ZAFER!..
"... Zafer!.. Yunanlıların gittikleri yol, Ankara değil, İzmir Yolu: daha sonra inşallah Atina yoludur..."
Hakimiyet-i Milliye (11 Eylül 1337/1921)
SEVRES ARTIK VEFAT ETMİŞTİR
"... Taarruzumuz muvaffakiyetle devam ediyor. Dün Duatepe, Çekirdeksiz ve Üçpınar'ı işgal ettik, düşmanın dünkü taarruzunu tardettik. Yunanlıların vaziyeti pek elimdir. Yunan ordusu ric'at ederken, pek fena vaziyete düşmüştür./ Avam Kamarası'nda münakaşalar: Sevres artık vefat etmiştir... "
Yeni Gün (12 Eylül 1337/1921)
İslam, özel hayatın dokunulmazlığını temel insan hakları arasında kabul eder. Bu çerçevede Kur'an-ı Kerim insanların özel hallerini araştırmayı ve kişilik haklarına saldırı demek olan arkadan çekiştirmeyi (Hucurat 49/12);
kendi evinden başka evlere (Nur 24/27) ve istirahat zamanlarında özel odalara izinsiz girmeyi (Nur 24/58-59),
hatta bakmayı (Buhari, Libas, 75) yasaklamıştır. İslam hukukçuları bu ayet ve hadislere bakarak gizli ve özel konuşmaların dinlenilmesini veya orada bulunan küçüklerden soruşturulup, öğrenilmeye çalışılmasını da haram saymışlardır. Bu çerçevede yazışmalar da konuşma gibi kabul edilmiş ve Peygamberimiz (s.a.s.) izin almadan başkasının mektup gibi özel bir yazısına bakanın, ateşe bakmış olacağını bildirmiştir. (Ebu Davud, Dua, 23)
يَوْمَ تَرَى الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ يَسْعٰى نُورُهُمْ بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ بُشْرٰيكُمُ الْيَوْمَ جَنَّاتٌ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُۚ
İnanmış erkek ve kadınları, defterleri sağdan verilmiş ve ışıkları önlerinde olarak giderken gördüğün gün onlara şöyle denecektir: "Müjde; bugün içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacağınız cennetler sizindir." İşte bu büyük kurtuluştur. [Hadid : 12]
Aybar Doğu sorununa da, 12 Mayıs 1963’te Gaziantep’te basına açık bir toplantıda değinmiştir. Doğu ve Güney Doğu illerinde yaşayan, daha çok Kürtçe ve Arapça konuşan ve Alevi mezhebinden olan milyonlarca vatandaşa, bugüne kadar genel olarak vergilerini vermiş, yurt savunmasında kanını akıtmış olmalarına rağmen, eşit yurttaş muamelesi yapılmadığını söyleyen Aybar, anayasanın yurttaşlar arasında din, mezhep, dil, ırk, sınıf ve zümre ayrımı gözetilmeyeceğini belirten 12. maddesinin harfi harfine yerine getirilmesi gerektiğini vurgular; yani, bu insanlara sırf Kürt, Arap ve Alevi oldukları için farklı davranıldığının altını çizer. Aybar bu bölgenin ayrıca bir mahrumiyet bölgesi olduğuna değinir: “Şimdiye kadar ihmal edildiklerini de göz önünde bulundurarak okulun, fabrikanın, hastanenin, kütüphanenin, tiyatronun, yolun en çoğu bu illerde açılmalıdır. Memurun en iyisi, en insancılı ve yurtseveri bu illere gönderilmelidir.”
(..)
Kürt kökenli partili Tarık Ziya Ekinci’nin dediği gibi, Aybar bunları Türkiye’de söyleyen ilk siyasal parti lideridir:
“Türkiye’nin düşünce bakımından en kısır olduğu ve Kürt sorununa değinmenin tehlike oluşturduğu 32 yıl önceki bir dönemde Aybar büyük bir cesaretle Kürt sorununu ortaya atmış ve çözümünü de göstermiştir.”