"Aşk biter ama hikâyesi kalırdı geriye. Aşkın hikâyesiyse kendisinden daha güzeldi. Kendimi bir hikâyenin ağırlığıyla yollara vurdum. Başkalarına yaktığım ağıtlara sakladım içimi. "
20.li yaşlarda alır kalbine ilk sızıyı. Sevdiceği çeker gider. Bekler günlerce yolunu. Gelene geçene sorar. Gelmez. Sonunda doğduğu, büyüdüğü Kırşehir dar gelir. Giyer kapkara elbiseyi, düşer bir gece yarısı yollara. Dağ tepe gezerken Sivas'ta saz âşıklarına rast gelir. Ali'sini sorar onlara, bilemezler. Söylediği türküyü mırıldanır, Arguvan'a git derler. Acısı bağrını deler, 2 yıl boyunca açılmayan ağzı ağıtlar yakmaya başlar. Her yas evi onun içli sesiyle gözyaşı dökerken, dağda bayırda sesi yankılanır. Onlar ölüsüne, o ise kara bahtına yanar.
50 yıl boyunca yolunu gözlediği, hasretinden kavrulduğu adam bir gece rüyasına girer. Ağıtçı Kadın, "gel" diyen sesin ardından yollara düşer. Yırtık elbisesi, aslanağızlı asasıyla, Arguvan'dan kalkıp Erzurum'un ayazında Bursa'nın lodosunda; yakılmış, yıkılmış, göç ettirilmiş halkın ardından boşaltılmış köylerde; akan derelerin arasında diyar diyar iz sürerken sanır ki, "yeniden çözülecek yıllardır donmuş halde bekleyen" musluğu. Avuçlarını "açınca gürül gürül bir su değecek" yüzüne. "Aşktan ölmüşlerin ruhuna ılık ılık akıp serinletecek" içini Heves Ali'si. O her "gel" dedikçe usanmadan düşer yollara, ayın şavkı vuruncaya değin kefeninin üstüne, bırakmaz "sevda masalının" peşini.
1977, Diyarbakır/Ergani doğumlu Kemal Varol, Ağıtçı Kadın'ın acılarına kadim halkların gözyaşlarını akıtırken, sürgün yüreklerine yakın tarihimizde çekilen acıları da ortak etmiş. Artin'in bavuluna sığdırdığı kırgınlığı Gomidas melodisinde, Ağıtçı Kadın'ın kırgınlığını ise Heves Ali'nin 3 telli bağlamasından çıkan türkülerde buluşturmuş. Memleketin üstündeki karabulutları