Zihnimde var olmayanla ve var olması mümkün de olmayanla yaşmaya çalışmaktan, en sonunda var olabilecek olanı bile hayal edemeyecek hale gelmiştim. Bu zaten kaçınılmaz bir gerçekti.
İnsan, bedenini yıkadığı gibi yazgısını da yıkamalı. Kendi benliğinin ipini tutuyorsa elinde, çizgisini de çizmeli. Bir yön var oldukça kimse aynı yerde kalmaz kolay kolay
Kendine biçtiği yazgının güçsüzlüğüne kapılıp günlük hayatın insanı çürüten sıradanlığına teslim olanların korkunç yalanlarına ne demeli.
Unutulduğum günlerden yine birindeyim
Yok sayılacak kadar hayalet olduğum gün
Şahsıma direkt olarak kasıt olan o gün
Bugünü hayatımdan ne çıkartabiliyorum ne vâr edebiliyorum
Buhran içersinde sessiz bir kayık gibi sessizce gidiyorum
Bilmiyorum bu unutulmanın acısı ne zaman geçecek
Belki biraz daha kendimi insanların olmadığı o güzel kitap âlemine adamalıyım
Belki de ıssız okyanusta
Her denizcinin hayali gibi
Bende kaybolmalıyım
Belki de gerçekten yok olmam gerekiyor
Zamanın bir mesaj göndereceğine
İnanıyorum
Umarım uzun sürmez.