8/10
·704 syf.··
2026 16. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 12:05
Herkesin övmekten bitiremediği o şaheser Suç ve Ceza Zaman, emek ve okuma tecrübesi isteyen bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ana karakterin işlediği bir suç ve bunun üzerinden karakterin yaşadığı içsel sorgulamalar ve yan karakterlerin toplum içerisinde farklı bireyleri yansıtması olay örgüsüne zenginlik katmış. Eserleri, hayatı tüm insanlığın ortak mirası elbette okunmalı..
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma
Raskolnikov = Kemal mi?
Puan vermedi
Bazı kitaplar okunmaz, insanın içine yerleşir. Suç ve Ceza benim için de biraz böyle oldu. Raskolnikov'u okurken bir karakteri değil, modern insanın bölünmüş zihnini gördüm. Belki de bu yüzden zaman zaman kendimde de ona benzeyen taraflar buldum. Raskolnikov'un asıl suçu baltayla işlediği cinayet değildir. Asıl suç, kendisini diğer insanlardan ayrı ve üstün görmeye başlamasıdır. O, aklıyla hayatı çözebileceğini sanır; fakat insan sadece akıldan ibaret değildir. Vicdan, hafıza, korku, yalnızlık ve merhamet de vardır. Dostoyevski'nin büyük başarısı burada ortaya çıkar: Cinayetin hikâyesini değil, vicdanın hikâyesini anlatır. Kitap boyunca Raskolnikov'un zihninde dolaşırken şunu fark ettim: İnsan bazen yaptığı hatalar yüzünden değil, kendisinden kaçtığı için acı çeker. Ne kadar uzağa giderse gitsin, insan sonunda kendi vicdanının kapısını çalmak zorunda kalır. Belki bu yüzden Raskolnikov bana yabancı gelmedi. Dünyaya karşı öfkesi, insanlardan uzaklaşması, sürekli düşünmesi, her şeyi sorgulaması ve bazen kendi zihninin mahkûmu olması... Bunlar çağımız insanının da yükleri. Onunla aramdaki fark, suçun büyüklüğünde değil; insanın kendi karanlığıyla yüzleşme biçiminde. Dostoyevski bize şunu hatırlatıyor: İnsan bazen cezasını mahkemede değil, geceleri başını yastığa koyduğunda çeker. Çünkü vicdanın verdiği hüküm, hiçbir yargıcın vereceği cezadan daha ağır olabilir. Kitabı bitirdiğimde aklımda şu düşünce kaldı: "İnsan yaptığı kötülüklerle değil, onları haklı çıkarmaya çalıştığı anda kendini kaybetmeye başlar."suç Suç ve Ceza Fyodor Dostoyevski
Psikoloji
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·224 syf.··
2026 60. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 17:37
selamlar herkese! bugün sizlere İskender Pala’nın Soygun kitabından bahsedeceğim. Soygun’a büyük bir merakla başladım. kitap, 1826 İstanbul’unda, Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasının ardından yaşanan çalkantılı dönemde geçiyor. ancak eser yalnızca bir soygun hikâyesi anlatmıyor; bir devrin kapanışına ve insanların bu değişim karşısında verdikleri mücadeleye de tanıklık etmemizi sağlıyor. yazarın kaleminde en sevdiğim şeylerden biri tarihî atmosferi kurma biçimi. İstanbul sokakları, saray çevresi, dönemin insanları ve gündelik yaşamı öyle canlı aktarılmış ki zaman zaman kendimi olayların geçtiği dönemde yürüyormuş gibi hissettim. tarihî detaylar hikâyenin önüne geçmiyor, aksine kurguya güç katıyor. kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri ise İskender Pala’nın bölümler arasında kullandığı “zincirbend” tekniği oldu. her bölümün son cümlesinin bir sonraki bölümün ilk cümlesiyle devam etmesi romana çok akıcı bir ritim kazandırmış. bu nedenle sayfalar hızla ilerliyor ve merak duygusu hiç kaybolmuyor. Soygun, dışarıdan bakıldığında bir polisiye roman gibi görünse de aslında hırs, sadakat, güven ve aşk üzerine kurulmuş bir hikâye. özellikle karakterlerin verdikleri ahlaki mücadeleler beni olay örgüsünden daha fazla etkiledi diyebilirim. kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey yalnızca çalınmak istenen mücevher değildi; insanların tutkuları uğruna neleri göze alabilecekleri sorusuydu. ayrıca romanda eski ile yeninin, geçmiş ile geleceğin çatışmasını da görmek mümkün. bir yandan büyük bir değişimin eşiğinde duran bir imparatorluk, diğer yandan kendi iç savaşlarını yaşayan karakterler var. bu yönüyle kitap yalnızca bir macera ya da polisiye değil, aynı zamanda insan ruhuna dair de pek çok şey söylüyor. benim için Soygun, tarihî roman ile polisiye kurgunun başarılı bir
1000Kitap
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,290 okunma
Şah & Sultan
Puan vermedi·390 syf.··
2026 2. kitabı
·
176 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 19:35
Çok üzülüyorum bittiğine ya, valla. Aranızda okuyanlar var mı bilmiyorum ama bence çok yoğun bir kitaptı. Yoğun bir kitaptı deyince aklınıza çok süslü laflar kullanılan, zor okunan, olayların akmadığı bir kitap gelmesin ama duygular çok ön plandaydı ve ben açıkçası bu özelliği çok beğendim, kitap bitti ve kitabı yaşamışım gibi hissediyorum. Eğer çok fazla iç çözümlemelere vs tahammül edemeyecek biriyseniz belki o zaman sıkılabilirsiniz ama bunun dışında herkese tavsiyemdir kesinlikle : alın okuyun :D EDA Şah ve Sultan İskender Pala Bütün bunlar bir yana yazar İskender Pala'dan da bahsetmeden geçmek istemiyorum. Kitabın arka planında nitelikli bir araştırma var belli. Büyük ölçüde hikayede objektif davranılmasının ve tarihsel içeriklerin en güzel şekilde kullanılmasının kitabın böylesine kaliteli olmasında büyük bir payı olduğunu düşünüyorum. İşte tam da bu yüzden teşekkürler İskender Pala .
1000Kitap
Şah ve Sultanİskender Pala · Kapı Yayınları · 202537,9bin okunma
Ne kitaptı be ! Bu da benim gözümden
Puan vermedi·704 syf.··
2026 23. kitabı
‎Suç ve ceza romanı dünya edebiyatının neredyese en popüler romanlarından biridir. Peki ama neden? ‎ Romanın baş kahramanı Rodion Romanovic Raskolnikov kız kardeşi ve annesinden uzakta, başka bir şehirde ; köhne , ıssız ve yoksulluk akan bir binada kiraladığı bir odada ; hukuk öğrencisi olarak eğitim görmekteydi . Lakin yetişmeyen kira, çıkmayan okul masrafları, bu yokluktan ve cefadan bir türlü çıkamayan ve neredeyse eğitimini bile fakirliği sebebiyle yarım bırakmak mecburiyetinde kalan Raskolnikov aklının zalim oyunlarına yenilerek kendini bir anda rehineci bir kadını ve onun bu cami hâline şahit olan rehineci kadının karnındaki bebeğin canına katla derken buldu kendini. işte onu bitirn , kendine asıl zulmü yaratan bu adımı; Raskolnikovu darmaduman eden asıl şeydi. Onu bitiren asıl şey yoksulluk ya da hayatın cefası değildi .Onu asıl bitiren şey bu işlediği suçun kendi içerisinde ,kendi düşünceleriyle ,belirsizlikleriyle onu yitiren; psikolojisiydi. Zaten onu dünyada şöhretli karakter durumun getiren şey tam olarak Dostoyevskinin engin kaleminden çıkan bu melankolik zihinin içinde kopan fırtınalar ile Raskolnikovun mücadelesini ince ve sık bir şekilde okura geçirmesiydi . Romanda Raskolnikovun işlediği bu cinayeti bı türlü itiraf etmemesi ve herkesin onun katil olmadığını sanması yahut onlardan saklayabildiğini sanması onun en büyük hatalarının ve budalalığının bir simgesidir. Çünkü romanda Raskolnikovun içinde yaşadığı o kötü çıkmaz ruh halinin dışarıya o kadar vurulmuş bir haldeydi ki herkes artık onun cani bir katil olduğunu biliyor fakat kimse ona bunu açamıyordu . Çünkü Dostoyevski yan karakterlerini kullanarak toplum tarafından Raskolnikova , artık edilen her imanın altında onun katil olduğunu bildiklerini anlamasını ve onun itirafa doğru sürükleyen
Duygu ve Düşünce
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma
İnsandan kaçmak kolay, kendinden kaçabilirsen.
Puan vermedi·704 syf.··
2026 213. kitabı
Romana başlamadan gizemli bir cinayet bekliyordum ama suçun psikolojik yönüne bu kadar dokunacağını tahmin etmiyordum açıkçası. Suç nedir? Başkalarına zarar vermek mi yoksa kişinin ve toplumun vicdanına ters gelen herşey suç mudur? Suç işleme isteği kişide doğuştan mıdır? Yoksa fırsatını bulan herkesin suça eğilimi olabilir mi? Suçun cezası hapis, kürek cezası vesaire fiziksel zorlamalar mıdır? Yoksa kişinin vicdanının dayanılmaz bir ağırlıkla tepesine binmesi mi? Romanın ana kahramanı Raskolnikov ilginç bir karakter. İşlediği cinayet para için mi, hastalığından mı, öldüreceği kişinin yaşlı ve topluma faydasız olduğunu düşünmesi mi? Ya da hepsi birlikte mi cinayete sebep olmuştur? Aslında niyeti ilk aşamada para olsa da sonrasında iç sesi ve hisleriyle karşı karşıya kalınca çaldığı paraları dahi ne saymıştır ne de kullanmıştır. Kitaptan benim anladığım tek cümle ile En büyük mahkeme insanın kendi vicdanıdır orda aklanmayan rahat edemez. Dostoyevski müthiş bir yazar, eseri de kendi gibi tâbi. Derler ki: Kısa bir mutluluk döneminden sonra büyük romancı ölünce, cenaze töreninde eşi Anna’ya, “Çok genç bir kadınsınız, yeniden evlenecek misiniz?” diye sordular. Anna bu soruyu, müthiş bir karşı soruyla yanıtladı: “Dostoyevski öldü, Tolstoy ise çok yaşlı. Dünyada evlenecek başka erkek var mı ki?” Suç ve Ceza Fyodor Dostoyevski
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma