ÖMER

ÖMER
@1234asz
Allah kuluna kâfi değil mi? (Zümer Suresi, 36. Âyet)
Hoca
Diş hekimi
24 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Fildişi kulede oturan san'atkârın her edâsından sızan şudur: "Ben anlaşılamıyorum!" Bu şikâyetin âhenginde dışarı âleme teklif etmek istediği bir BEN hasreti gömülüdür. Onun içindir ki, dışarısıyle alış veriş yapan her geçer akçeye düşman; ve dışarısı, değersiz insanları visâline alan zevksiz bir kadınmış gibi ona küskündür.
Reklam
Fenalıklara Değil İyiliklere Bak
Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile alâkalı Hz. Muâviye (r.a.) şöyle anlattı: Bir seferde Resûlüllah Efendimiz’in (s.a.v.) matarasını taşıyan Hz. Ebu Hüreyre (r.a.) rahatsızlanmıştı. Ben hızlı davranarak hemen Resûlüllah’ın abdest aldığı matarayı aldım, hürmetle Resûlüllah Efendimiz’in eline su dökmeye başladım. Resûlüllah Aleyhisselâm bana bakınca heybetinden başımı eğdim. Sonra Resûlüllah (s.a.v.) bana tekrar baktı ve: “Ey Muâviye (r.a.), eğer Müslümanların işlerini görmek sana verilirse Allâh’tan kork ve adaletle hareket et.” buyurdu. Bundan iyice anladım ki bu iş, benim başıma gelecektir. Abdest suyunu dökmeye devam ettim. Sonra Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) ikinci defa baktı ve: “İyi bil ki benden sonra ümmetimin işlerinin başına geçersin. O vakit geldiğinde sen onların iyiliklerine bak, suçlarına ve fena hallerine bakma.” buyurdu. Bundan dolayı Hz. Muâviye (r.a.), insanlara hep yumuşaklık ve tatlılıkla davranırdı. (İslam Tarihinden Altın Sayfalar, Fazilet Neşriyat)
İnsanoğlu , büyük kabiliyetlerle ve donanımlarla dünyaya gelir. Ne var ki bunlar zamanla körelir, köreltilir. Eğitimde hedef, onlara bir şeyler katmak değil onlarda var olan hususiyetlerin ortaya çıkmasını sağlamak olmalıdır. Çocukların doğuştan getirdikleri özelliklerini korumak, bu yüzden, fıtrata uygun bir eğitimle mümkündür.
'.. kader meselesi, özellikle Emevîlerin bazı idarecileri, halka zulmettikten sonra "bu sizin kaderiniz" diyerek yaptıkları zulümleri, mazlum kişilerin kaderlerinin bir gereğiymiş gibi göstermişlerdi. Bu ise, bazı insanların "kader" meselesine tepki göstererek onu reddetmelerinde etkili olmuştu.'
İman ile bilgi arasında doğrudan bir ilişki vardır. İman kilise dogmatizminde olduğu gibi kör bir teslimiyet değil, bir ön aydınlanmadır. İman ufku açar. İman zifiri karanlıkta havaya atılmış bir işaret fişeğidir adeta; ufku aydınlatır, adım atacagin yeri gösterir
Din
Reklam