İran körfezi (Persian Gulf) girişinin kapısı olan Hürmüz Boğazı’nın adının kökeni, Hürmüz Adası’na ve 11. ile 15. yüzyıllar arasında bölgeye hâkim olan Müslüman Arap Hürmüz Krallığı’na dayanır. Bu krallık, Türkmen bir karakter taşımakta olup, Türkmen Emir Kutbeddin Yımtehen’in, Hûle Arapları ve Maskat kıyılarındaki Araplarla kurduğu ittifakla şekillenmiştir.
Krallığın temelleri, Emir Yımtehen’den önce, 1041 yılında atılmıştır. Selçuklu Sultanı Alp Arslan’ın kardeşi İmadüddin Kara Arslan Kavurd Bey, kendisini Kirman, Mekran, Umman, Ahsa, Katif ve tüm Bahreyn bölgesinin hükümdarı ilan ederek Kirman Selçukluları kolunu kurmuştur.
Daha sonra Emir Kutbeddin Yımtehen, 1355 yılında Hürmüz’ü Moğollardan kurtarmış; Hürmüz, Kiş, Katif, Bahreyn kıyıları, Kalhat, Kuriyat, Sohar, Horfakkan, Maskat, Ras el-Hadd, Ahsa ve Katif üzerinde hâkimiyet kurarak bağımsızlığını ilan etmiştir. Krallığa, başkenti olan adaya nispetle “Hürmüz Şahîliği” adı verilmiştir.
Hürmüz Adası’nın ismi yaklaşık 25 asırdır değişmeden varlığını sürdürmektedir. İsmin kökenine dair en güçlü görüşlerden biri, Dr. Kurbanali İbrahimi’ye aittir. Ona göre bu ad, eski Arap-Irakî dillerine dayanır ve “hurma yetiştirilen yer” anlamına gelir. Buna göre “hur / hür” kelimesi “yer, şehir”; “muz / moz” ise “hurma” anlamını taşır.
Adanın Arap sakinleri, hurma ağacına “hormug” (örmuk) adını vermekteydi. Bu isim, bölgede hurma ağaçlarının bolluğuna işaret eder. Dolayısıyla Hürmüz, yerel lehçede “hurma adası” ve boğaz da “hurma geçidi” anlamlarını taşır.
Sonuç olarak bu isimlendirme yerel ve Arap kökenlidir…