Şah & Sultan
Puan vermedi·390 syf.··
2026 2. kitabı
·
176 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 19:35
Çok üzülüyorum bittiğine ya, valla. Aranızda okuyanlar var mı bilmiyorum ama bence çok yoğun bir kitaptı. Yoğun bir kitaptı deyince aklınıza çok süslü laflar kullanılan, zor okunan, olayların akmadığı bir kitap gelmesin ama duygular çok ön plandaydı ve ben açıkçası bu özelliği çok beğendim, kitap bitti ve kitabı yaşamışım gibi hissediyorum. Eğer çok fazla iç çözümlemelere vs tahammül edemeyecek biriyseniz belki o zaman sıkılabilirsiniz ama bunun dışında herkese tavsiyemdir kesinlikle : alın okuyun :D EDA Şah ve Sultan İskender Pala Bütün bunlar bir yana yazar İskender Pala'dan da bahsetmeden geçmek istemiyorum. Kitabın arka planında nitelikli bir araştırma var belli. Büyük ölçüde hikayede objektif davranılmasının ve tarihsel içeriklerin en güzel şekilde kullanılmasının kitabın böylesine kaliteli olmasında büyük bir payı olduğunu düşünüyorum. İşte tam da bu yüzden teşekkürler İskender Pala .
1000Kitap
Şah ve Sultanİskender Pala · Kapı Yayınları · 202537,9bin okunma
Nasıl bir gün daha uzun yaşarız ve yaşatırız?
7/10
·105 syf.··
2026 15. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 23:10
Evet, günler, aylar, yıllar. Kitap boyunca birkaç defa okuyoruz bu üç kelimeyi. Ve bu tekrarın sırıtmadığını da söyleyebilirim. Öncelikle 103 sayfa olması nedeniyle bir günde bitiririm dediysem de ilk gün 50 sayfa okudum. Bunun kitap ile bir ilgisi olmadığını, uykuya direnemediğimi söyleyebilirim. Ertesi gün ise fırsat olmadı ama bugün kalan 50 sayfayı okumaya çalışırken biraz yorulduğumu fark ettim. Galiba kalan 50 sayfanın biraz daha sorunlarla daha yoğun bir şekilde mücadele etmesi ve her şeyin daha da kötüye gidiyor olmasıydı diyebilirim. Birkaç yorumda insanların bazı spesifik olaylardan tiksindiklerini ifade ettiklerini okusam da benim adıma öyle bir şey olmadı. Kendimce kitap adına şunu kabullendim: Ben bu öyküden aksiyon, heyecan, bir sonuç beklemedim. Aslında en başından itibaren akışı belliydi. Bu nedenle hayal kırıklığına da uğramadım. Konusuna gelecek olursak; Balou Sıradağlarındaki köylerdeki bütün insanlar kuraklık nedeniyle köylerinden göç etmek zorunda kalırlar. Ancak -devamlı yaşını vurgulayan- 72 yaşındaki ihtiyarımız, adını da bilmeyiz kendisinin, uzun yolları ve aslında bence içinden gelmeyişini de bahane ederek köyde kalmaya karar verir. __Kitap yazmasa da neden içinden gelmediğini düşünüyorum, bence kitap boyunca ihtiyarın karakterini okuduğum zaman aslında kendisinden büyük işler bekleyen, kahraman rolüne bürünmeye çalışan bir adamdı o. Eğer güçten bahsedecek olursak, sadece su içebilmek adına günde 20 kilometre yol yapan bir adamdı bu ihtiyar. Nitekim mısır yetiştirdiği zaman, köylüler şehre geri döndüğü zaman onun mısır taneleri ile yeniden hasat yapabileceklerini, kahraman olabileceğini hatta kendisinin heykelinin bile dikilebileceğini düşünüyor. Bir noktada Kör köpekle olan ilişkisini de buna yordum. Köpeğe bu kadar nazik davranmasının
Günler Aylar YıllarYan Lianke · Jaguar Kitap · 20206,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi·120 syf.··
2026 6. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 23:02
Biraz uzun fakat özetler nitelikte bir inceleme bırakıyorum. Kitap bir pasaj bölümünden, ek ve söyleşiden oluşuyor. Pasajda, giriş bölümünden itibaren aşkın temelinin cinselliğe bununda temel düşüncesinin insanın üreme ihtiyacına dayandığına kanaat getiriyor. Bu günümüz için tamamen farklı bir perspektif olduğu için beraberinde getirdiği farklı amaçlar var: kendisine eksik olanı başka (aşık olduğu kişide) bulup doğacak çocuğu daha iyi yaparak türü daha iyi hale getirme. Bir nevi mükemmeliyetçi denilebilir. Hatta o kadar ki tasnifini dahi yapmış. Tabi bunlar günümde karşılık bulmuyor. Erkeğin tabiatı gereği (üreme istenci) cinselliği sonrasında farklı kadınlara yönelme eğiliminde olduğu, kadının ise daha sadık olduğunu ifade ediyor. Ve kadının doğal erkeğin yapay sadakati olduğunu söyler. Bunun haricinde insanlığın aslının siyahi olduğunu da iddia ediyor. Aşkın erkeği ne denli kör ettiğini bütün olumsuzlukları görmezden geldiğini söyler. Ta ki cinsel birlikteliğe kadar. Sonrasında ise "istenmeyen bir arkadaş" olarak nitelendirir. Ki bu birliktelikte aslında pek zevkli falanda değildir. Kişi o ana kadar çok zevkli olduğunu düşünür. Sonucunda da hayal kırıklığı kaçınılmazdır. Ek kısmında oğlancılıga değinir. İnsanlığın her döneminde en azından gizliden gizliye olduğunu belirtir. Yunanlardan oldukça normal hatta övünülecek bir durum olduğunu, bazı filozoflarla alıntı yaparak örneklendirir. Bunun sebebi de doğanın ehvenişer (kötünün içindeki iyi ) olanı seçmesidir. Oğlancı olan kişiler ise çocuk yapmaya sağlığı müsait olmayan (bunlar genç(toy ve bilinçsiz) ve yaşlılardan oluşur) kişiler çocuk yaparsa tür kötüye gideceğinden mütevellit doğa bu kişileri "oğlancı" yapar. En yoğun kısmı ise söyleşi zira burada kadınları feci şekilde yerer. Özellikle
Aşkın MetafiziğiArthur Schopenhauer · Sel Yayıncılık · 202416,8bin okunma
Puan vermedi·928 syf.·
2026 38. kitabı
Efendinin Güzeli; son derece kusurlu bir çağda, tüm kötülüklerden arınmış olarak kusursuzca yaşanmış bir aşkın romanıdır. Öyle ki kitabı bitirdiğimde uzun süre kendime gelemedim. Büyük bir heyecanla ve 'Efendi kim, güzel kim?' merakıyla çıktığım bu okuma yolculuğu; yazarın gerçekçiliğe olan tutkusunu, kendi psikolojisini ve aşkın doğasını sürekli sorgulamasını önüme serdi; bu derinlik, bana adeta bir Stendhal veya Proust eseri okuyormuşum hissini verdi… Romanın en önemli özgün özelliklerinden biri, iç monologların yoğun kullanımıdır (on iki monolog —Ariane'nin dört, Mariette'in beş ve Solal'ın üç monologu—yüz kırk sekiz sayfaya yayılmış on iki bölüme ayrılmış olup, roman metninin yüzde onundan fazlasını temsil etmektedir. Monologların çoğunda noktalama işareti yoktur ve paragraflara bölünmemiştir, bu da kaçınılmaz olarak William Faulkner , Virginia Woolf ve James Joyce'un Ulysses'inin etkisini akla getiriyor. Görsel ipuçları olmadan , okuyucunun bu kaotik kelime akışının ardındaki anlatıcının düşüncelerini ayırt etmek için konsantre olması gerekir ; bu , anlam için zorlu bir tuzaktır. Tüm kavrayışı kaybetmeden hızlıca okumak imkansızdır. Her kelime hayati önem taşıyor… Kitap yedi bölümden ve yüz altı bölümden oluşmaktadır… • Birinci bölüm ( 1-9 . bölümler ): olay örgüsünün başlangıcı (Solal'ın Ariane'ye olan aşkının doğuşu); • İkinci kısım ( 10-37 . bölümler ): Solal'ın Ariane'yi fethi; • Üçüncü bölüm ( 38-52 . bölümler ): Aşkın başlangıcı (Solal'ın eski sevgilisi Isolde'nin ölümü); • Dördüncü bölüm ( 53-80 . bölümler ): Ariane'nin kaçırılması (kocası Adrien'in intihar girişimi); • Beşinci bölüm ( 81-91 . bölümler ): aşk ve can sıkıntısı; • Altıncı bölüm ( 92-102 . bölümler ): Aşkın reddi; • Yedinci bölüm ( 103-106 . bölümler ): Aşıkların ölümü… Romanın
Efendinin GüzeliAlbert Cohen · Ayrıntı Yayınları · 201566 okunma
Kurtuluşa giden yol
10/10
·160 syf.··
2026 8. kitabı
Zamanda Yolculuk: Bir Ulusun Kalp Atışları ​Bugün sayfalarını çevirirken göğsümü kabartan, kelimelerin ötesinde bir ruh barındıran çok özel bir eseri tanıtacağım sizlere. Naim Babüroğlu’nun kaleme aldığı "Kurtuluşa Giden Yol" ​ Alışık olduğumuz o standart, kronolojik tarih anlatılarını tamamen unutun. Bu kitap, kuru bir bilgi yığınından çok daha fazlası; adeta bir milletin yeniden ayağa kalkış senfonisi. Naim Babüroğlu, askeri tarihçi kimliğinin getirdiği o muazzam bilgi birikimini, hepimizin kalbine dokunacak masalsı ama bir o kadar da sarsıcı bir dille harmanlamış. ​Kitabı okurken çok etkilendim. Tarihin o en kritik anlarının Murat Sevinç’in fırçasından çıkan şahane illüstrasyonlarla adeta canlanması beni büyüledi. "Geldikleri Gibi Giderler" cümlesinin arkasındaki o çelikten iradeyi, İstanbul Boğazı'na bakarken hissediyorsunuz. Kocatepe’nin o dik yokuşunda, bir milletin kaderini sırtında taşıyan o dahi liderin endişesini ve hemen ardından gelen Başkomutan Meydan Muharebesi’nin o nefes kesen ritmini yaşıyorsunuz. Ve en güzeli de; tüm bu mücadelenin sonunda yükselen o ses: "Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar." ​Bu eser sadece çocuklara bir tarih bilinci aşılamıyor; biz yetişkinlere de bugün üzerinde özgürce nefes aldığımız bu toprakların hikayesini en saf, en duru haliyle yeniden hatırlatıyor. Eğer kütüphanenizde hem görsel bir şölen sunacak, hem de okurken ruhunuza dokunacak, tamamen özgün bir başucu eseri arıyorsanız, aradığınız kitap tam olarak burada işte. ​Cumhuriyetimizin 103. yılına doğru gururla yürürken, bu kıymetli eseri kütüphanenize mutlaka eklemenizi öneririm. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun! Başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere aziz şehitlerimizin ve bu vatan için canını feda eden kadın çocuk
Kurtuluşa Giden YolNaim Babüroğlu · İnkılap Kitabevi · 011 okunma
9/10
·177 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 01:28
“Sevgiyle çıkarın gölgesinde solan bir ömür..” Hüseyin Rahmi Gürpınar ~ Hazan Bülbülü 9/10 Kalemini çok sevdiğim ve okumalarına doyamadığım yazarlardan biri Hüseyin Rahmi… İşte şimdi de Hazan Bülbülü.. Güçlü gözlem yeteneği, akıcı anlatımı ve karakterleri yaşatış biçimiyle yine insanı hikâyenin içine çekiyor. İnsan ilişkilerini, kırgınlıkları ve duyguların zamanla nasıl değiştiğini sade ama etkileyici bir dille anlatıyor… Olayların içine yalnızca aşkı ya da hüznü değil; dönemin insan yapısını, toplum baskısını ve insanların çıkarları uğruna nasıl değişebildiğini de ustalıkla yerleştiriyor… Okurken bazı karakterlere kızıyor, bazılarına üzülüyor; ama en çok da Hüseyin Rahmi’nin insan ruhunu ne kadar gerçekçi yansıttığını hissediyorsunuz… Tiyatro formunda yazılması hikâyeyi daha doğrudan ve canlı kılıyor. Sahne hissiyle ilerleyen anlatım, duyguları daha keskin hissettiriyor.. Deyimler ve günlük dil kullanımı da metne ayrı bir sıcaklık katıyor… Ailesiz büyüyen bir genç kızın, kendi iradesi dışında bir hayata sürüklenmesi… Sevdiği biri varken istemediği bir evliliğe zorlanması ve sonrasında yaşanan kırılmalar… Ben en çok Şahende’ye üzüldüm… “Ömür denilen şey; sürekli değişimden ibaret.” (4) “Ah insanlar, insanlar! Siz ne zaman lafla hakikati saklamaya, değiştirmeye uğraşmak zaafından, garabetinden kurtulacaksınız?” (103) “İnsanın mayası zaafla, korkaklıkla yorulmuştur.” (135) Kalp yanılır, toplum büyütür… Hüseyin Rahmi yine insanı, insanla anlatıyor .. . . .
Hazan BülbülüHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,984 okunma
Reklam
Reklam