Ve mükemmel bir Orhan Pamuk eseri ile daha buradayım. Orhan Pamuk okumak genel olarak zordur her zaman söylerim fakat ben her eserini severek ve büyük bir ilgiyle okuyorum.
Biraz uzatarak, tadına vararak, derince düşüncelere dalarak ve bazı notlar alarak okumak istedim.
1960'ların sonlarından 2012 yılına uzanan İstanbul'un değişiminin, gelişiminin panoraması ve Mevlüt ile Rayiha’nın aşk hikayesi…
Mevlut, İstanbul sokaklarında yoğurtçuluk, pilavcılık, otopark bekçiliği gibi pek çok iş yapar. Bir yandan sokakların çeşit çeşit insanla dolmasını, şehrin büyük bölümünün yıkılıp yeniden inşa edilmesini, Anadolu’dan gelip zengin olanları izler; diğer yandan ülkenin içinden geçtiği dönüşümlere, siyasi çatışmalara, darbelere tanık olur. Onu başkalarından farklı kılan şeyin, kafasındaki tuhaflığın kaynağını hep merak eder. Ama kış akşamları boza satmaktan ve sevgilisinin aslında kim olduğunu düşünmekten hiç vazgeçmez.
Aşkta insanın niyeti mi daha önemlidir, kısmeti mi? Mutluluk veya mutsuzluğumuz bizim seçimlerimize mi bağlıdır, yoksa bizim dışımızda mı gelişip başımıza gelirler?
Kafamda Bir Tuhaflık bu sorulara cevap ararken aile hayatıyla şehir hayatının çatışmasını, kadınların ev içlerindeki öfke ve çaresizliklerini resmediyor.
Ve, "Ben bu alemde en çokkk Rayiha'ı sevdim" diyen Mevlüt'ün cümlesiyle bitirmek istiyorum....