10 tane çay içip harareti alır diyenleri anlamıyorum yemin ederim 😂
1000Kitap
"KENDİNDEN ZUHÛR DİYALEKTİĞİ" NEDİR?
Etrafında ister istemez “terör”, “radikal İslâmcı örgüt”, “90’lar”, “bombalı eylemler” gibi çağrışımlar oluşmuş olan “kendinden zuhûr diyalektiği”, kamuoyu algısında terörle ilişkilendirilse de kavramı bilen dar çevre için daha derin ve kapsamlı bir hikmettir. Kendinden zuhur diyalektiği, Salih Mirzabeyoğlu’nun eserlerinde, Salih Aleyhisselâm’da tecelli eden “fütuhî hikmet”le birlikte verilir. Muhyiddin-i Arabi’nin Füsus-ul Hikem’inden aldığı misâlle, efendi kölesine “kalk” der; emir efendiden, kalkma fiili köledendir. Allah bir şeyin olmasını diler, ona “Ol” der ve o şey olur; böylece oluşun üçlü yapısı belirir: irâde Allah’tan, emir Allah’tan, oluş keyfiyeti mahlûkun kendindendir. Burada “kendinden” kelimesi yanıltıcı olabilir. Bu “kendi kendine, Allah’tan bağımsız” demek değildir. Tam tersine, “Allah’tan, fakat kulun istidadı ve fiili üzerinden” demektir. Yâni oluş, “O değil; O’ndan” çizgisinin fiil alanındaki karşılığıdır. Yaratılmış varlık, Allah değildir; Allah’tandır. Fiil de kulun mutlak bağımsız yaratışı değildir; ama kulun kendinde olan istidat ve yönelişle zuhûr eden hakikatidir. Bu yüzden oluş, hem kaderdir hem mesuliyettir; hem verili bir sırdır hem insanın kendi fiiliyle içine girdiği bir imtihandır. Mirzabeyoğlu bu hakikati kaderci bir edilgenliğe değil, kulun fiili ve istidadı bahsine bağlar. Bu, ne modern bağımsız özne fikridir ne de insanı tamamen silen cebrî kaderciliktir; kul, Allah’ın irâde ve emri altında kendi istidadının gereğini fiile çıkarır. Mirzabeyoğlu’nun, Muhyiddin-i Arabi Hazretleri’nden iktibasla, “kendinden oluş hikmetini anlayan, nefsinde zuhur eden hayır ve şerrin yine kendinden geldiğini bilir” demesi de buraya bağlıdır. Bu noktada “ilim malûma tâbidir” düstûru, oluş bahsinin metafizik temelini verir. __“Mâlûm” kelimesi,
İBDA Diyalektiği
Reklam
Bir hocadan daha fazlasıydınız ve yokluğunuz hep derinden hissedilecek. Z/10.06🍁
bu bir araştırmadır herhangi bir toplumu kötüleme değildir
Gülbank veya gülbang; yapılacak bir işin hayırla sonuçlanması, sağlık, esenlik, başarı veya şükür amacıyla toplu halde okunan, belirli bir ritmi ve kalıplaşmış ifadeleri olan dualara verilen isimdir. Kelime anlamı olarak "bülbül sesi, güzel ses, zafer narası" gibi manalara gelir.Gülbank duası hakkında öne çıkan bazı özellikler şunlardır:Okunuş Şekli: Genellikle yüksek sesle, ahenkli, secili (iç kafiyeli) ve melodik bir yapıda okunur. Duanın sonunda genellikle "Allah, eyvallah", "Hû" veya salavat getirilir.Kullanım Alanları: Geleneksel Türk ve Osmanlı cemiyet hayatında, özellikle tekkelerde, tarikat ayinlerinde, esnaf toplantılarında (ahi teşkilatı) ve yemek dualarında sıkça kullanılmıştır.Günümüzdeki Yeri: Günümüzde en yaygın örneklerini Alevi-Bektaşi cem ibadetlerinde (cemselâm, lokma duaları vb.) ve bazı büyük camilerde (özellikle Cuma namazı öncesi müezzinler tarafından okunan dualarda) görmek mümkündür.Detaylı metin yapıları ve ritüeller hakkında bilgi almak için TDV İslâm Ansiklopedisi kaynağını inceleyebilirsiniz. Gülbank duası, tek bir kalıplaşmış metinden ibaret değildir; okunduğu yere, amaca ve geleneğe (Alevi-Bektaşi, Mevlevi, Yeniçeri/Mehter, Cami müezzinliği) göre farklı sözleri ve çeşitleri bulunur. Gülbankların ortak özelliği, genellikle ritmik, kafiyeli (secili) bir dille yazılması ve katılımcıların aralarda yüksek sesle "Allah Allah" demesidir. [1, 2, 3, 4] Kullanım alanlarına göre en bilinen gülbank sözleri ve örnekleri şunlardır: ## 1. Alevi-Bektaşi Geleneğinden Genel Gülbank Örneği En yaygın olarak cem ibadetlerinin başında, sonunda veya yemeklerden (lokmalardan) sonra okunan standart bir gülbank şu şekildedir: "Bismişah, Allah Allah! Akşamlar hayrola, hayırlar fethola, şerler defola. Müminler ber-murat ola, münkirler matola, münafıklar berbat
1000Kitap
1000 Kitap Bu Hitap Size
Bazı arkadaşlara katkı vermek amacı ile kaleme alınmıştır. Kendimize ait ,şiir,düz yazı vb.kişisel.veriler korunuyor mu, Herhangi bir denetim var mı Alıntılar ne kadar gerçek Örneğin; aynı alıntı 10 kişi tarafından sahiplenirse ne oluyor, Burada mutluyum,güzel insanlar görüyorum ve bu keyifli. Daha da geliştirelim..
Esselamünaleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatuhu canlar: Ey sadaka veren ve sadakayı yerine ulaştırma gayretinde bulunan kardeşim. Sadakayı daha içten ve daha hâlisane vermen için sana sadakanın birkaç faydasını anlatmayı niyaz ederim. 1- Sekiz kapısı olan cennetin bir kapısının adı da "bâbussadaka"dır yani sadaka kapısıdır. 2- En faziletli amellerin başında sadaka gelir, sadakanın en üstünü ise açları doyurmaktır. 3- Verilen sadaka sahibine şefaatçi olacak ve kişi kıyamet günü sadakasının gölgesinde gölgelenecektir. 4- Sadaka Allah'ın gazabından ve kabir azabından korur. 5- Ölmüş bir kimseye gönderilecek en büyük hediye sadakadır. 6- Kişinin verdiği sadaka kıyamete kadar büyür ve sahibini karşılar. 7- Sadaka nefsi emmarenin şerrinden kurtulmak ve nefsi tezkiye etmek için büyük bir vesiledir. 8- Veren kişinin sevabını kat kat arttırır ve kişinin yüzünü kıyamet günü nurlandırır. 9- Sadaka veren kişiler tüm varlığın korktuğu kıyamet gününde emniyette olacak ve herkesin "Keşke dünyada çalışıp çabalasaydık" dediği günde kalpleri mutmain olacak kişilerdir 10- Sadaka veren kişiler "Hüsnü hatime" yani mutlu son dediğimiz iman ve kelimeyişehadet üzere ölmeye ve meleklerin duasına mazhar olacak kişilerdir. 11- Sadaka veren kişiler Allah katında seçilmiş kişiler oldukları gibi, Allah tarafından hayrı cezil ve ecri kebir vaadine mazhar olacaklardır. 12- Sadaka veren kimselerin yaptığı dualar müstecap olur ve onlar muttaki yani takva ehli olanların zümresine ilhak edilirler. 13- Sadaka başa gelecek belayı def eder, dünyalık yetmiş bela kapısını kapatır.
Alıntı
Reklam
Reklam