Selçuklular, 1040 yılında kendi soylarından gelen Gaznelilere karşı kazandıkları Dandanakan Meydan Savaşı ile bağımsız bir imparatorluk kurmuşlardır. 1157 yılına kadar hüküm süren bu büyük devletin tarihi, siyasi ve idari değişimler göz önünde bulundurularak beş ana devirde incelenir.
Tarihçinin Anlatımı (Kuruluş ve Tasnif)
Mehmet Altay Köymen, imparatorluğun ömrünü bir asırdan fazla bir süreyi kapsayacak şekilde şu şekilde tasnif etmektedir:
Kuruluş Devri (Takriben 940 - 1040): Selçukluların siyasi bir güç olarak ortaya çıkış ve devletleşme sancıları çektiği dönemdir.
İlk İmparatorluk Devri (1040 - 1092): Dandanakan’dan sonra devletin hızla büyüdüğü ve en parlak dönemine ulaştığı evredir.
Fetret Devri (1092 - 1117): Melikşah’ın ölümünden sonra taht kavgalarının yaşandığı ve merkezi otoritenin sarsıldığı dönemdir.
İkinci İmparatorluk Devri (1117 - 1157): Sultan Sencer dönemiyle birlikte devletin yeniden toparlandığı ve istikrarın sağlandığı devirdir.
Bölünme Devri: İmparatorluğun çeşitli amillerle mahiyet değişikliğine uğrayarak küçük siyasi teşekküllere ayrıldığı son dönemdir.
Asur kaynaklarında Muşki olarak geçen kavimlerin, Grek’ler tarafından Frig olarak adlandırılan kavimlerle aynı olduğu kabul edilmektedir. M.Ö. 1117 yılında, Muşki halkı ile Asur kralı I. Tiglat-Pileser Dicle kıyısında savaşmışlardı. Daha sonraki yıllarda da, Asur kralı
II. Sargon ile Muşki Kralı Mita üç kez Harrua (Silifke yakınları) bölgesinde savaşmışlardır. Bu iki kral arasında M.Ö. 709 yılında yapılan üçüncü savaşta ise Muşki Kralı Mita yenilerek, Orta Anadolu’ya kaçmıştır.
“Kadın yanıma gelip derdini anlattı ve kendisine yardımcı olsun diye eşim Muhammed’i sordu. Öylesine güzeldi ki o an kalbime, Hz. Muhammed’in ona el koyacağına dair şüpheler doğdu. Çünkü, onu görenin kalbine, güzelliğinden ötürü ille de bir şeyler doğardı. O yüzden Hz. Muhammed belki onu alır diye çok
korktum. Sonunda kendisine Hz. Muhammed’in çadırını gösterdim; doğruca oraya gitti. Gidiş artık o gidiş; nitekim Hz. Muhammed ona el koydu ve o tarihten sonra da artık onun eşlerin
den biri oldu. İçerde kendisine şunları söylüyor: Mademki gayen özgürlüktür, o halde benim eşim ol, ben seni azat edeyim diyor ve böylece kadınla anlaşıp evleniyor.” (267)
267. Tecrid-i Sarih. No: 1117. 7/454; Ebu Davud. Cihad. No:2633. İtk. No:3931.
Buhari, İlk. 13; Müslim. Cihad. No: 1730 (az bilgi var!); İ. Canan, age. 12/159;
TDV İslam Ansiklopedisi. 8/146; Hayal-i Sahabe. Tere. Ahmet Mey lam. 3/308: Ze-
hebı. Sireti Alam. 2/262...: İbni Sad. age. No:4122; Kastalani. age. 1/412; Halebi.
age. 3/413; İbni İshak. Tere. Sezai Özel, 322; Hakim, age. 4/26: İbni Kesir. el-Bi-
dayc.. 4/159; Taberi. MEB Tere... age. 5/527; İbni‘1Cevzi. el-Müeleba. 95; Sıfat -
i Safvc. 2/36; ibni Abdi'l Ber. age.
No:3282: Tabeıam. age. 24/58; Muhibbüddın Taberi. Scınl-ı Semin. 99...; Tarihi Hamiş. 1/474 ve daha nicelen.
Asur kaynaklarında Muşki olarak geçen kavimlerin, Grek’ler tarafından Frig olarak adlandırılan kavimlerle aynı olduğu kabul edilmektedir. M.Ö. 1117 yılında, Muşki halkı ile Asur kralı I. Tiglat-Pileser Dicle kıyısında savaşmışlardı. Daha sonraki yıllarda da, Asur kralı II. Sargon ile Muşki Kralı Mita üç kez Harrua (Silifke yakınları) bölgesinde savaşmışlardır. Bu iki kral ara
sında M.Ö. 709 yılında yapılan üçüncü savaşta ise Muşki Kralı Mita yenilerek, Orta Anadolu’ya kaçmıştır.
Merhem gibi ol, mum gibi ol; diken gibi olma! Kimseden sana kötülük gelmesini istemezsen, kötü düşünceli ve kötü sözlü olma!
Hz. Mevlânâ
Rubailer, 1117