Ah keşişler, Acı Çekme Yüce Gerçeği nedir? Doğum acı çekmektir,
hastalık acı çekmektir, yaşlılık acı çekmektir, ölüm acı çekmektir.
Acı, üzüntü, yas, keder ve umutsuzluk acı çekmektir. Hoş olmayan
şeyle ilişkilendirmek acı çekmektir, hoş olan şeyle ilişkilendirmemek
acı çekmektir. insanın istediği şeye sahip olmaması acı çekmektir.
Bazıları Cahiers du Chemin'de (26. sayı, Ocak 1976) yayımlanan bu Hatırlıyorum'lar 1973 yılının ocak ayıyla 1977 yılının temmuz ayı arasında bir araya getirildi.Oldukça basit bir niyetle: Herkes için olmasa da çoğu insana sıradan, bilindik, alelade gelen hatıraları, unutulmaya yüz tutmuş bir belleği yeniden gün yüzüne çıkarmak için.
Bu hatıraların çoğu on ila yirmi beş yaşım, yani 1946 ile 1961 arasındaki yıllara ait. Savaş öncesi döneme uzanan tüm bu hatıralar, şimdi düşününce, vaktiyle dinlediğim bir masaldan parçalar sanki. "Nesnel anlamda" hatalı hatıraların varlığını da buna bağlıyorum. Örneğin 101 numaralı hatırlıyorum'da bahsettiğim "tenisin dört silahşöründen yalnızca ikisi doğru (Borotra ve Cochet). Diğer iki doğru isim Brugnon ve Lacoste olmalıydı ama bu payeyi, onların yerine, çok sonraları şampiyon olan Petra ve Destremeau'ya vermişim.
Dünyanın ve insanlığın sonu çeşitli şekillerde gelebilirdi ama en yaygını suyla yok oluştu.Çünkü su arındırıcıydı;dünyanın sonunu getiren,adeta dünyayı yaşlandıran kötülükleri,yozlukları ve olumsuzlukları arındırabilirdi.Aynı zamanda dünyayı yeniden,kozmogoni mitlerinde sıklıkla gördüğümüz başlangıçta sadece uçsuz bucaksız suların olduğu o ilk ana benzer bir hale döndürebilirdi.
Kozmogonik mitlerde ilk önce evren yaratılıyor,sonra sıra insanın yaşayacağı yere ve en sonunda insana geliyordu.Eskatoloji mitlerindeki yıkım ise içten dışa doğru olmak üzere insandan başlıyordu.İnsan ilk önce kendini,ahlaki ve toplumsal düzenini,doğayı bozuyor,bunun üzerine dünya sona doğru yaklaşıyordu.