İncelememe bu kitaba ithafen yazdığım, şu satırlarla başlamak istiyorum.
Gitmek, uzaklaşmak, yolculuklara karışmak! Ancak ne kadar uzağa gidersen git, bilinmeyen yolları ne kadar aşabilirsen aş, uçsuz bucaksız tepelerde ne kadar gezersen gez. İnsan kendinden kaçabilir mi? Aklındakileri unutabilir mi? Aklını her hangi bir yolculuğun kaldırımında bırakabilir mi? Ne olursa olsun aklını da, kendisini de, düşüncelerini de bavulunun içinde taşımıyor mu? İnsan kendinden kaçamaz vesselam..
Tezer Özlü kaçabildi mi? Bence hayır..
İlk olarak kitabın adından bahsetmek istiyorum. Kitabın adını Tezer Özlü, önce "intiharın izinde" olarak düşünmüş. Ancak Ferit Edgü'den okuduğum 'her şeyin sonundayım' isimli kitapta Ferit Edgü, Tezer'e şöyle yazmış.
"Kitabına ne güzel yakışırdı YAŞAMIN UCUNA YOLCULUK. Ama sen intiharın izi'ni seçmişsin. Hele alt başlık (Pavese üzerine çeşitlemeler) kendi kendine bir haksızlık. Belki başlangıçta bu izi sürmek istedin. Ama sonra, sürdüğün iz, bir de baktın ki (yazıp bitirdiğinde baktın mı?) kendi izin. Üstelik intiharının değil, yaşamının izi. İnsanlarla dolu yalnızlığının izi. Bu "insanlarla dolu yalnızlık" Ferit Edgü.
Ve kitabın adı yaşamın ucuna yolculuk olarak değişmiş. Yani bu kitabın isim babası Ferit Edgü'dür diyebiliriz. Bu arada "her şeyin sonundayım" isimli kitap, Tezer Özlü ile yakın arkadaşı Ferit Edgü' nün mektuplaşmalarının bulunduğu kitaptır. O kitabı da okumanızı tavsiye ederim.
Geçelim bu kitaba Tezer Özlü, bu kitabında sürekli bir yolculuk halinde Berlin-Hamburg-Berlin, Batı-Berlin- Doğu-Prag-Viyana-Zagrep-Belgrad kentlerini, Demokratik Alman Cumhuriyeti, Çekoslovakya, Avusturya ve Yugoslavya, Bulgaristan ülkelerini gezerek toplamında 1041 kilometrelik uzun bir yol kat ediyor. Seyahati boyunca gördüğü görselleri, betimlemeleri ile