Nedeninin anlamsızlığıyla yaptığı iş arasında bas bas bağıran bir orantısızlık olduğunu görmüyor muydu? Tasarladığı şeyin aşırıya kaçtığım bilmiyor muydu? Evet, ama onu çeken de bu aşırılıktı zaten. Mantıklı olmak istemiyordu. Ölçülü davranmak istemiyordu. Ölçüp biçmek istemiyordu, mantık yürütmek istemiyordu. Tutkunun, tanım olarak aşırılık olduğunu bildiğinden tutkusuna hayrandı. Başı dönüyordu coşkudan, bu baş dönmesinden kurtulmak istemiyordu.
Çocuk, kız için var olmayan bir göğün altında yaşıyordu. Artık onu aramıyordu, kız da onu aramıyordu. Çocuğun anısı onda ne aşk, ne nefret uyandırıyordu. O aklına geldiğinde, ne düşünce vardı, ne heyecan; uyuşmuş gibi oluyordu.
Bütün öngörüler yanılır; bu, insana bahşedilmiş çok nadir kesin bilgilerden biridir.
Ama öngörüler gelecek hakkında yanılsa da kendilerini dile getirenler hakkında doğruyu söyler, onların şimdiki zamanlarını nasıl yaşadıklarını anlamak için en iyi anahtardır.