1. Dandanakan Sonrası Kesin Kuruluş ve İlk Hamleler.
Zaferden hemen sonra savaş meydanında Tuğrul Bey tahta oturmuş, Horasan emirleri onu selamlamış ve komşu hükümdarlara fetihnameler gönderilmiştir. Bu an, Selçuklu tarihinin "müstakil" başlangıcıdır.
Tarihçinin Anlatımı: "Dandanakan Savaşı sonunda Gazneli topraklarında Selçuklu Devleti kati olarak kurulmuş, Horasan yalnız fiili olarak değil, resmen de Gaznelilerin elinden çıkmıştır. ... Selçukluların kendilerine ait bir vatanları vardır."
2. Merv Kurultayı ve Devletin Tanzimi (1040)
Devletin kuruluş (tesis) safhası bitmiş, artık teşkilatlanma (tanzim) safhası başlamıştır. Bu kurultayda aile içindeki hiyerarşi yeniden belirlenmiştir.
Tarihçinin Anlatımı: "Selçuklu şefleri aynı ay içinde Merv’de toplanan kurultayda devletin tanzimi için bazı kararlar almışlardır. ... Yabgu üçüncü dereceye inmiş, Davud Bey (Çağrı Bey) ise birinci plana geçmiştir."
3. Diplomatik Meşruiyet ve Abbasi Halifesi ile İlişkiler
Açıklama: Halifeye yazılan mektupta, Gazneli Mesud’un kötü idaresinden bahsedilerek Selçukluların bölgeyi huzura kavuşturacağı söylenmiş ve halifenin kendilerini tanıması istenmiştir.
Tarihçinin Anlatımı: "Kurultayda alınan ilk karar, Abbasi Halifesi Kâim bi-Emrillah’a bir
mektup yazmak oldu. Bu mektupta kendilerinin evvelden beri gaza ve cihad yolunda çalışmış [olduklarını bildirdiler]."
4. Ülkenin Taksimi ve Hakimiyet Sembolleri
Selçuklu geleneklerine göre fethedilen yerler hanedan üyeleri arasında paylaştırılmış ve bağımsızlık sembolleri (para ve hutbe) hayata geçirilmiştir.
Tarihçinin Anlatımı: "Tuğrul Bey adına ilk para Nişabur'da basılmıştır (1040-1041). ... Hutbe iki kardeş adına okutulmaktadır. ... Tuğrul esas hükümdardır. Çağrı ise bir nevi Yabgu (Melik) dur."
Paylaşım Planı:
Çağrı Bey: Merv
1. Hayatı
Asıl adı Muhammed olan Feqiyê Teyran. Hicri 10. (Miladi l6.) yüzyılda Van'a bağlı Müküs (bugünkü Bahçesaray) ilçesinin Warezuz köyünde dünyaya geldi. Soy olarak Müküs beylerine dayandığı rivayet edilir. Eğitimini aynı zamanda Müküs beyi olan Mir Hasan-ı Velinin kurduğu medrese başta olmak üzere yörenin farklı ilim merkezlerinde yaptı. "Dilo Rabe"¹ şiirinin sonuna düştüğü tarih notundan, onun h. 1041, m. 1631/2 yılına kadar hayatta olduğu anlaşılmaktadır. Yakın tarihte Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı Şandis (Dayılar) köyünde onun mezarı bulundu. Mezar taşının üstündeki kitabede Feqiyê Teyran'in 1041/1632 yılında vefat ettiği yazılıdır.² Günümüzde kendi köyünde doğduğu eve yakın, geniş bir bahçenin içinde bulunan türbesi insanlar tarafından ziyaret edilmektedir.
Dipnot:
1) Ey "Mim ve Ha"yetmiş felek geçti/ Hicretten beri çok devran geçti/ Bin yıl ve kırk ve bir geçti/ Bu gazeli gün yüzüne getirmiştir" Kalk Ey Gönül şiiri, 80. Bend.
2) Bitlis Hizan'da bulunan mezar taşına nakşedilen Arapça kitabe şöyledir: "Haza merqadu's-saîd el-merhûm ila rahmetillahi Teala, Muhammed el-meşhur Feqiyê Teyran,fi sene 1041" (Bu saadetli mezar, 1041 yılında Allah'in rahmetine kavuşan ve Feqiyê Teyran adıyla meşhur merhum Muhammed'e aittir.)
1) Ey "Mim ve Ha"yetmiş felek geçti/ Hicretten beri çok devran geçti/ Bin yıl ve kırk ve bir geçti/ Bu gazeli gün yüzüne getirmiştir" Kalk Ey Gönül şiiri, 80. Bend.
2) Bitlis Hizan'da bulunan mezar taşına nakşedilen Arapça kitabe şöyl·Kitabı okudu
Geçmişten gelen birikimiyle Horasan'ın en önemli şehri durumunda bulunan Nişabur, yeni kurulan devletin de başkenti olacaktı.
....
Nitekim Selçuklulardaki hakim düşününce en başından beri daha batıya doğru ilerleme olduğundan, daha batıda yer alan bir şehrin merkez edinilmesi planlar için daha uygundu. Bu noktada Rey şehri öne çıkmıştı. Rey'in 1041 tarihinde Selçukluların eline geçmesi ve başkent ilan edilmesi dikkate alındığında, Nişabur'un başkent olarak kalması aşağı yukarı bir yıl ile sınırlı kalmıştı.
… on birinci yüzyıl filozofu tarafından Arapça yazılmış özellikle bu eseri okuması neden önemlidir? Çünkü bu kitabın yazarı Ebu Ali el-Hasen İbnü’l Heysem (yaklaşık 964-1041) duyusal deneyimi diğer optik yazarlarından farklı bir biçimde tasavvur etmişti; ve bu kavram, ta en başından beri Leonardo‘nun sanatının temelini oluşturmuş gibi görünüyor.
Sultan Tuğrul, başkent Nişabur'da devlet teşkilatını kurduktan sonra Curcan ve Taberistan'ı Selçuklu Devleti sınırları içine aldı(1041/42) ve buralardaki küçük yöresel Ziyari ve Bavendi emirlerini vasal bir statü ile Selçuklu devletine tâbi hale getirdi.