.1964 Şehmuz Marangoz adlı 14 yaşındaki bir çocuk ağa taraftarı Hasan Polat'ı çarşıda tabancayla vurup öldürdü. 29.11.1964 iki taraf arasında çıkan silahlı çatışmada Onbaşı Tahir Yılmaz Öncal şehit Oldu. Er Nazif Atıcı ve Osman Polat yaralandı.
Sayfa 145 - Cumhuriyet Gazetesi (1964)·Kitabı okuyor
Röportaj
Bir okurum yorgun anne sendromunu nasıl atlattığını şöyle anlattı
1. “Çocuk da yaparım kariyer de demedim, ayağıma gelen kariyer tekliflerini reddedip, işimi çocuğuma daha çok vakit ayıracak seviyede tuttum.” 2. “Ev işlerini, yemeği takıntı haline getirmedim. Tabii ki çocuk düzenli ve temiz bir ortamda sağlıklı olur ama ben sürekli temizlik ve yemek yapan ve bu nedenle çocuğuna vakit ayıramayan gergin anne olmak istemedim. Ev işleri için yardım aldım; eşimle bazı sorumlulukları paylaştık.” 3. Mükemmel anne olma takıntımı geride bıraktım ve oğluma da mükemmel olmadığımı, ama onu çok sevdiğimi, onu istemeden üzersem duygularını ifade etmesi gerektiğini anlattım.” 4. Annemden öğrendiğim gereksiz hijyen takıntısını bıraktım; çamurla da oynadık, yerlere de yattık, bol bol doğaya çıktık. Okuldan üzeri kirli geldiğinde onu, ‘Bugün oldukça eğlenmişe benziyorsun,’ diye karşıladım.” 5. Tüm arkadaşlarım, ‘Birinci sınıf korkunç yorucu ve gergin geçiyor, her gün evde ödev kavgası ediyoruz,’ deyince (maalesef eğitim sistemimiz içler acısı) ev almaktan vazgeçip özel okula yazdırdım.” 6. Evde onun annesiyim, öğretmeni değil. Ders konusunda onunla tartışmadım; ödevlerin onun sorumluluğu olduğunu anlattım.” 7. Onu, benim istediğim değil, kendi istediği faaliyetlere yönlendirdim; bir müzik aleti ve bir spor dalı ile ilgilenmek onu daha özgüvenli yaptı.” 8. Oynadık, oynadık, oynadık; karanlık korkusunu aşmak için ona oyuncak bir gece görüş gözlüğü aldım ve tüm ışıkları kapatıp hazine avına çıktık. 9. Program takıntısını bıraktım; şu saatte şunu yemeli, şu aya kadar dışarı çıkmamalı vb. ‘Çocukla seyahate çıkılmaz,’ tabusunu bıraktım; beş günlükten itibaren dağ bayır gezdik. Onun benim devamım değil, ayrı bir kişi olduğunu kabul ettim. Bir gün, ‘Ben üşüdüm, sen de yelek giy,’ deyince, ‘Anne, ben sen değilim,’ dedi. O gün kafama dank etti.” 10. “En
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Diyarbakır surları; beş kilometre uzunluğu, 10-12 metre yüksekliği ile 3-5 metre genişliğe sahip, koyu gri andezitten (yanardağ kütlesi) inşa edilmiş zeminindeki bazalt tabakaya uygun kalkan balığı şeklindeki bir yapıdır.
Sayfa 58 - Gelin Tanış Olalım·Kitabı okuyor
Diyarbekir eyaletinin kurulduğu 10 Eylül 1515 tarihinden itibaren Amid Sancağı "Paşa Sancağı" olmuş, bu eyaletin idaresini üstlenen vezir rütbesindeki beylerbeyi, bu şehirde (Diyarbekir'de) oturmuştur. Diyarbekir böylece tarihi dönemler içerisinde devamlı merkez olmuştur.
Sayfa 39 - Gelin Tanış Olalım - Yavuz'un Kürt'e Ettikleri·Kitabı okuyor
10- F. GÜLEN okullarının talebeleri özenle seçilir. O ülkedeki bürokrat, siyasetçi ve diğer ileri gelenlerin çocuklarıdır. Amaç, o nesille, o ülkeyi ileride ele geçirmektir.
Sayfa 53·Kitabı okuyor
Alıntı
Halepçe saldırısında çoğu çocuk ve kadın olmak üzere yaklaşık 5.000 kişi ölürken, 7.000 ile 10.000 kişi de ağır derecede yaralandı. Saldırıdan sonra ortaya birçok hastalık çıktı. Yapılan doğumlar sağlıklı neticelenmedi. Üstelik doğa da eski güzelliğine hiçbir zaman kavuşamadı.
Sayfa 238·Kitabı okudu
Alıntı