Sınırsızlığın yolculuğu
10/10
·128 syf.··
2022 61. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2022 01:14
İncelememe bu kitaba ithafen yazdığım, şu satırlarla başlamak istiyorum. Gitmek, uzaklaşmak, yolculuklara karışmak! Ancak ne kadar uzağa gidersen git, bilinmeyen yolları ne kadar aşabilirsen aş, uçsuz bucaksız tepelerde ne kadar gezersen gez. İnsan kendinden kaçabilir mi? Aklındakileri unutabilir mi? Aklını her hangi bir yolculuğun kaldırımında bırakabilir mi? Ne olursa olsun aklını da, kendisini de, düşüncelerini de bavulunun içinde taşımıyor mu? İnsan kendinden kaçamaz vesselam.. Tezer Özlü kaçabildi mi? Bence hayır.. İlk olarak kitabın adından bahsetmek istiyorum. Kitabın adını Tezer Özlü, önce "intiharın izinde" olarak düşünmüş. Ancak Ferit Edgü'den okuduğum 'her şeyin sonundayım' isimli kitapta Ferit Edgü, Tezer'e şöyle yazmış. "Kitabına ne güzel yakışırdı YAŞAMIN UCUNA YOLCULUK. Ama sen intiharın izi'ni seçmişsin. Hele alt başlık (Pavese üzerine çeşitlemeler) kendi kendine bir haksızlık. Belki başlangıçta bu izi sürmek istedin. Ama sonra, sürdüğün iz, bir de baktın ki (yazıp bitirdiğinde baktın mı?) kendi izin. Üstelik intiharının değil, yaşamının izi. İnsanlarla dolu yalnızlığının izi. Bu "insanlarla dolu yalnızlık" Ferit Edgü. Ve kitabın adı yaşamın ucuna yolculuk olarak değişmiş. Yani bu kitabın isim babası Ferit Edgü'dür diyebiliriz. Bu arada "her şeyin sonundayım" isimli kitap, Tezer Özlü ile yakın arkadaşı Ferit Edgü' nün mektuplaşmalarının bulunduğu kitaptır. O kitabı da okumanızı tavsiye ederim. Geçelim bu kitaba Tezer Özlü, bu kitabında sürekli bir yolculuk halinde Berlin-Hamburg-Berlin, Batı-Berlin- Doğu-Prag-Viyana-Zagrep-Belgrad kentlerini, Demokratik Alman Cumhuriyeti, Çekoslovakya, Avusturya ve Yugoslavya, Bulgaristan ülkelerini gezerek toplamında 1041 kilometrelik uzun bir yol kat ediyor. Seyahati boyunca gördüğü görselleri, betimlemeleri ile
Anlatı Edebiyat
Yaşamın Ucuna YolculukTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202114,7bin okunma
Ah Bridget Ah
8/10
·311 syf.··
Beğendi
·
2021 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2021 03:00
Bridget Jones's Diary kitabı okumadan önce kaçış filmlerimlerim arasında yer alıyordu. Kitabı okuduktan sonra hemen bu listeden çıktı. Bridget Jones benim için olmaktan korktuğum her şeye dönüştü. Otuzlu yaşlar, korkunç bir aşk hayatı, ilerlemeyen kariyer ve kitapta hiç açık bir şekilde bahsedilmese de (isim olarak yoksa inanılmaz bir şekilde açık) yeme bozukluğu korkunç bir karışım. Filmi izlerken Bridget Jones'dan sürekli olarak çok kiloluymuş gibi bahsediliyordu. Ben de oyuncu kilolu olmadığı için sanırım kitaptaki Bridget kilolu olduğundan dolayıdır diye düşünüyordum hep. Bu yüzden kitabın daha ilk cümlesinde sinir krizi geçirdim. Bridget Jones elli dokuz kiloymuş. Otuzlu yaşlarındaki Bridget Jones elli dokuz kilo ve sanki ağır yaşamlar programına katılmasına son iki kilo kalmış gibi bir muamele görüyor. Kitabı okurken sürekli otuzlu yaşlarındaki Bridget elli dokuz kiloyla şişman fobiye maruz kalıyorsa bu toplum bana ne yapar diye düşünüp durdum. Bridget'ın yeme bozukluğu korkunç bir noktada. Her kalorisini sayıyor, her gün kilo kontrolü yapıyor, bir gün neredeyse yemeyip diğer gün deli gibi yemek yiyor ve bu maalesef kitap boyu sanki çok normal bir durummuş gibi devam ediyor. Kitabı sevdim lakin okurken kendi kendime sürekli iyi ki bu kitabı lisedeyken ya da daha küçükken okumamışım diye içimden geçirdim. Eğer öyle olmuş olsaydı bu durumun normal olduğunu kabul edebilirdim yüksek ihtimalle çünkü ben de buna yakın bir mental durumdaydım. Ah Bridget keşke sana yardımcı olabilecek insanlarla tanışsaymışsın da bir sorunun olduğunu fark edebilseymişsin be kızım. Her şeyine rağmen kitabı sevdim. Okurken çok eğlendim aynı zamanda Bridget için çok üzüldüm. Bana kalırsa kitabın alt başlığında koskoca bir tetikleyici öge uyarısı olması gerekiyor. Ben yeme bozukluğu
Edebiyat
Bridget Jones'un GünlüğüHelen Fielding · Gendaş Kültür · 2000803 okunma