Kanuni Sultan Süleyman sağ kulağında daima bir küpe taşımıştır,bu küpe,kulak memesine altın bir halkacıkla takılmış bir fındık büyüklüğünde ve armut şeklinde gayet kıymetli bir inciydi.
2.Mahmud vapurla Gelibolu'ya kadar bir seyahate çıkmıştı.Dönüşte gemi Silivri açıklarında bir fırtınaya tutuldu ve geminin arkasına bağlı olan saltanat kayığı içindeki kıymetli eşyalarla beraber battı.
Bu eşya arasında padişahın sapı elmaslarla donatılmış şemsiyesi de vardı.
Lale çiçeği Avrupa'ya Türkiye'den gitmiştir.Bu bir beyaz laleydi ve adı da "TÜLBENT LALE"ydi.
Fransızca lalenin ismi olan "TULİPE" bu tülbent isminden bozmadır.
Güzel yaprakları ve güzel çiçekleriyle şehircilik bakımından büyük bir kıymet taşıyan atkestanesi ağacı Fransa'ya ilk defa olarak 1615 senesinde "BACHELİER" isminde bir zat tarafından İstanbul'dan götürülmüştür.O günden beri bu ağaç Paris bulvarlarının süsü olmuştur.
Tanzimat'a kadar memleketimizde tatbik edilmiş eski yasaklardan garip garip olduğu kadar da hazin ve tuhaflarından biri de,çarşı hamamlarına giden gayrimüslimlerin nalın giymekten men edilmiş olmalarıdır.
Her nedense hamama giden gayrimüslimlerin Müslümanlardan ayırt edilmesi düşünülmüş,gayrimüslümlerin nalınsız dolaşmaları münasip görülmüş.
Bu da kafi görülmemiş bu hamam yasağına bir garip madde daha ilave edilmiş,gayrimüslimlere verilecek peştamallere,alameti farika olarak birer demir halka takılmıştır.
18.asır vezirlerinden Kayalıkoz Ahmed Paşa,halka yerine gayrimüslimlere verilecek peştamallare birer küçük çıngırak bağlatmıştı.