Semra Ok

Semra Ok
@1280_
Ilgaz'ın annesi
Emekli
Lise
Edirne
instagram @karabulut_ok
113 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·72 syf.··
Beğendi
·
2021 73. kitabı
Henüz 13-14 yaşlarında bir kız çocuğudur Tezer Leyla Erbil'le tanıştığında. Ağabeyi Demir Özlü ve ablası Sezer'le evlerine girip çıksa da, asıl dostlukları Erden Kıral'la evlenince pekişir. Kızı Deniz dünyaya gelir. Erbil'in de Arnavutköy'e taşınmasıyla ilişkileri derinleşir. Çocuksu kahkahalar birlikte atılan protestolara dönüşür. Tezer, kendisinin de içinde olduğu 1 Mayıs 1977 kanlı eyleminden sonra kendine gelemez. Yaşanılanların ağırlığı altında, "burası bizim yurdumuz değil ki, burası bizi öldürmek isteyenlerin yurdu" diyerek ülkeyi terk edeceğine dair yemin eder. Ardından yaşadığı başka olumsuzluklar da eklenince kendini yurtdışında bulur. Zürih, Berlin derken, eşinden dostundan ayrı, özlemle geçen günler başlar: "Evimiz aydınlık, pırıl pırıl ve sıcak. Önünde bir Boğaz eksik" diye hasretliğini dile getirir sıkça mektuplarında. Kitap, Leyla Erbil'in Önsöz'üyle başlıyor. Ve Mektuplar başlığına kadar Tezer'i bize anlatan satırlarla bezeniyor. Mektuplar bölümünden itibaren de Tezer'in Leyla Erbil'e gönderdiği mektuplar bizi bizden alıp bambaşka bir dünyaya sürüklüyor. Tezer'in içsel yolculuğuna, ağrılarına, acılarına, sancılarına derman olamasak da; ülkesindeki ve dünyadaki gelişmeler hakkında yazdıklarına, aşklarına, bulunduğu yerlerin dokusuna, sosyoekonomik durumuna dair söylediklerine, sitemlerine, öfkesine 2021 yılında bile ortak oluyoruz. "Tezer Özlü'nün yaşamı acıyla, ölümle, intihar duygusuyla, canlılık ve yaşam tutkusuyla iç içeydi" diye özetlemiş Erbil. Mektuplarını okuyunca hak verdim Erbil'e. Mektuplarında yerdiği kişiler de var Tezer'in. Ama onlar kim bilemiyoruz. Çünkü, onlar sadece baş harfleriyle konuk oluyorlar: "Derdi kişiler değil, zihniyetlerdi, bu yüzden biz onları anlaşılmaz kılmaya çalıştık" diye belirtmiş Erbil. E merak da etsek, sineye
1000Kitap
Tezer Özlü'den Leyla Erbil'e MektuplarTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 20222,674 okunma
Reklam

Semra Ok

, bir kitap okudu
Puan vermedi·72 syf.··
Beğendi
·
2021 73. kitabı
Tezer Özlü
8.3/10 · 2.674 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
Beğendi
·
2021 72. kitabı
Yasemin, gece uyuyup gündüz düşünen; Emin ise, rüyalarında olanları gündüz yaşamaya çalışan, gündüz yaptıklarını da rüyalarına sokmaya çalışan bir ressamdır. Çınar ağaçlarının gölgesinde, bulutların maviliğinde, esen yelin dans ettirdiği yapraklarda mutlu olup huzuru arayan, küçük yaştan itibaren kendisini seven ve kendisinin de sevdiği bir kadınla evlenip ileride köyde yaşamak isteyen Emin ile insanın insandan güç aldığına inanan, kalabalıklara dönük yaşamak isteyen, öyküler yazıp biriktiren, yakınlarının kaybından "korku"larıyla yaşayan Yasemin'in hikâyesi. Bir hafta arayla âşık olan ve sevgililerini aynı gün yitiren iki arkadaşın yolculuğu. Yüreklerindeki aşk acısından ormana çekilen Emin ve Yasemin'in geçmişle girdikleri hesaplaşmaları "bilinç akışı" tekniğiyle bizi de ortak eden Latife Tekin, ormanın büyülü atmosferini güçlü metaforlar kullanarak aktarıyor. Ormanda Ölüm Yokmuş, "Doğa methiyesi olduğu kadar bir kültür eleştirisi olarak da okunmalı. Zira kent yaşamının insanda yol açtığı duygusal ve zihinsel sorunlar resmedilirken, doğayla uyum üzerine kurulu bir ilişki kurmanın kaçınılmazlığı da vurgulanıyor". Latife Tekin'in kitaplarını okumak çok kolay değil. Her ne kadar "duru, dingin bir anlatım benimsediği" söylense de bu kitabında, Tekin'le ilk defa tanışacaklar için doğru bir seçim olmayabilir, Sevgili Arsız Ölüm daha doğru bir seçim olacaktır. Doğadan uzaklaştığımız günlerde ağaçların hışırtısı, kuşların cıvıltıları eşliğinde Emin ve Yasemin'in şiir tadındaki diyaloglarını dinleyerek ormanda yürümek belki de benim gibi size de çok iyi gelecek...
Ormanda Ölüm YokmuşLatife Tekin · Can Yayınları · 2019627 okunma
Puan vermedi·140 syf.··
Beğendi
·
2021 71. kitabı
"Keşke insanlar da yunuslar kadar iyi olsaydı." Ege kasabasında balıkçılıkla geçinir Mustafa. 7 yaşında oğlu Deniz'le birlikte denize açıldıkları bir gün kayığının alabora olmasıyla dev dalgalar oğlu Deniz'i alır ve cesedini dahi geri vermez. Çocukluk aşkı Mesude'yle yıkılırlar. İyice içine kapanan Mustafa gene denizden döndüğü bir gün iki ceset kayığına çarpar. Her zaman ilgilendiği yunuslardan Baba Yunus, cansız bir bebek getirir burnuyla ittirerek Mustafa'ya. Çekilen evlat acısına hediyedir adeta. "Aslan balığı, balon balığı, sarpa, balık çiftlikleri derken şimdi de cesetler basmıştı denizi." Acısı yetmezmiş gibi, bilmedikleri denizlerden gemilere ağırlık yapsın diye doldurulan sularla denizlerimize gelen, denizde ne var ne yok yiyen, ağları sivri dişleriyle parçalayan istilacı balon balıkları, ekmeğini atalarından beri denizden çıkaran Mustafa gibi tüm balıkçıları canından bezdirir. Bir tek istilacı olan balıklar mıdır? Kaç kuşaktır bilinmez oturdukları evlerin sahipleri dışında, Tanrı'nın nimetleri olarak gördükleri dağın, taşın, denizin, havanın da istilacıları vardır. Hem de en tehlikeli türdür onlar. Denizlerine kurulan balık çiftlikleri, dağlarına göz diken maden şirketleri, siyanürlere altın çıkarma girişimleri, otel yapmak için talan edilen ormanları, zehirli sulara karışan otu börtü böceği ... Tüm bu doğa katliamına karşı verilen dilekçeler, yapılan yürüyüşler, sessiz kalmayan köylüler, destek için gelenler, havada uçuşan coplar, gözaltılar, sonuçsuz kalan talepler... Samir bebekle birlikte göçmenlerin dramına ortak eden; "coğrafya kader midir?" sorusunu bir kez daha sorgulatan; rant uğruna talan edilen, peşkeş çekilen doğamızı korumak adına verilen mücadeleyi gözler önüne serip dersler çıkartan Balıkçı ve Oğlu bağrında dram barındıran bir kitap.
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,5bin okunma